Çarşamba, Kasım 25

sakız iki..

boş zamanlarımda bol bol ve boş boş düşünmeyi seviyorum.. gençliğimi ve dinçliği buna borçluyum.. aldığım kalorilerin önemli bir miktarını grimtrak beyin hücrelerimde yaktığımı ve bu sayede formda kaldığımı söylediğimde götüyle gülen tombalaklar bu toğorime az biraz itibar etseydi o iğrenç lahana çorbasına talim etmek zorunda kalmazlardı.. canları arafa.. umurumda değiller.. umurumda olan şu.. geçen gün sakız çiğnerken önemli bi farkındalık yaşadım.. sakızın düşünce dünyasındaki yeri ve önemi de başlı başına bi ansiklopedi konusudur ya.. onu da geçiyorum..

şekerli sakız.. ambalajından çıkarıp ağzıma attığımda hem ferahlatan bi tadı hem de bolca şekeri var.. keyfime diyecek yok.. çiğnemeye devam ettikçe tadı kaçıyor.. sakız küçülüyor.. çenem yoruluyor.. ilk başta aldığım tattan eser kalmıyor.. artık o sakızın ağzımda olmasından hiç hoşnut değilm fakat şuursuzca çiğnemeye devam ediyorum..

sadece sakız değil.. en sevdiğim kuru yemiş olan badem de öyle.. yediğim ilk bademin damağımda bıraktığı latif tat yemeye devam ettikçe kayboluyor ama ben tükenene kadar şuursuzca yemeye devam ediyorum.. o anda hafızam sıfırlansa ve çğnediğim şeyin ne olduğu sorulsa emin olun doğru cevap veremeyebilirim..

sadece badem değil.. televizyon dizileri de öyle.. ilk sezonunu ayıla bayıla izlediğim bir dizinin dört gözle beklediğim ikinci sezonu baygınlık geçirmeme sebep olabiliyor.. tabi yine izlemeyi bırakmıyorum.. ilk zamanlarının yüzü suyu hürmetine sevmeye sevmeye izlemeye devam ediyorum..

sadece televizyon dizileri değil.. insan ilişkileri de böyle.. yeni tanıştığımda pek bi hoşlandığım ve beraberken zamanın dışına çıktığım insanlar oluyor.. çok geçmeden zaman kendisini ihmal etmemin intikamını alıyor ve beni o insan evladından soğutuyo.. garip ama zamandan başka hiçbir etken yok bu uzaklaşmada.. o neredeyse aynı o.. ben hemen hemen aynı ben.. bir insanın değişimie yetecek kadar da zaman geçmemiş üstelik.. fakat gariptir ki insan bile eskiyor.. yeniyken verdiği tadı vermemeye başlıyor.. sıradan bir sarf malzemesinden hiçbir farkı kalmıyor.. zamanın tek bir sinirli dokunuşuyla görmek için can attığım insan kaçmak için takla attığım insana dönüşüyor..

sadece insan ilişkileri değil hayatın kendisi de bütün olarak böyle.. televizyon dizileri gibi yani.. badem gibi yani.. şekerli sakız gibi yani.. ambalajından çıkarıp ağzıma attığımda hem ferahlatan bi tadı hem de bolca şekeri var.. keyfime diyecek yok.. çiğnemeye devam ettikçe tadı kaçıyor.. sakız küçülüyor.. çenem yoruluyor.. ilk başta aldığım tattan eser kalmıyor.. artık o sakızın ağzımda olmasından hiç hoşnut değilim fakat şuursuzca çiğnemeye devam ediyorum..

bunları fakettim etmesine de dosya kapanmadı.. kendimden sual ettiğim başkaca sorular var.. yeniye olan zaaf bir çeşit kişilik bozukluğu mudur.. bu hal hep böyle miydi.. yoksa tüketim zehirlenmesinden önce işleyiş farklı mıydı.. bir yeninin ortalama raf ömrü ne kadardır.. letafetini koruması için yapılabilecek bi şey var mıdır.. yeni olan daha yenisini görünce mi eskir.. eskiyince mi daha yenisi ortaya çıkar.. ben ne ara bu kadar yeni bağımlısı oldum.. teşekkür ederim.. lavuğa başka sorum yok sayın yargıç..

11 yorum:

Enteldantel! dedi ki...

Bilom diye söylemiyorum, kendisi haklı.

Zaten bilom diye söylesem kesin haksız bulurdum.

Edward Ander dedi ki...

hocam bir de şöyle bir olay var;

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=marjinal+fayda

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=azalan+marjinal+fayda

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=marjinal+fayda+yakla%C5%9F%C4%B1m%C4%B1

Edward Ander dedi ki...

oha! onlar link olacaktı.. neyse c/p yap bi zahmet. =)))

yesari dedi ki...

evettt...ama her yeni güzel değildir..ve ya her yeniyi sevmem ben...misal yeni profil resmin:))

fevkalade olağan dedi ki...

bilom haklıdır diyosa haklıyımdır.. o kadar..

edvırıt.. bi an komple ekşi sözlüğü okutucaksın sandım.. ehhi.. yukarda anlattığım his azalan marjinal faydaya benziyo ama biraz da fazlası var.. nasıl diyim.. daha duygu-yoğun bişey.. eskiler ülfet peyda etmek veya ünsiyet kesbetmek ile anlatmış.. sürdüğün parfümün kokusunu alamamak gibi.. fayda devam ediyor ama ben hissetmiyorum.. sanırım aynı şeyleri tekrar edip duruyorum..

yesari.. senin de dert ettiğin şeye bak.. az biraz bekle o da eski olucak.. di mi ama..

potatiumk dedi ki...

bademden bezdim, insanlardan bezdim, hayattan bezdim lakin bu blogdan bezmedim. ay lav dis blog (mehmet ali erbil'i öven osman yağmurdereli gibi ol, birden ortalıktan kaybol)

fevkalade olağan dedi ki...

taam la yeter.. yapıcaz röportajı bi ara.. pohpohlama artık..

kaba şimşek dedi ki...

bigün seri katil olsam sakız çiğneyen erkekleri öldürürüm ben :/

fevkalade olağan dedi ki...

yabbrak.. seri katilmiş.. en babası seri sonu ihraç fazlası falan olur senden..

kaba şimşek dedi ki...

neyse ki böğün bayram!! yoksa seni okurlarının önünde çok pis bozardım!

hibon dedi ki...

doktorlar bu tür durumlarda çam sakızı öneriyorlar