Salı, Kasım 3

10 CLS


yaş onbir.. sene dokuzyüzseksendokuz.. liselerin altı-yedi yıl olduğu tarih öncesi çağlar.. bilgisayar icat edileli baya bi zaman olmuş ama insanların zihnindeki bilgisayar fotoğrafı bir daktilo ve bir televizyonun seviyeli birlikteliğinden alınmış mutlu bi kareden ibaret.. bilgisayar programclığıma ilk ve yegane adımımı attığım yıl.. okuduğum lisede seçmeli bilgisayar dersi var.. o dönemde her konuda olduğu gibi seçimi benim yerime bir başkası yapmıştı ama ben de memnumum..

bilgisayar öğrenmeye fotokopi bir kitabın sayfalarını hayranlıkla çevirerek başlıyorum.. önce teori.. sonra biraz daha teori.. sonra bokunu çıkarana kadar teori.. bir dönem geçiyor.. elime bilgisayar klavyesi değmemiş.. mouse desen hak getire.. o dönemde henüz icat edilmemiş.. yolda görsem bomba ihbarı yaparım.. hülasası kamasutra bilen bakir erkekten hallice bi vaziyet..

ikinci dönem bilgisayar laboraturaına gideceğiz ümidiyle kitabı sular seller gibi yutmuşum.. çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanan ben ascii kodlarını yüz metreden teşhis ediyorum.. rüyamda bilgisayar kullandığımı görüp kamyon deviriyorum.. dört saniyelik rüyayı arkadaşlarıma dört saat kadar anlatıyorum.. onlar da tahrik oluyor.. mehlika sultana aşık yedi cüceler gibi gün sayıyoruz ve o gün geliyor..

binbir tenbih ve tehdit eşliğinde bilgisayar laboratuarına adım atıyoruz.. o an hissettiklerimin aynısının tıpkısını nasaya giden ilk türkten sorup öğrenebilirsiniz.. içeri giriyorum ama hala bir bilgisayarla göz göze gelebilmiş değilim.. çünkü hepsinin üstü örtülü ve hoca aç komutunu vermeden örtüyü açanı sikerteceğini defaatle söylemiş.. yapar da.. yemekhane kapısında dikilip tırnak kontrolu yapan kıl mı kıl bi adam.. yine de mutluyum.. bir bilgisayarla aynı havayı tenefüs etmek bile kalbimin ritmini coşturmaya yetiyor.. bütün ciddiyetimle hocayı dinliyorum.. o an aletlere yüz görümlüğü olarak çeyrek altın takıcaksınız dese inanırım.. o kadar da saf ve savunmasız olduğum bi dönem.. kalbimde bilgisayar aşkı.. başımda kabak yelleri.. dudağımda bi ıslık.. yok lan ıslık yok.. flaşbek.. hoca sikertir..

ve hayal kırıklığı.. ısınan havayla yükselen beklentilerin on bin fitten düşüp bal kabağı gibi paramparça oluşu.. sihirli değnekle eşdeğer tuttuğum aletin tek bi numarası var.. hangi tuşa basarsan ekranda o çıkıyor.. ekrana iki çizgi çızıttırmak için 10 cls ile başlayan ve sayfalarca süren komut yazmak gerekiyor ki ben aynı çizgiyi gözüm kapalı tek hamlede çizerim.. erken yaşta başladığım programcılıktan tez zamanda soğuyorum.. yıllarca bilgisayar görmek duymak konuşmak cazip gelmiyor.. batının ilmini almamı bekleyen büyüklerimi jön türklerden sonra bir de ben hayal kırıklığına uğratıp atari bilgisayarı döver olumcuların saflarında yerimi alıyorum..

şimdi durduk yerde ben bunları neden anlattım.. çünkü.. yirmi yıl sonra farkettim ki bu deneyim aslında benim kişisel tarihçemin olabilecek en kısa özetiymiş.. tarihin tekerrürle olan imtihanı hep aynı notu vermiş..

10 CLS
20 SIÇ

4 yorum:

Aslı dedi ki...

sikertmek nedir yaa, koptum!

fevkalade olağan dedi ki...

benim bulduğum uydurduum bişey değil.. valla ben yapmadım.. sevimli de kereta.. insan bi kere alıştımı kullanmadan edemiyor.. yine de ayıp tabi.. yok lan değil.. taam biraz ayıp.

potatiumk dedi ki...

4 sayfa kod yazıp ekranda yanıp sönerek bir şeylerin yazmasını sağlayabilen tanıdıklarım var o döneme dair. ayrıca elbette ki atari bilgisayarı döver üstadım.

aa bak ne güzel yorum dedi ki...

yazının ortalarında biryere kadar "lan, lan! bu benim işte" demeye başlamıştım ki sen bu proğramcılık hevesinden biraz erken yan çizdin. ben en azından 5 rakamlı line numaralarına falan gelebilmiştim.

10 CLS
20 PRINT "hello world"