Pazartesi, Haziran 29

acımadı ki..

bak hayat.. hayatcım.. güzel arkadaşım.. yapma bunu.. üzüyosun beni.. üstüme üstüme geliyosun.. ben seni sevmek.. sana bağlanmak istedikçe.. sen götü kalkmış sevgili tripleriyle siktiri çekiyosun.. beni serdar ortaçın kucağına kucağına itiyosun.. yapma bunu.. bütün samimiyetimle ağzını burnunu kırarım ki yapma..

orta vadede askere gidecek olmak yeterince canımı sıkıyor.. sen hiç ilişmesen ben bunu gayet de büyütüp kişisel dramımı yazıcam zaten.. bok mu var da sülaleyi evime toplatıyosun.. hadi bunu da reva gördün.. kınaydı düğündü neden servis şoferliği yaptırıyosun.. ben ki kendi düğünüm hariç -o da belki- başkaca bir düğüne adım atmamaya and içmiş prensip sahibi bi insanım.. yapılır lan bana mı bu.. kıyılır mı bu koç yiğide..

tamam bununla da mücadele edebilirim.. sana olan sevgimden eyvallah çekebilirim.. o da olmadı en azından kafamı çevirip haspunallah çekebilirim.. peki ya tam bunca işin gücün arasında araba muayenesi gibi bi angaryayı.. hem de sıcaklığın mevsim normallerini siklemediği bi günde.. neden ulan neden.. neden üstüme atıp kaçıyosun göt..

tam herşey bitti.. sırasıyla hepsinden tek tek kurtuldum derken.. işte bu hiç olmadı.. herşeyi beklerdim.. ishal olmak dışında.. lan tuvaletten çıkamıyorum insafsız.. acaba gaz mı.. haffiten salmaya başlasam donu pantolu boka mı bulayacağım ikilemlerinde piskolocilerim bozuldu .. tovağlete gitmekten yoruldum.. sancı kisvesi altında yediğim pıçak saplantılarından sersefil oldum.. yemek yemekten korkar oldum.. bu nasıl bi alçaklıktır.. bu nasıl bir arkadan vurmaktır..

ulan götten sabıkalı hayat.. korkmuyorum la senden.. elinden gelenin en iyiysini yap.. bak hala ayaktayım.. gel hadi gel.. daha ne var bildiğin.. oyna bütün oyunlarını.. çık ulan karşıma.. en bitirici vuruşunu göster.. had bakalım.. adresimi biliyosun.. bekliyorum.. gelmeyen ipnedir.. o kadar söylüyorum..

Pazar, Haziran 28

şirin hoca mı.. nasreddin baba mı..

lönk.. (bu bir giriş paragrafıdır..)

geleceğimiz herşeyimiz mini mini yavrucaklarımız üzerinde ne türlü oyunlar oynandığını farketmem şirinler çizgi filminin komplo teorisyenlerince yorumlanmasını farketmemle aynı dakikaya denk düşer.. komplo teorisi bu ya.. ne hayır yok öyle bişey denilebilir.. ne de şeksiz süphesiz inananılabilir o teoriye.. nedir teori bi hatırlayalım..

çizgi filmde serüvenleri anlatılan şirinler yasadışı gomonist bi örgütün şirin mi şirin mensuplarıymış.. yeteneklere göre işlerin eşit paylaşıldığı bu güzide dünyada bi de gargamel ipnesi vardır ki.. o da proleteryanın bizzat ağababası imiş.. bitti mi.. tabi ki hayır.. fransız gavurcasında smurf olan isimlerini ingiliz gavurcasında..
small
man
under
red
father
olarak açımlamış bazı aklı evvel kardeşler.. ne alaka deme arkadaşım.. ilk harflere baksana.. akrostişten de mi anlamıyosun yeaa..

gerçi biri ingilizce diğeri fransızca ama olsun.. ikisi de gavurca değil mi.. vardır bi korelasyon.. yoksa da septik zekalar kodu mu oldurtur..
burda adı geçen red father da karl marx olarak canlanmış külyutmaz dimağlarda.. neden çünki şirin babanın kırmızı bi donu ve küllahı var.. her şey çok açık değil mi..
aslına bakarsanız ben bu kadarcık delile pabuç bırakıp saftoroz gibi öle her teoriye inanmazdım lakin.. bi şeyi farkettim.. şirine.. haketten de benim gözlemlediğim komünal gruplarda doğru düzgün tek bi hatun ya vardı ya da yoktu.. bütün devrim savaşçıları da aynı hatuna aşık olur da biri diğerine açılamazdı.. işte bu özelliğiyle şirinler kesinlikle gominist bi oluşumdur.. ben artık buna iman ettim..

ne demiştik başta.. çocuklar üzerinde oyunlar oynanıyo.. ve bunun tek örneği şirinler değil.. varan 2.. alice harikalar diyarında.. lewis caroll fake hesabıyla bu masalımsı acaip şeyi yazan okısford profesörü charles dodgson olacak adi şerefsiz sübyancı ve en ağırından bi sapık olduğunu öğrenmem.. bu herifin sapıklıklarını anlatsam sayfalar almaz da.. benim midem ve asabım müsade etmiyo.. ordaki alice karakterinin sapık yazarın yeğeni olduğunu belirtmek sanırım sizin de midelerinizi kaldırmaya yeter.. biz de alıyoruz bu kitabı minik yavrularımıza veriyoruz.. oku da adam ol diye..

varan üç.. guliverin seyahatleri ilk okumamda.. ki sanırım ilk mektep üçüncü sınıftaydım.. bizim evliya çelebinin kafası daha bi güzel ve on kat daha palavracı olanı olarak gözümde canlanmıştı bu guliver emmi.. bi gidiyo devler ülkesine.. bi zıplıyo cüceler diyarına.. beygirle falan karı kız muhabbeti yapıyo.. böle bişeyi klasik diye okutan zihniyeti öpmeli.. ve geldik sözün amadan sonrasına.. ama.. üniversite birinci sınıfta bu kitabı edebiyat dersinde okuma listesinde görünce hafiften bi şaşırdım.. hatta yanındaki arkadaşıma bu ne la dediğim de vakidir.. lakin kazın ayağı yine perdeli çıktı.. jonathan swift namımdaki irlandalı yazar meğersem koca britanya ile daşşak geçiyomuş bu kitapta.. dönemin siyasi yapısını bi duvardan diğerine çarpıyomuş da benim habarım yokmuş.. ne wiglerle toryler arasındaki sağ sol davası kalmış yerilmeyen.. ne de ingilterenin tübitakı olan adını unuttuğum kurum.. öle acaip bi hicivmiş o kitap.. ha biz de tutup o masum yavrucaklara bunu veriyoruz.. al oku anlama.. yıllar sonra anlayıp kendini ezik ve yetersiz hisset.. gibisinden..

peki.. bizim kültürümüzde de böle egzantirik durumlar yok mu.. hadi yok diyelim.. biraz zorlasak bi kaç komplo teorisi çıkmaz mı.. deneyelim..

hoca nasreddin..
ayy.. ne sevimli.. tonton bi amca.. eşşaa da var.. komik bi herif işte.. tabi bunlar ilk izlenimler.. birazdan okuyacaklarınıza inanamayacaksınız.. çok iddialıyım.. bi kere ne iş yapar bu herif.. hoca.. ne hocası.. bi kere camiye gittiği anlatılmadı bize.. ne iki rekat namaz kıldı.. ne de bi ezan okudu.. nasıl hoca bu.. öğretmen desen o da değil.. olsa olsa cinci hoca olur.. ama onunla da ilgili bi delil yok.. günahını almak istemem.. ama ne yer ne içer.. eve neyle iaşe temin eder bilmiyorum.. yasa dışı bi iş yapıyo olması kuvvetle muhtemel.. ikincisi.. öle pek yardımsever ve insancıl bi adam değil.. parayı vermeyen çocuklara nah çektiğini bilmeyen yok.. türlü oyunlarla komşusunun kazanını iç etmeler.. gelen başka bi komşuya "ipe un serdim" yalanları.. "göle maya çalıyorum" diyerek saf köylü insanları dalgaya almalar.. bunların hangisi onaylanacak türden şeyler.. yalancı dolandırıcı kaypak bi ipne işte.. üçüncüsü.. bu herif beleşçinin önde gideni.. gırlağına da pek düşkün pisboğaz.. nerde bi davet var.. nasreddin orda.. bi de "ye kürküm ye" tripleri atmaz mı.. gençlerin kafasını imaj herşeydir zırvasıyla karıştırıp herkeşi marka bağımlısı yapan biri varsa o da bu götoştur.. bu mevzu ve örnekler daha uzar da bi yere bağlamak istiyorum.. bize örnek olarak gösterilen.. ne kadar zeki.. güldürürken düşündürüyo denen hoca nasreddin aslında yalancı çıkarcı bi şark kurnazı.. bu nalet herifin fıkralarıyla beyni yıkanan milletimin mazlum evlatları büyüdüklerinde otobüs kuyruğunda öne geçmeyi.. torpille bi işe girmeyi.. sınavda yerine adam sokmayı.. trafik polisine rüşvet vermeyi.. hülasa her türlü puştluğu marifet sanmakta.. biz de hala kültürel değer olarak sahip çıkalım bu götoşa.. devam.. aynen böle..

diğer bi örnek olan keloğlanın da durumu farklı değil.. bu saç fukarası dallamanın da yegane hayat gayesi padişahın kızıyla evlenip sadrazam olmak.. kısa yoldan köşeyi dönmek.. bugün sayısaldı.. kazı kazandı.. iddaaydı.. at yarışıydı.. ne kadar şu kupon tutsun yırttık abijim tuzağı varsa ve rağbet görüyosa keloğlanın hayat felsefesinin yaygın kabül görmesindendir..

zbank.. (bu da bir sonuç paragrafıdır..)

Çarşamba, Haziran 24

kayınçomun tatlı baldızı..


al işte.. aradığın baldız budur.. hayrını gör..

bu yazının amacı nedir..
sevgili okur.. vaziyet öle böle değil.. pek fazla kuş uçmayan ve nadiren kervan geçen işbu bilog sayfasına google da yaptıkları aramalar sonucu gelen bitakım insanlar var.. onların kim olduklarını bilmiyorum.. bilsem hiç tereddüt etmeden rencide ederim.. hakaret ederim.. insan içine çıkamayacak hale sokarım.. ama işte malesef.. her şey gönlümüzce olamayabiliyor..

aslında ben onlara insan demezdim de.. görüntü itibarıyle öyleler.. yani dışardan bakan biri aradaki farkı anlamaz.. bu zevata geydiriyor olmamın sebebi yukarıdaki başlık.. kayınçomun tatlı baldızı.. benim olanca güzellikteki cağnım yazılarıma en çok bu başlıkla arama yapan toplam 29 kişi gelmiş.. pis sapkın nuri alçolar.. hayır anlamıyorum.. aralarında sözleşmişler mi.. nasıl hepsi de harfiyyen aynı şeyin peşinde.. çözmek mümkün değil.. ayrıca kayınçomun baldızı ne demektir bilader.. üçüncü dereceden hısım mı oluyo ne oluyo.. hem bulsan napıcaksın onu..

ama madem talep var.. madem insanlar akın akın baldız görmek için geliyor.. onları da boş çevirmemek lazım.. neticede müşteri velinimetimizdir..

Pazartesi, Haziran 22

mersin istikametinden gelip tersi istikamete gitmek..


kalabalıklar içinde sersefil olmaktan zerre hazzetmeyen.. hazzetmek ne kelime.. adeta tiskinen ben deniz ve yandaşlarımın yakın geçmişe değin iştigal etmekle iftihar ettikleri işti..

misal.. bir bayram öncesi mecburi istikamet olaraktan istanbuldan bursaya gitmek gerekmektedir.. ömümüzde iki alternatif vardır.. eski hisar topçular feribotu.. ya da izmit körfezini dolaşmak.. yoğunluğun hangisinde daha fazla olacağını saptamak adına diğerleri gibi düşünmeklik lazım gelir.. çoğunlukla `yurdum insanı` gibi iğrenç bi tanımlıkla işaret edilen bu kalabalık hangisini tercih eder.. hedef grup üzerinde yıllar süren gezi ve gözlem çalışmaları neticesinde elde edilmiş veriler masaya yatırılır.. sosyoloji olsun psikoloji olsun toplum mühendisliği olsun elde olan bütün imkanlar kullanılır ve bir sonuca varılır.. çoğunluk feribotu tercih edecektir.. öyleyse ben ne yapmalıyımdır.. körfezi dolaşmalıyımdır.. ha bu isabetli bi karar mıdır.. işte işin bu kısmı bir miktar nemli.. zira hangisi seçilirse seçilsin gilimeyen yolun ahvali genellikle bilinmez.. mevzu gönül rahatlığıyla `the road not taken `a bağlanır..

bugünlerde benzer bir poroplemle karşı karşıya bulunmaktayım.. 329. dönem yedek subaylık sınavı 1-2-3 ağustos tarihlerinde yapılacak.. üçünden birinde bu sınava girmem gerekiyor.. ama hangisinde.. tabi ki diğerlerinin en az tercih ettiği.. en tenha günde.. şimdi bakalım.. hele ki mevzu askerlik olduğunda insanların nerden baksan yüzde ellisinden fazlası "aman ağbi ilk günü gidelim.. sakata gelmeyeim.." diyeceklerdir.. geri kalanın da yarısından fazlası umursamaz tabiatlı gevşek heriflerden müteşekkil bi grup olacaktır.. yani son gün giderler.. demek ki en sakin ve de tenha olması olası gün ikinci gün..

buraya kadar tamamız.. lakin gün geçmiyor ki bir zurna daha zart demesin.. peki ya.. `diğerleri de benim gibi düşünürse`.. işte bu soru yok mu bu soru.. bu soru bütün teoriyi sikip atıyor aferdisiniz.. askere gidecem ya.. ağzım bi miktar bozuldu.. lütfen bu intibak hallerimi anlayışla karşılayın ulan.. neyse o soruya dönelim..

diğerleri de benim gibi düşünürse.. işte o zaman fena.. çok fena.. herkesler ve ben ikinci gün gideriz.. birinci ve ikinci günler kimse gitmez.. e peki napıcaz o zaman.. birinci ya da üçüncü gün gitmeli.. ama dur dur.. ya diğerleri de benim gibi düşünür ve birinci gün giderse.. o zaman yine ikinci gün.. yok yok.. ya diğerleri dee... öeaah.. kısır döngü lan bu..

olanca hesap kitap içten pazarlık.. hepsi ve daha fazlası boşa gideceği gibi çekilecek çile de cabası..

sonuçlamak gerekirse.. bu türden planların pek bi işe yaradığı vaki değildir.. boşuna yapmayın böle şeyler.. yazı tura atın.. çöp çekin.. daha iyi..

Cumartesi, Haziran 20

tarihten günümüze malavurumculuk..


tespitim geldi.. şu köşeye destur bismillah deyip yapıvericem.. kimse bakmasın.. utanırım..

insanlık tarihi boyunca savaşlar her dönem olmuş.. gönül ister ki olmasın ama sanırım bundan sonra da olacak.. lakin bugün soru işaretinin kanca kısmı aklıma takılan konu savaşların nasıl neden çıktığı.. bakıcaz.. görücez..

varan bir.. insanlık tarihindeki ilk cinayet.. adem oğlu kabil canı kadar sevdiği biladeri habili öldürüyor.. sebep kız mevzusu.. yok ben onu istiyodum da neden bunu verdiniz.. konuyu bilmeyen yoktur.. ilk olması hasebiyle değindim.. touch'n go..

varan iki.. koskoca ilyada destanı.. savaşın adı da truva savaşı.. şu tahta beygiriyle meşhur olan.. siz bilir misiniz bu savaş neden çıkmış.. onca koçyiğit neden kıyım kıyım kıyılmış.. bu can pazarının kurulmasındaki yegane sebep tırsak paris namıyla da bilinen fuliş kazanovanın helen denen evhanımı görünümlü aşifteyle olan gönül macerasıdır.. paris misafirlikte gördüğü hatunu gemiye atıp götürünce konuyu gurur meselesi yapan boynuzlu koca menelaus antik yunanda ne kadar kahvehane varsa hepsinden adam toplayıp truva şehrinin kapısına dayanmaz mı.. al sana hiç yoktan hır gür..
sebep uçkur davası..

varan üç.. vakayı sekizinci henry.. kendinden önceki yedi adet henri den hiçbirine benzemeyen ve büyük olasılıkla hastanede karışarak kraliyet mevkine getirilen bi dallamadır esasen.. öle nefisperest öle kendine sözü geçmez bi açgözlü ki bu herifin kütlesi için ben diyim 195 kilogram.. siz deyin çüş.. o kadar obur şehvet düşkünü iğrenç bi adam.. varsa yoksa yesin içsin mala vursun.. bi de çirkin.. bi de pis.. yılda bi kere yıkanmayı marifet saymış..

herneyse.. konu şu.. bu amca aşık olduğu hatunun "nikahtan önce olmaz" diretmeleri karşısında bilumum din adamıydı papasıydı bürakratıydı ordusuydu herkesi karşısına alıp.. sırf eski karısından boşanıp aşkından geberdiği anne boleyn a yumulabilmek için.. sadece kendi dinini değil.. topyekün britanyanın dinini değiştirmeyi göze almış bi uçkur düşkünüdür.. katolik itikadına göre boşanmak zinhar çok günah olduğu ve jesus adamı taş edeceğinden dolayı.. dombili henri bi sabah kalkmış.. yaradana sığınıp "müjde ulan müjde.. hepimiz protestan olduk.. herşey serbest bundan sonra.. yeni dininizin kıymetini bilin lan kitapsızlar.. bana da dua edin.. babanız yapmaz olum bu kıyağı.." mealinde bi beyanat vererek sorunu kökünden çözmüş.. "yapma bilader.. bu yaptığın insanlığa sığmaz.." diyen kankası thomas more u da iki cellatın sevgi dolu kollarına göndermekten çekinmemiş.. bunların hepsi ve daha fazlası tamamen ve amiyane tabirle herifin sikinin keyfi uğruna olmuş..

gelelim sadede.. bu üç örnek gayet güzel gösteriyor ki nerde bi vukuat var.. sebebi ya çifte kavrulmuş bi dişi.. ya da testosteronu gözünden yaş olmuş sicim gibi akan bi abazan erkektir.. ben bunu bilir bunu söylerim.. ötesine de pek karışmam..

Cuma, Haziran 19

nasıl sevişgenim anlatamam..


bu sıralar mı öyle denk geldi.. yoksa insanlar eskiye nazaran daha bi fazla mı cinsellik yazıp çiziktiriyor bilmiyorum.. lakin madem trend budur.. kaçırmam ben de bi ucundan tutarım..

hani yeri geldiğinde hep deriz ya.. cinsellik de tıpkı yemek içmek nefes almak kadar doğaldır.. bunu tabu yapanlar şerefsizdir.. diye.. hakketten de öle mi.. yani acıkınca yemek yemek neyse azınca sevişmek de o mu.. yediğimiz yemeği hiç utanmadan herkesin içinde yiyebiliyosak.. sonacıma sohbet konusu yapabiliyosak.. sevişmelerimizi de kamuya açık alanlarda yapabilmeli.. arlanmadan anlatabilmeliyiz mi acaba.. hasıl olan bir ihtiyacın giderilmesi neden ayıp olsun.. dimitabiyane..

lakin toplum baba vaktinde kuralları çok katı koymuş.. herkesler gizli saklı çatır çatır sevişirken bu durumu hiç kimse bilmiyormuş gibi davranmak adetten olmuş.. kafasını kumdan çıkarana "yuh terbiyesizin evladı.." muamelesi çekildiğinden kelli herkesler seviştiğinden utanır bi kamuflaja bürünmüş.. büzülmüş.. sinmiş..

peki ya sevişmek tabu olmasaydı.. başta bahsettiğim kadar doğal ve hayatın içinde bişey olsaydı.. hayat nasıl olurdu.. hayat bize daha mı güzel olurdu.. misalse misal.. buyrun burdan yakın..

evde..

- eh necaticim geç oldu biz kalkalım.. malum yarın iş güç var..

+ daha erkendi be kayınço.. hem bak yengen döşekleri almaya gitti.. hepperaber bi sevişseydik de öle giderdiniz..

- valla iyi diyon da.. bu sıralar ereksiyon poroplemim var.. biz hep oral yapıyoruz.. sizin de tadınızı kaçırmayalım..

+ vah vaaah.. peki bilader.. neyse bak.. düzelince mutlaka sevişmeye de bekleriz.. çoluk çocuk hepsini al gel.. şöle geniş geniş bi kaç posta sevişelim.. özledik yaavhu..

-işallah necaticim.. bize de bekleriz.. hep sizde sevişiyoruz.. yengeme çok iş çıkıyo valla.. her seferinde bi sürü çarşaftı şuydu buydu.. yazık kadına..

+ lafı mı olur kayınço.. yengen zevkle yapar o işleri.. hem siz yabancı mısınz.. bak bi daha duymıyım valla gücenirim..

işte..

- alo.. beyhude hanım.. odama kadar gelir misiniz..

+ tabi hemen geliyorum fuzuli bey..

- beyhude hanım bu gece müşterilerle bi iş sevişmesi var.. bizim evde yapıcaz.. sevişirken yeni ürünümüzün tanıtımını yapıcaz.. siz de eşinizle gelirsiniz..

+ tabi ki fuzuli bey.. ben hemen sunum için hazırlıklara başlıyorum.. eşime de telefon açayım bi güzel tıraş olsun.. en son orman gibiydi.. müşterileri ürkütmesin..

- aman diyim beyhude hanım.. bu iş sevişmesi bizim için çok önemli.. çok güzel bi imaj çizmeliyiz.. herşey mükemmel olmalı.. size güveniyorum..

+ merak etmeyin efem.. deparman olarak iş sevişmelerinde ne kadar başarılı olduğumuzu biliyosunuz.. siz müşterileri avucumuzun içinde bilin..

- çok güzel harika..

okulda..

- çoğcuum.. yine yapmamışsın ödevini..

+ örtmenim.. ben anlamadım onun için yapamadım.. anneme sordum.. o yardım etçekti ama babam bi hap almış.. bütün gece seviştiler.. ben de bitmesini beklerken uyuya kalmışım.. çok güzel uyuyomuşum.. annemgil de uyandırmaya kıyamamış.. ben de yapamadım öretmenim.. özür dilerim..

- babana söyle biraz rahat bıraksın anneni.. böyle giderse sınıfta kalıcaksın.. bak uyarmadı demesin sora..

kavede..

- sülman abi hayırdır.. sen bu kadar geçe kalmazdın..

+ ya sorma bilader.. sabah bizim hanımla oynaştık biraz.. hazır sabah ereksiyonu da varken.. israf etmeyelim dedik.. geçen gün parkta çok güzel bi pozisyon görmüştük onu denedik.. kurbağa gibi zıplarken bacağımı sakatladım.. yürürken böle pıçak saplıyolar gibi oluyo.. bizden geçmiş be bilader..

- olur mu abi sen eski topraksın.. geçen nimet ablanın kızının düğününde görmüştüm ben seni.. hepimizden iyi sevişiyodun.. sen en az bi üç karı daha eskitirsin abi..

şimdi söz sende okur.. sen söle allasen bu nevi bi cinsel devrime hazır mısın.. yani tabu mabu diye şikayet ediyoruz etmesine de.. hiç düşündük mü tabu olmasaydı nice olurdu ahvalimiz.. ben demincek düşündüm.. pek de hoş olmadı.. ha buna rağmen sürekli ne derece sevişgen olduğunu yazmayı tercih edenlere de bişey demem.. hobi olarak yine yazsınlar.. ama bencesi şudur ki.. gereksiz.. nasıl ki her daim yemek içmek uyumak gibi fizyolojimizin diğer taleplerini anlatmıyoruz.. cinselliği de anlatmaya gerek yok.. ha olur.. sevişirken başınıza ilginç bişey gelmiştir.. anlatırsınız.. bişey demem.. lakin tabu olmaktan çıkarmak ayrı bişey.. bokunu çıkarmak apayrı..

yapmayın böle şeyler.. e mi çoğcuum..

Pazar, Haziran 14

bugün allah için ne yaptım..


geceden sekize kurulmuş olan telefonumun canhıraş bağırtısıyla ve de sövgüler eşliğinde uyandım.. yazması ne kadar kolay.. uyandım.. iki dört yedi harf.. ama yapması.. hele bi pazar sabahı.. hele ki bi tembel tarafından.. hele ki tembelliği bi onur meselesi.. bi hayat felsefesi olarak gören bi tembel tarafından.. hiç kolay olmadı.. üç kuruş için sabah uykumu sattığımdan ötürü sövüglerimin nesneleri arasına kendisimi de ekledim..

kendimi güç bela dışarı attım.. bi süre daha evde kalsam yatağın cazibesine dayanamayp o süreyi çok çok uzatabilirdim.. olmadı olamadı.. öğle gibi geri dönüp yatacağımı düşünerek güç buldum.. durağa doğru yürümye başladım.. tıklım tıkışık bi otobüse orta kapıdan yine güç bela bindim.. gideceğim yer pek uzak değildi.. otobüste insandan çok öss heyecanı vardı.. analı danalı bi sürü cıvır ellerinde sınav giriş belgeleri.. yumuşak uçlu kurşun kalemleri.. ve 500ml ılık sularıyla sıkışan trafikte çile doldurmaktaydı.. açık konuşmak gerekirse hepsinin canları cenneteydi.. benim tek derdim otobüsten inip binmeden önce içmediğim günün ilk sigarasını içmekti.. uzatmaya gerek yok.. indim içtim.. yarısında sigarayı yere.. bi tane mentosu da ağzma attım.. yere izmarit atmanın verdiği suçluluk duygusundan kaçarcasına sigara izmaritinden hızla uzaklaştım..

tam 195 dakika boyunca.. yani tam 3 saat 15 dakika boyunca gözetmenlik yapacağım salona tam bir saat öncesinden geldim.. etti mi sana 4 saat 15 dakika.. geçer mi ulan o kadar zaman.. hem de aç.. hem de uykulu.. hem de hiç bişey yapmadan.. filmin sonunu anlatmak gibi olucak ama sizi daha fazla merakta bırakmadan söyliyim.. geçer.. netekim geçti de.. ama nasıl..

öğrencileri bi güzel oturtup gerekli dağıtımdır kontroldür vesairedir tamamladıktan sonra saatime baktım ki daha anasının dini kadar vakit var.. çaresiz mal mal gözetliycem.. şimdi söyliyeceğim sözü iyi belleyin.. bundan30 yıl sonra atasözü olmazsa ben de insan değilim.. bak geliyo.. "canı sıkılan bi adamın hayal gücünden korkucaksın bilader".. o kadar diyorum..

oturduğum gayetiyle rahatsız iskemlenin üzerinden öğrenci çiftleştirmeye karar verdim.. önceliklen benim hain hayal gücümden bihaber olan o masum o zavallı o sivilceli bebeleri saydım.. 7 kız 13 erkek.. sonralıklan bunları 1-10 arası notlarla derecelendirdim.. 7 hanım kızımımıza boy huy giyim kuşam olaraktan en uygun olacak er kişileri tespit ettim.. şortlu oğlan aşofmanlı kıza.. makyajlı kız jöle kafalıya.. tombikcan sivilcegüle.. derken herbirini baş göz ettim.. kıllık olsun diye en güzel hamın kızımızı en estetik fukarası küçük beyimize.. en jön çocuğu da en bön kıza kerttim.. oh olsun.. ne de iyi yaptım..

geriye 6 sap erkek kaldı.. onların boynu bükük kalmasına gönlüm razı olur mu.. olmadı.. hemen hepsinin fabrika ayarlarına girdim ve cinsel tercihlerini değiştirdim.. artık birbirleriye eş olabilecek.. hatta ilerki yıllarda birlikte bi evlat bile edinebileceklerdi.. ne yapıyor idiysem onların mutluluğu için yapıyordum.. onları da ince eleyip sıkça dokuduktan sonra çiftleştirdim.. kerttiğim 7 hetero ve 3 homo çiftimle gurur duydum.. görevini hakkıylan yerine getiren eros edasıyla saatime baktım.. sadece 16 dakka geçmişti.. hay ben böyle işin dedim.. sigara içmeye gittim..

daha bi sürü şey yaptım tabi de.. yoruldum lan.. koca bi gün yaz yaz biter mi.. hem size ne ki benim bi gün boyunca ne yaptığımdan.. valla ne yalan söyliyim ben olsam okumam böle bişeyi.. bunu sonda söylediğim için bana kızmayın olur mu.. onun yerine öpün okşayın sevin.. hep birlikte dünyamızı sevgiyle şeyedelim..

kalp.. mucckaa..

Cuma, Haziran 12

kısa roman..

her zaman olduğu gibi yine bilgisayarının başındaydı.. sandalyesinin üzerinde dizlerini böğrüne çekmiş.. çenesini sağ dizine yaslamış.. boş boş ekrana bakıyordu.. bi şeyler yazmak istiyor ama yazamıyor gibi bi hali vardı.. dört günlük sakalları yüzünü kaşındırıyor ama o inatla kaşımıyordu.. kendine bile inat yapabilecek kadar kaknem bi herifti.. dizlerini olması gereken yere.. masanın altına indirdi.. gıcırdayan sandalyesinde doğruldu.. iki saattir oturmaktan uyuşmuş götüne kan gitti ve tatlı bi karıncalanma başladı.. boş bi sayfa açtı.. bi süre boş boş o boş sayfaya baktı.. bi cümle yazdı.. sildi.. bi tane daha.. onu da sildi.. ilk cümle sendromu yaşıyordu.. sanki ilk cümleyi yazıverse gerisi geliverecekmiş.. yazı sular seller gibi akıp bitecekmiş gibiydi..

-lan acaba ilk cümeyi atlasam.. ikinci cümleden mi başlasam..
gibisinden sakalını kaşıdı.. inadı buraya kadarmış.. hiç konuda yapamadığı gibi inadında da sebat edemedi.. çabuk toparlandı..

-iyi de ilk cümlenin olmadığı bi yerde ikinci cümle ilk cümle olur.. ehi..
dedi içinden ve şapşal bi gülümseme kapladı yüzünü.. bu gülümseme kısa sürdü.. canı iyiden iyiye sıkılmıştı.. masasına baktı..

-acaba uzanıp dokunabileceğim en enteresan nesne hangisi..
dedi.. hiç bişey bulamadı.. belki de yazamamasının tek sebebi buydu.. etrafında ilginç nesneler yoktu.. sanki masasının üstünde bi kahve değirmeni olsa her şey çözülecek.. sular seller gibi yazıverecek gibiydi.. bula bula bulduğu bu bahane de pek bi dandikti canım.. aniden dikeldi.. aklına bişey gelmişti.. tek hayali bir roman yazmak olan adamın bi türlü o romanını yazamayışını anlatan bir roman yazacaktı.. evet evet.. bu süper bi konuydu..

-bu konu seçimiyle kesin Oscar alırım lan..
dedi.. dallama oscarın bi sinema ödülü olduğunu bilmediği gibi bu konunun bir milyon kez işlendiğinden ve hiç birinin de bi sikime benzemediğinden habersizdi.. olsundu.. yine de yazacaktı.. çünkü o beni duymuyordu..

-lan roman da çok uzun bea.. ben en iyisi öykü yazayım.. yok yok.. daha da iyisi kısa öykü olsun bu..
diyerek daha ilk dakikada koyvermeye ne kadar yatkın bi tabiatı olduğunu belli etti.. zaten bu herifi gözüm hiç tutmadı.. manitası olmadığı zamanlarda dişini fırçalamaya bile üşenen.. son okuduğu kitap bulaşık makinesinin kullanma kılavuzu olan.. fevkalade olağan bi herifti sanki.. her iddiasına varım bu herif bu romanı yazamazdı.. götündeki karıncalanma yarini tatlı bi kaşıntıya bıraktı.. bu local olarak yeniden uyuşmaya başladığının belirtisiydi.. ayağa kalktı dışarıya baktı.. hava da pek güzeldi.. bu güzel havada oturup roman mı yazılırdı.. dekolte mevsiminin en cafcaflı bu günlerinde evde oturanı sikmeliydi..

-yemişim romanını da öyküsünü de.. boş işler lan bunlar.. en güzeli bi oto yıkamacı açmak.. dış yıkama 7.. iç dış 10.. motor 10 lira.. günde 50 araba yıkasan en az 500 lira eder.. kiraydı vergiydi yarısı öle gitse 250 lira kalır.. ayda eder 7500.. iyi para lan.. bu devirde kim kazanıyo bu parayı..

dedi.. allah var.. ilk defa doğru bi laf etti.. hakketten de iyi paraydı.. hangi romancının aylığı 7500 liraya geliyodu.. vay şerefsiz benim de alkımı çeldi.. acaba ortaklık teklif etsem kabul eder miydi.. zaten bu anlatıcılık da hiç sevmediğim bi işti.. bütün övgüyü kahraman alıyo bana da yanda durup izlemek kalıyodu.. cesaretimi toplayıp ortaklık teklif etmeye karar verdim.. 3750 lira da fena para değildi..

-şş.. bilader.. az bi baksana..
-anam.. sen kimsin len.. nerden çıktın..
-ben bu romanın anlatıcısıyım.. senin yaptıklarını anlatıyodum..
-ne.. sen beni mi dikizliyodun bilader.. sapık mısın.. röntçü müsün nesin..
-yok be biladerim.. bildiğin gibi değil.. iş icabı.. o değil de.. bak hele.. gel şu oto yıkama işini beraber yapalım..
-sen nerden biliyosun len o işi..
-ben bilirim bilader.. anlatıcılar her boku bilir..
-vay anasının ebesi.. olur bilader.. neden olmasın.. bana uyar.. yaparız.. gel şurda bi kave var.. oraya gidelim.. ayrıntıları konuşuruz.. bi çay söyliyim sana..
-tamamdır.. ama ben açık içerim ona göre..
-senin canın saolsun ortak.. bak olum.. çok para var lan bu işte

… Sesler bulanıklaşır.. ha bu arada ben bu öyküdeki üçüncü kişiyim.. yedek anlatıcı olarak görev yapıyorum.. bu iki dallama öyküyü bırakıp gidince finali yazmak bana düştü.. ben pek hazırlıklı olmadığım için şöle bi final yazmayı uygun gördüm..
-bitti-

Perşembe, Haziran 11

zzt.. bzzt.. ztztzzzzzt..

kıvrak bir zekaya sahip olabilirsin.. ben sana kıvrak olamazsın demedim.. adam olamazsın da demedim.. sahi ben sana hiç bişey demedim.. e peki sana demediysem kime dedim..

nerdeyim ben.. sen kimsin.. nerde bu insanlar.. neden yoklar.. olsalardı kim olurdu bu insanlar.. senin gözlerin neden bu kadar kahverengi.. sahi kahve ne renktir.. sen küçükken kaç yaşındaydın.. kayınçomun baldızı eniştemin nesi olur.. yağmurda koşan mı daha çok ıslanır .. ahmak olan mı.. bir üzüm tanesinden kaç damla göz yaşı çıkar.. bir kilo demirin parasıyla kaç kilo pamuk şekeri alabilirim.. bir yarışta ikinciyi geçersem birincinin umrunda olur mu.. beşi beş kuruştan beş yumurtayı sarımsaklasak da mı yasaklasak.. asmasak da mı beslesek.. mor bi fili nasıl öldürürsün.. ya da neden öldürürsün ki mor da olsa bi fili.. tamam göze göz.. dişe diş.. ama o çekmemişti ki senin dişini.. zaten atmacayı da vurdular bir avuç kanı için.. bari insafa gelip uçurtmayı vurmasalar..

kelebeklerle kanat birliği yapıp sonsuz uçsa kime ne zararı dokunur bir garip kuyruklu uçurtmanın.. hem korkulması gereken kuyruklu şey uçurtma değil yalan.. yılandan bile korkulası olduğunu iddia edenler var ama bence onlar yannış biliyor.. kimsenin suçu değil.. kader oyunu hiç değil.. şans oyunu olup olmadığına dair her hangi bi bulgu yok.. hemşehricilikten hazzetmedikleri için nereli olduğunun açıklanmasını istemeyen bilim adamları.. neresi olduğu hiç belli olmayan bi yerde bunu araştıra dursunlar.. biz işimize bakalım.. sanat karın doyurmaz.. neyse ki nerdeyse hiç bi zaman acıktığımı hatırlamıyorum.. elma yediğim zamanlar hariç..

hadi bi kez daha gökten sağanak halinde üç adet elma düşsün.. yerden aldığımız elmaları üstümüze silerek dezenfenkte edelim.. her birini her bir gün yiyelim ki.. evimize doktor girmesin.. doktordan boşalan yere fıstık yeşili bi şifoniyer bir de güneş yerleştirelim.. olmaz o iş diyenlere aldırmadan güneşimizi içeriği balçık ve itina olan bir terkip ile sıvayalım.. elde ettiğimiz karanlığı israf etmemek adına kireç tutmayan odamızda limiti olamayan uyku seansları düzenleyelim.. uyandığımızda meğersem bunların hepsi bir rüya olmuş olsun.. hayırdır inşallahla başlayıp eşe dosta anlatalım.. mümkün olabildiğince tersi çıksın..

Pazartesi, Haziran 8

bi takım ilginçlikler..

konuşurken pek değil de.. yazarken bi takım ilginç laflar kullanmayı.. tabi öncesinde üretmeyi pek bi seviyorum.. böle muhatabın aklını aldığımı düşünüp onulmaz tatminler yaşıyorum.. "onulmaz" lafı hakkında sahibini çok sofistike gösterdiği dışında başkaca bi bilgiye sahip değilim.. zaten konu da bu değil.. o halde nağapıyoruz.. konumuza geri dönüyoruz.. e peki nağapmıyoruz.. kendi sorduğumuz sorulara kendimiz cevap vermiyoruz..

işte onlar..

bugünkü şovuma dikkatli gözlerinizden kaçmadığını bildiğim bi ikiliyle başlamak istiyorum.. olağanüstü sıradan ve de fevlakade olağan.. aslında aynı kapıya çıkan ve de çelişiyo gibi duran.. hatta çelişen.. ama çelişmeyen.. anlamını anlamsızlıktan alan süpper bi icat.. nası kafa karıştırıcı di mi.. amaç da bu..

sıradaki konuğumuz.. siktire şayan.. hayır efemdim.. bi bağyan adı değil bu.. siktire diye ad mı olurmuş.. hani takdire şayan varya.. hah işte bu onun tam tersi.. misal bu bilok için siktire şayan bi çalışma dersek olur.. burda mütevazi bi narsist olduğumu belli etmek için böle yazdım.. siz bundan yüz bulup siktire şayan falan demeyin sakın.. döverim..

bi sonraki kelimemiz.. chasm.. kazım uçuruma düştüğünde noluyodu.. ehi.. şaka lan.. chasm değil.. burda çok eskidenki mega hafıza teknikleri reklamına gönderme yaptım.. gülüncek yani buna.. neyse bi sonraki lafımız.. bir saniye sizi külahıma bağlıyorum.. bunu şu gibi durumlarda kullanıyoruz.. yani "anlat bilader anlat.. sen bunları benim külahıma anlat" demek yerine biraz daha alengir katmışım işte.. çok büyütmeye gerek yok.. ama muhatabın üzerindeki etkisi iyidir..

sıkıldım lan.. deli gibi yaz yaz.. anlattığım da bişey olsa.. peki.. sizce de bi basuru yoksa.. satırlarıma burada son verirken.. küçüklerimin gözlerinden.. büyüklerimin kestane kebap..

not.. yannız gider ayak gene yaptım numaramı he.. şş.. gördün di mi lan..

bi saniye daha bitmedi.. bişey daha diycektim.. sonu böle bitmiyodu bu yazının.. eveet.. sevgili okur.. ben de böle egzantiriklerle gününü gün eden standart bi herifim.. mal budur.. bil ona göre yap artık napıcaksan.. sanırım artık bitti..

not.. o üstteki not çok anlamsız oldu.. biraz daha yazayım ben..

kandırdım kii.. bitti..

not.. yok yeaa.. bitmedi..

taam la bitti.. valla bak.. son bu artık..

not.. evet bitti.. doğru.. emek kuram çarpsın ki bitti..

Cuma, Haziran 5

çek o ellerini donumdan..



ey yurdum erkekleri..
hadi iyisiniz.. bugün size çalışıyorum.. kanayan bi yaramıza parmak basıcam.. kendimi yakıp "ıyh kıroya bak.." tiksinmelerini bir paratoner cazibesiyle üstüme çekicem ve sessiz çoğunluğun gür narası kesilicem.. savulun bre..

mevzu erkekler için don seçimi.. kızlar siz de bi yere ayrılmayın.. sonra size de iki çift lafım olacak.. işbu seçim hadisesi hassasiyetini gelecek nesillerin geçici misafirhanesi olan ve halk arasında taşşak olarak adlandırılan organlarımızı rahat ettirme sorumluluğumuzu bi hakkın eda etmenin omuzlarımıza yüklediği (hay aq.. bitmiyo lan bu cümle..) yükün veridiği ağırlıktan kaynaklanıyo.. vaziyetten vazife çıkardım ve bi hayli de asabiyim.. nedir efendim bu mahalle baskısı.. yok neymiş beyaz slip giyilmezmiş.. paçalı don hiç olmaz.. illaki boxer denen gavur icadını giyecekmişiz.. oldu.. başka..

ayıptır günahtır yazıktır.. etmeyin.. o boxer donunu giymektense donsuz dolaşmayı tercih ederim.. bi kere hiç rahat değil.. çünkü işlevsiz.. var mı yok mu belli değil.. bizim gibi kundaklarda sarmalanmış bir milletin erkelerinde onulmaz bir güven eksikliği yaratıyo.. böle yolda yürürken falan bi tedirgin oluyorum.. hayır ters bi durum olsa.. ne bileyim bi hatuna şöle az bi dikkatli bakıp fantazya alemine dalsam.. bin kişinin içinde ereksiyon olup çocuk çocuğun eline eğlence olucam.. boxer ın içindeki geniş harekat alanı her türlü rezilliğe müsait.. toplum olarak da çadır kurup dolaşan insanları bağrına basacak bir gelişmişlik düzeyine henüz erişemediğimize göre fecaat üstü kepazelik yanında da ayran.. halbuki bi slip olsa bi nebze olsun kontrol sansımız olacak..

hele ki merdiven inerken yaşanan sıkıntı.. offf ki ne off.. az bi acelen olsun.. hafiften bi hızlı in.. allaaah.. hoppidi hoppidi.. tam seyirlik.. sütyensiz meme neyse aynı o.. yana geç.. bi avuç çekirdek al.. izle dur.. olmaz böle şey.. gelin vazgeçin bu sevdadan.. hem kumaşı da nalet bişey.. en pamuklusu olsun yine de penye kumaşın yerini alamaz.. terletir kaşındırır.. işkence gibi..

daha dün gibi hatırlıyorum.. millet olarak don inkılabı neticesinde paçalı dondan kurtuluşumuzun neşesine henüz gark olmuşken o nalet mavi ay dizisinin keltoş dedektifi bruce willis hiç utanmadan kalp desenli boxer donuylan prensipli patronu maddie nin karşısına çıkmıştı .. ne olduysa o bölümden sonra oldu.. türk kadını büyük bir yanılgıya düştü.. gariplerim sandı ki keramet donda.. kime boxer giydirsen bruce willis olur zannıyla inanılmaz bir baskının nesnesi konumunda bulduk kendimizi.. zamanla anacağızlarımızın pazardan aldığı beyaz slip donların yerini amerikan emperyalizminin sembolü boxer donlar aldı.. bi allahın kulu çıkıp dur demedi.. diyemedi..

ama artık yeter.. nedir lan bu zulüm.. artık kırmızı çizgilerimizi çizmenin vaktidir.. donumuza kadar aldınız lan kitapsızlar.. bundan sonra kimse slip giydiği için hor görülmesin.. hiç kimse boxerının içine beyaz slip don giymek zorunda bırakılmasın.. dinsin bu gözyaşı.. çok pis gaza geldim.. slogan atıcam..
kah-rol-sun a-b-d.. taş-şak-la-ra öz-gür-lük..

(bu sloganı rerere rarara gassaray gassaray cim bo bom melodisiyle söylememiz gerekiyo)

ey yurdum kadınları..
sözün bu kısmı da size.. rahat bırakın lan bizi.. biz sizin kıçınızın arasına kaçan donlar giymenize ses ediyo muyuz.. haşa.. hatta bizzat ben gerekirse bu uğurda klavyemin son harfine kadar mücadeleyi bir borç bilirim.. ama siz de aynı duyarlılığı gösterin lütfen.. sonra yok neden randıman alamyoruz.. yok neden erken geldin.. yok neden geç gittin.. yok şudur yok budur.. işin sonunda muzdarip olan yine siz oluyosunuz.. bir kez daha söylüyorum etmeyin.. yazıktır..

çekin o ellerinizi donumuzdan..

Pazartesi, Haziran 1

okunmaklık martaval..

kızgın sahradan kuzey buz denizine dalmak istiyorum.. karanlık gecelerde bi sandalye koyup ayın ampülünü değiştirebileyim.. oturduğum yerden elimi uzatıp piza kulesini doğrultabileyim.. derin bi nefes alıp üflediğimde küllenmiş yanar dağlar kıvılcım saçsın.. ayağımı sertçe yere vurduğumda kuzey anadolu fay hattı çatırdasın.. ağzımdan fırlattığım sakıza gelişine vuruyomuş gibi göktaşlarına yarım vole vurayım..

ya da elime bi bez alıp sildiğimde haliçi kurulayabileyim.. kollarımı iki yana açtığımda ekvatoru kolaylıkla sarabileyim.. ayağıma takılmasın diye son derece dikkatli geçeyim everestin üzerinden.. mariana çukurundan bi dalışta kum çıkarıp avucumdaki ıslak kumla kendi adımı taşıyan bi dağ yapabileyim.. gerilip atladığımda artık ben de bi transatlantik olabileyim.. bir günbatımı deniz kenarında ayağa kalktığımda güneşi yeniden görebileyim..

sonra bi masaldan teklif gelsin.. maaşı dolgun olsun.. yemeği.. servisi.. sigortası da olsun.. sabah sekiz akşam beş çalışayım.. altmış yaşında emekli olayım..