Pazar, Kasım 29

daha demin burda bi yerdeydi.. hayret nasıl ortadan kayboluverdi.. gelen giden pek kimse de olmadı.. biri almış olamaz.. kendi de ayaklanıp gidecek değil ya.. valla akıl işi değil.. nerde o eski bayramlar..

Çarşamba, Kasım 25

sakız iki..

boş zamanlarımda bol bol ve boş boş düşünmeyi seviyorum.. gençliğimi ve dinçliği buna borçluyum.. aldığım kalorilerin önemli bir miktarını grimtrak beyin hücrelerimde yaktığımı ve bu sayede formda kaldığımı söylediğimde götüyle gülen tombalaklar bu toğorime az biraz itibar etseydi o iğrenç lahana çorbasına talim etmek zorunda kalmazlardı.. canları arafa.. umurumda değiller.. umurumda olan şu.. geçen gün sakız çiğnerken önemli bi farkındalık yaşadım.. sakızın düşünce dünyasındaki yeri ve önemi de başlı başına bi ansiklopedi konusudur ya.. onu da geçiyorum..

şekerli sakız.. ambalajından çıkarıp ağzıma attığımda hem ferahlatan bi tadı hem de bolca şekeri var.. keyfime diyecek yok.. çiğnemeye devam ettikçe tadı kaçıyor.. sakız küçülüyor.. çenem yoruluyor.. ilk başta aldığım tattan eser kalmıyor.. artık o sakızın ağzımda olmasından hiç hoşnut değilm fakat şuursuzca çiğnemeye devam ediyorum..

sadece sakız değil.. en sevdiğim kuru yemiş olan badem de öyle.. yediğim ilk bademin damağımda bıraktığı latif tat yemeye devam ettikçe kayboluyor ama ben tükenene kadar şuursuzca yemeye devam ediyorum.. o anda hafızam sıfırlansa ve çğnediğim şeyin ne olduğu sorulsa emin olun doğru cevap veremeyebilirim..

sadece badem değil.. televizyon dizileri de öyle.. ilk sezonunu ayıla bayıla izlediğim bir dizinin dört gözle beklediğim ikinci sezonu baygınlık geçirmeme sebep olabiliyor.. tabi yine izlemeyi bırakmıyorum.. ilk zamanlarının yüzü suyu hürmetine sevmeye sevmeye izlemeye devam ediyorum..

sadece televizyon dizileri değil.. insan ilişkileri de böyle.. yeni tanıştığımda pek bi hoşlandığım ve beraberken zamanın dışına çıktığım insanlar oluyor.. çok geçmeden zaman kendisini ihmal etmemin intikamını alıyor ve beni o insan evladından soğutuyo.. garip ama zamandan başka hiçbir etken yok bu uzaklaşmada.. o neredeyse aynı o.. ben hemen hemen aynı ben.. bir insanın değişimie yetecek kadar da zaman geçmemiş üstelik.. fakat gariptir ki insan bile eskiyor.. yeniyken verdiği tadı vermemeye başlıyor.. sıradan bir sarf malzemesinden hiçbir farkı kalmıyor.. zamanın tek bir sinirli dokunuşuyla görmek için can attığım insan kaçmak için takla attığım insana dönüşüyor..

sadece insan ilişkileri değil hayatın kendisi de bütün olarak böyle.. televizyon dizileri gibi yani.. badem gibi yani.. şekerli sakız gibi yani.. ambalajından çıkarıp ağzıma attığımda hem ferahlatan bi tadı hem de bolca şekeri var.. keyfime diyecek yok.. çiğnemeye devam ettikçe tadı kaçıyor.. sakız küçülüyor.. çenem yoruluyor.. ilk başta aldığım tattan eser kalmıyor.. artık o sakızın ağzımda olmasından hiç hoşnut değilim fakat şuursuzca çiğnemeye devam ediyorum..

bunları fakettim etmesine de dosya kapanmadı.. kendimden sual ettiğim başkaca sorular var.. yeniye olan zaaf bir çeşit kişilik bozukluğu mudur.. bu hal hep böyle miydi.. yoksa tüketim zehirlenmesinden önce işleyiş farklı mıydı.. bir yeninin ortalama raf ömrü ne kadardır.. letafetini koruması için yapılabilecek bi şey var mıdır.. yeni olan daha yenisini görünce mi eskir.. eskiyince mi daha yenisi ortaya çıkar.. ben ne ara bu kadar yeni bağımlısı oldum.. teşekkür ederim.. lavuğa başka sorum yok sayın yargıç..

Pazar, Kasım 22

gerçek kesit..


simitçisi olsun mısırcısı olsun şıracısı macuncusu pamuk helvacısı olsun.. bütün seyyar satıcılar arasında kestanecilerin ayrı bir yeri vardı.. onları kar amaçlı işletmeler olarak değil de hayır işi yapan güzide insanlar olarak görmeyi tercih ediyordu.. kışın soğuğunda cepten ele.. oradan kalbe.. kalpten yüze ulaşan sımsıcak bir gülümsemenin emekçileriydi kestaneciler..

lüküs lambasıyla aydınlatılmış tezgahında tam da kendisinden beklenen yavaşlıkta sergilediği umursamazlığıyla ateşin üstündeki kestaneleri çevirmekte olan kestaneciye yaklaştı.. tabeladaki 150 gr 5 tl yazısını okuduktan sonra "iki yüz gramını beş liraya verir misin.." dedi.. kestaneci hiç cevap vermeden kese kağıdını açtı.. ateşin üstündeki kestanelerden seçtiklerini içine doldurmaya başladı.. kesekağıdını tarttı.. verdi.. parasını aldı.. tek kelime etmedi..

kurumsallaşmış satıcılardan alışveriş yaparken fiyata razı olmak durumunda olduğu için olsa gerek pazarlık yapmayı pek sevmezdi.. aslında hiç sevmezdi.. gücünün küçük esnafa yetiyor olması onun için delikanlılığa sürülecek bir tutam boktan ibaretti.. kestanecinin sessiz kabullenişi kendisini suçlu hissetmesine sebep oldu.. fazladan üç tane kestane için düştüğü duruma içerledi.. nerdeyse pişman oluyordu ki kesekağıdının pek de sıcak olmadığını farketti.. içinden aldığı bir kestaneyi soyup ağzına attı.. kestane çiğdi.. kestaneci de şerefsiz..

Cumartesi, Kasım 21

yazayazdım..

Geceyarası bi adem düşünmekte..
Düşünmekten bitkin düşmekte..
Düşünmeklik belası yakasından düşmese de..
Düşünmeden geçecek tek bi dakikayı düşlemekte..

ne şimdi bu.. şiyir mi oldu.. eşsesliliğin dibine vurma ödülü mü alıcaksın bununla.. bak bi de "a a b a" yapmış.. tu alla belacını vermesin.. şiyiri yazdı da uyağı ölçüsü kusur kaldı.. yabrak bu işleri bilader.. senin bünyene ters bu iş işte.. tamam ard arda geldiğinde senin ruhunu okşayan.. hissiyatını sıvazlayan.. havsalana maşaj yapan bi takım söz öbekleri var.. eloğlu yazmış.. sen de iki okudun mu hemen canın çekiyo.. anlıyorum.. ama bu iş senin harcın değil.. bak kaç kere denedin olmuyo.. zorlama istersen..

Bi mekanizma olsa mesela..
Siviçini of ettirebildiğimin mekanizması dense adına..
Kapadın mıydı edevatı herbişey oh olsa..
Mis olsa..
Nerde..

ahhuhhuaha.. yemin ediyorum leymsin.. dalga geçilince hemen serbest vezne geçtin.. bak bak. nası gülücem şimdi.. zuaahahahaa.. ya bilader nerden çıktı bu melankoli şeysi.. valla bak yabancı değilsin diye açık konuşuyorum.. başkasını bilmem ama sana hiç yakışmıyo.. erkek eşek üreme organına hasbel kader teknik iniş yapmış.. metamorfozdan yeni çıkmış ve “nerdeyim lan ben” bakışları atan şaşkın bi kelebeğin edasını görüyorum bu haline bakınca.. sen gel vazgeç bu sevdadan.. senin işin becerebiliyosan gülmek.. bırak melon şapkayı başkası taksın.. palyaço kostümü neyine yetmiyo bilader.. bak kızıyorum ama..

Ya da Bitse ya bu siktiriboktanlık..
Ya da ben sikerim lan böle işi deyiversem..
Hem de bozsam oyunu..
hakkat bu en iyisi oldu..
bensiz bi dünyada ne eksik olur ki..
güneş doğmaz mı mesela yarın..
trafik ışıkları inat eder mi..
o gelmeden yeşil yanmayız diye..
goncadan bi gül misal..
açmaz da bekler mi geri dönmemi..
ya da yeni pörtleyen bi popçu klip yapmaktan cayar mı..
sırf ben izleyemeyeceğim diye..
had canım..
had balım..
had marşmelovum..

ya bak harbi sıçıyosun diyorum.. şiyirinde kendine marşmelovum diyen birisin olum sen.. ötesi var mı bunun.. bırak bu inadı.. ama yok lan devam et.. bunun nereye varacağını merak etmeye başladım.. aslansın kaplansın yaparsın.. yürü beaah..

geçiceksin bunları..
varlığını ne kadar hissetirdin ki..
yokluğun anlaşılsın..
kimin en sevdiğisin ki..
kimin unutamadığı olasın..
lan..
neyse..
göt..

hah afferim sana.. şayir bu dizelerinde götüne seslendi.. tarihe kendi ağzına sıçabilen ilk insan olarak geçmek üzeresin.. hayır şekil zaten baştan beri boktandı da bu finalle içeriği de sikip attın ya bravo sana.. şu an ayağa kalktım ve avuçlarım patlarcasına seni alkışlıyorum.. breeaağvo.. bak biladerim.. gel şöle senle erkek erkeğe bi konuşalım.. buradaki zırvalarına iki eş dost bi kaç manita güzel dedi diye götün kalktı senin.. yazdıklarını bi bok sanmaya başladın.. ama değil.. emin ol değil.. lan valla değil.. iki gözüm önüme aksın değil.. tamam biraz ağır konuştum ama sen de laftan anlamıyosun ki bilader.. had geç oldu iç bi sigara da yat artık.. siktiret dişerini fırçalama bu gece.. benden izinlisin.. allah rahatlık versin..

Salı, Kasım 17

size filim tanıttım.. yiyin gali..



"oyun başladı" 2000 küsür tevellütlü türk alman kırması bi filim.. türü için komedi aksiyon reklam diyebiliriz.. ne sikimtırak bi tür lan bu gibi başkaca şeyler de diyebiliriz tabi.. ama sinema eleştirimemine sövmek yakışmayabilir..

kanka rolünde izlediğimiz ismail yk nın başından geçen tatsız bi olayın anlatıldığı filim sürpriz bir sonla bitiyor.. dur la anlatıyım.. şindi bu kanka parkta serseri serseri dolanıyo taam mı.. karşıdan bi çete geliyo buna dooru böle.. üç kişi.. sonra aralarında bi takım hesap sormalar.. biraz konuşcaz senleler.. noldu lan bizim beste diye hesap sormalar.. haraket çekme haraketin allanı görürsünler.. sonra tavır değiştirip bokunu yiyim ver lan bi besteler.. nolcak la versenler.. koşuşturmalar kovalamalar.. başrol kanka insanının tazıya kesmesi.. it gibi koşmalı kovalamalı bi sahne.. çetenin kankaya yetişemeyip suça yönelmesi.. motor çalması.. sonra beklenen dövüş.. taş sopa ve dahi allah ne verdiyse.. slov moğşın uçan tekmeler.. sonra nereden geldiği belli olmayan yönetmenin araya girmesi ve stop..

oyunculuklarından sıyrılmış rolü yapan oyuncular.. tebrikler öpüşmeler koklaşmalar.. o ara çete rolündeki elemanın ismayile noldu hacı bizim beste işi demesiyle loop a bağlayan hadiseler silsilesi.. hadise demişken.. örovizyonda dördüncülük çok bile ona.. hiç güzel söyleyemedi.. filme dönersek böle ilginç bi kurgu.. bu kadar düzeyli mizah.. bu denli sağlam bi cast.. müzik falan feşmekan işte.. hepsi süperdi.. herkes izlesin.. sonu da tam anlattığım gibi bitiyo.. çok şaşırmayı unutmayın tamam mı..



bunu beğenmeyen bunu da beğenmez.. merak edin diye ters piskoloci yaptım..

Pazar, Kasım 15

tutanaktır..

1.. insan ilaçtır.. ama her insan her derde çare değildir.. birine iyi gelen bir insan bir başkasına iyi gelmeyebilir.. doz aşımı ya da reçetesiz insan kullanımı beklenmedik olduğu kadar istenmedik sonuçlar da doğurabilir.. aman derdime bi çare diye kulaktan dolma insan kullanımı tehlikeli ve abestir.. ama illaki derdinize deva hastalığınıza şifa olabilecek bir insan serin ve doğrudan ışık almayan ve çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklıdır.. büyü ki bulasın..

2.. ilişki bittikten sona eski sevgilinin ne haltlar karıştırdığına dair gösterilen ilgi ve alaka ilişki bitmeden önce sevgiliye gösterilse hiç bir ilişkinin bitmeyeceği deney gezi ve gözlemlerle kanıtlanmıştır.. itiraz edenler itinayla itlaf edilerek huzur sağlanmıştır..

3.. bir avuç dolusu fındıktan ağza atılan son fındığın acı çıkmasının kem talihle ya da mörfi kanunlarıyla alakası yoktur.. hammurabi kanunlarıyla alakasının olmadığını ise belirtmeye bile gerek yoktur.. mevzu tamamen ağız sahibinin yemeye iyi görünümlü fındıklardan başlaması ve devam etmesidir.. en iyi olasılıkla plansızlık.. en kötü olasılıkla dingilliktir..

4.. aşkın vücut coğrafyasındaki ikametgahı kalp değil midedir.. midedeki kelebek sortileriyle başlar.. gastrit sancılaryla biter.. kalbin tamtamları sadece olayı dramatize etmek için eklenmiş bi ritimden ibarettir.. baş rol midenindir.. ağaçlara taşlara hatıra defterlerine aşkın sembolü olarak kalp yerine mide figürlerinin çizilmesi uygundur..

5.. kendi yalanlarına inanabilen insanlar yeryüzündeki en şanslı kavmin bireyleridir.. sahip oldukları üstün beceri sayesinde gerçek ve tam anlamıyla mutlu olabilmek sadece onlara has bi nimettir.. misal.. ben dün öldüm ve bugün son bir şans verilerek yeniden dünyaya gönderildim.. senaryosunu yazıp yönetip oynayabilen insanın başkaca bir şeye ihtiyacı yoktur..

6.. merak hayatımıza yön veren en birinci duygudur.. merakın zıt anlamlısı korkudur.. korkunun zıt anlamlısı umuttur.. şayet bir düz mantık varsa ve şu an bizi izliyorsa merak umuttur..

8.. yazarlık deliliktir.. oturduğun yerden bi sürü karakterler olaylar betimlemeler entrikalar alengirler.. uydur uydur anlat.. sen ben yapsam deli derler.. sana bana deniliyosa yazarlara da denilmelidir.. denilmiyosa terbiyesizliktir..

9.. cumartesi ve pazarlar millet evlensin diye tatil yapılmamıştır.. bir daha vakitli vakitsiz evlenip tatil günümü rezil eden olursa mürüvvetine sıçılacaktır..

10.. yedinci maddenin atlanmış olması saymayı bilmediğim anlamına gelmez.. fakat saymayı bildiğim anlamına da gelmez.. ben söylemeden bunu farkettiyseniz bu dikkatli olduğunuz anlamına gelebilir.. fakat gelmeyebilir de.. bütün olasılıklar yüzde elli..

yukarıdaki maddeler demokrasinin son olanakları kullanılarak ve hiçbir masraftan kaçınılmadan gayetiyle sorunsuz bir biçimde oylanmış ve oy tekliğiyle kabul edilmiştir.. bu tutanak yayımlandığı tarihten üç gün önce yürürlüğe girer.. iki gün sonra çıkar.. kafasına eser tekrar girer.. vatana millete ve yavru vatan kıbrısa hayırlı olsundur.. geçmiş de olabilir.. evet yüzde elli..




Salı, Kasım 10

iyiyim ben böle..

abi şu kız çok tatlı lan.. dizinin dibinde yaşlanırım.. gıkım da çıkmaz..

hakket bilader.. yannız pek hanım hanımcık.. bana uymaz.. ahlaka muğayyir sözleri dilinin ucundan çevir.. onu yap bunu yapma.. başka biri gibi ol.. utangaçlığıyla ayrı uğraş.. lan bölesiyle sevişmeye kıyamaz insan.. yok abi yok.. tamam masum olsun ama bacı muahbbeti de olmasın.. yeterince ilkokul aşkı yaşadım.. kafidir.. iyiyim ben böle..

bu nası.. tam kafa dengi.. erkek gibi karı..

vallaha mı.. lan bu da çok pis sövüyo bilader.. koymadığı tek cümlesi yok.. bu derecesi de çok adi duruyo.. kız kısmısına yakışmıyo.. elinden tutup eşle dostla tanıştırsam keraneden karı çıkardığım için herkes tebrik eder.. yok abi yok.. hem bölesiyle aynı yorganın altına girdin mi kim kimi siker belli olmaz.. bu dünyada namusumuz için yaşıyoruz bi yerde.. eksik olsun.. iyiyim ben böle..

dostum bak buna diycek bişey bulamazsın.. eğitimi kültürü tastamam.. kafası da zeyir gibi.. al bunu.. kaçırma..

iyi diyosun hoş diyosun da.. o beni beğenmez.. edebiyat dedin mi benim tüyler şaha kalkıyo.. en son okuduğum kitap bulaşık makinasının kullanma kılavuzu.. onun da çoğu yerini atlayarak okudum.. şimdi tut ki ecnebi memleket edebiyatlarından mevzuyu açtı.. ne halt edicem.. bi hatun için oturup kitap neyim okuyamam.. zaten öğrencilikten yakamı kurtaramamışım.. bırak allasen.. iyiyim ben böle..

şu nası.. bak ben çok tuttum.. memleket meselelerine duyarlı.. ideolojiyse en kıralı.. tartışmada on melih gökçek gücünde.. hı ne dersin..

bilader dalga mı geçiyon.. ne memleketi.. ne meselesi.. ben hayatımda ilk kez geçen seçimde oy kullandım.. o da pederin emri vakisiyle.. herif zorla seçmen kütüğüne adımı yazdırmış.. dedim etme peder.. senin oğlun başlı başına kütük.. ama dinletemedim.. devletçiliği tuttu mu demirel der.. başka da bişey demez sağolsun.. zaten ilkokulda kızamık olduğumda "okula gitmiycem bebeler daşşak geçiyo.." diye zırladığımda da kulamı çekip.. "sen devlete karşı geliyon lan eşşoğlusu.." dediydi.. deme o ki.. ben istemem böle karı.. onun yerine pederle mutlu mesut yaşarım daha iyi.. iyiyim ben böle..

abi bunu kesin beğeneceksin.. tam ortam kadını.. muhabbet desen muhabbet.. aşk desen aşk.. ihtiras desen o da var.. üçü birarada şeysi gibi.. su kat.. dik kafaya.. sen dinle beni al bunu.. zarar etmezsin..

bilader haklısın da .. onun da sabıka kaydı boyundan büyük.. ömrünün büyük bölümünü abazan gençlere vakfetmiş.. sınır tanımayan sevişme gönüllüsü gibi çalışmış.. az zamanda o kadar sevgili eskitmek için seçmeyici geçirgen olmaklık lazım.. eski sevgili hikayelerine bi başladı mı bitmek bilmez.. benim miğdem kaldırmaz o kadarını bilader.. iyiyim ben böle..

iyi de aslan parçası.. sana karı beğendiremiyoruz.. hayır çok matah bi bok olsan anlıycam da.. neyine güveniyosun bilader.. armudun sapı üzümün çöpü nereye kadar.. badak mı kesildin lan başıma..

o değil de.. hani çekirdeksiz karpuz var ya.. şu balıkların genetikleriylen oynayıp bi de kılçıksız balık yapsalar ne güzel olur lan.. löp löp yutarız.. valla çok üşeniyorum.. ehi..

Cumartesi, Kasım 7

kısa savaş..

bu işin şakası yok.. zamanın azalıyor.. doktor biraz daha ötelerse kurtaramayabiliriz dedi.. otur çalış işte.. ne var bunda bu kadar mücadele mevzu yapacak.. bi tarafından başlasan emin ol gerisi gelecek.. aslansın ve de kaplansın.. hava da inadına mı bu kadar güzel olur bilader.. bütün kainat aleyhimde ittifak kurmuş.. hayır hayır.. meteorolojik olayların oyununa gelip kararlılığından vazgeçme sakın.. siper et iradeni.. bak orda bi yerlerde mutlaka vardır az biraz irade.. olması lazım.. bilenler her insanda olurmuş diyolar.. sen de insan sayılırsın icabında.. senin de 23 çift kromozomun var.. saymadım ama vardır yani o kadar.. zamanı geri alamıyorsan yapacaklarını ötelecilik anlayışından bi cacık olmadığını hala anlamadın mı..

sen ki en güzel havalarda götünü kaldırıp pencereden bile bakmamış miskinliği dağlardan yüce bir insansın.. şimdi iki güneş açtı diye kendini dışarı mı atacaksın.. nerede kaldı senin kendine hürmetin.. hem kamil de telefonlarına cevap vermedi.. bi bokluklar var ama du bakalım.. altı yıllık uzatmalı ilişkiyi bi çırpıda çöpe atmış olamaz.. e peki sen neden bi daha aramadın.. bari onu ötelemeseydin.. kaç hafta oldu arayalı.. iki mi.. yuh.. lan kamil senin de yatacak yerin olmasın inşallah.. insan bi geri döner.. şu sebepten açmadım falan der.. en azından bu kadarını borçluydun bana.. allahım aklıma mukayyet ol.. tez danışmanıma platonik tripler atıyorum galiba.. yok yok bu gidiş iyi istikamatine değil.. ben çıkıp hava alayım biraz.. yarın var.. yarın da tatil.. yarın çalışırım.. ne güzel bi günmüşsün sen yarın..

ulan istanbulun havası.. hakketten orospuymuşsun..

Salı, Kasım 3

10 CLS


yaş onbir.. sene dokuzyüzseksendokuz.. liselerin altı-yedi yıl olduğu tarih öncesi çağlar.. bilgisayar icat edileli baya bi zaman olmuş ama insanların zihnindeki bilgisayar fotoğrafı bir daktilo ve bir televizyonun seviyeli birlikteliğinden alınmış mutlu bi kareden ibaret.. bilgisayar programclığıma ilk ve yegane adımımı attığım yıl.. okuduğum lisede seçmeli bilgisayar dersi var.. o dönemde her konuda olduğu gibi seçimi benim yerime bir başkası yapmıştı ama ben de memnumum..

bilgisayar öğrenmeye fotokopi bir kitabın sayfalarını hayranlıkla çevirerek başlıyorum.. önce teori.. sonra biraz daha teori.. sonra bokunu çıkarana kadar teori.. bir dönem geçiyor.. elime bilgisayar klavyesi değmemiş.. mouse desen hak getire.. o dönemde henüz icat edilmemiş.. yolda görsem bomba ihbarı yaparım.. hülasası kamasutra bilen bakir erkekten hallice bi vaziyet..

ikinci dönem bilgisayar laboraturaına gideceğiz ümidiyle kitabı sular seller gibi yutmuşum.. çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanan ben ascii kodlarını yüz metreden teşhis ediyorum.. rüyamda bilgisayar kullandığımı görüp kamyon deviriyorum.. dört saniyelik rüyayı arkadaşlarıma dört saat kadar anlatıyorum.. onlar da tahrik oluyor.. mehlika sultana aşık yedi cüceler gibi gün sayıyoruz ve o gün geliyor..

binbir tenbih ve tehdit eşliğinde bilgisayar laboratuarına adım atıyoruz.. o an hissettiklerimin aynısının tıpkısını nasaya giden ilk türkten sorup öğrenebilirsiniz.. içeri giriyorum ama hala bir bilgisayarla göz göze gelebilmiş değilim.. çünkü hepsinin üstü örtülü ve hoca aç komutunu vermeden örtüyü açanı sikerteceğini defaatle söylemiş.. yapar da.. yemekhane kapısında dikilip tırnak kontrolu yapan kıl mı kıl bi adam.. yine de mutluyum.. bir bilgisayarla aynı havayı tenefüs etmek bile kalbimin ritmini coşturmaya yetiyor.. bütün ciddiyetimle hocayı dinliyorum.. o an aletlere yüz görümlüğü olarak çeyrek altın takıcaksınız dese inanırım.. o kadar da saf ve savunmasız olduğum bi dönem.. kalbimde bilgisayar aşkı.. başımda kabak yelleri.. dudağımda bi ıslık.. yok lan ıslık yok.. flaşbek.. hoca sikertir..

ve hayal kırıklığı.. ısınan havayla yükselen beklentilerin on bin fitten düşüp bal kabağı gibi paramparça oluşu.. sihirli değnekle eşdeğer tuttuğum aletin tek bi numarası var.. hangi tuşa basarsan ekranda o çıkıyor.. ekrana iki çizgi çızıttırmak için 10 cls ile başlayan ve sayfalarca süren komut yazmak gerekiyor ki ben aynı çizgiyi gözüm kapalı tek hamlede çizerim.. erken yaşta başladığım programcılıktan tez zamanda soğuyorum.. yıllarca bilgisayar görmek duymak konuşmak cazip gelmiyor.. batının ilmini almamı bekleyen büyüklerimi jön türklerden sonra bir de ben hayal kırıklığına uğratıp atari bilgisayarı döver olumcuların saflarında yerimi alıyorum..

şimdi durduk yerde ben bunları neden anlattım.. çünkü.. yirmi yıl sonra farkettim ki bu deneyim aslında benim kişisel tarihçemin olabilecek en kısa özetiymiş.. tarihin tekerrürle olan imtihanı hep aynı notu vermiş..

10 CLS
20 SIÇ