Cumartesi, Ocak 9

platonik bilim aşkı..


size bir insan natürmordu çizeyim mi..
eserin adı taşralı bilim insanı.. ellili yaşlarında.. hafiften göbekli.. pantolonu göbeğinin üzerinde ve tam orta yerinde ekvator misali fakat hayali olmayan bi çizgi oluşturmuş.. batılı meslektaşları gibi uzun saç ve pamuk şekeri gibi sakal kombinasyonu yapmak yerine gayet usturuplu bir tıraş ve en maksimumu kaytan bir bıyık sahibi.. sunduğu görsel şölen bakımından mahallenin manavı ile arasındaki tek fark boynundan sadece duşa girerken çıkardığını düşündüğüm 70lerin modası bir kravat..

dışı hiç kimseyi yakmayan bu amcamızın içinde kopan fırtınalar yok mu.. hah işte.. işbu yazının gayeyi vücudu o fırtınalar.. sevgili ve de taşralı bilim insanımız elindeki sınırlı imkanlara aldırmaksızın dünya sıtandartlarıylan yarışmaya çalışan.. çalışmak ne kelime.. bilimle ilk tanıştığı günden beri bitmek tükenmek bilmeyen bir tutkuyla yamuklusuna kara sevdalanmış bir deli oğlan.. lakin bizimkisininki platonik bir bilim aşkı.. kahramanımızın jeopolitik konumu gereği klasik zengin kız fakir oğlan hikayesi yani.. malum bilimle flört etmek için cebin dolu olacak.. bugün bi elektron mikroskobu nerden baksan baya bi paradır yani.. senin üniversiteni tapusuyla kadastrosuyla satsan elin ecnebisinin en dandirik projesinin maliyetini karşılamaz.. e be amca.. sen kiiim bilim kim.. gel sen vaz geç bu sevdadan..

ama bilimci amca vazgeçmez.. hatta karısının "yine mi kitap aldın bey.. nereye koyucaz bu kadar kitabı.. yeminlen yakıcam hepsini.." dırdırlarına adırmadan üç kuruş parasını da platonik metresi için harcar.. insanların gözünde komik duruma düştüğünü bilse de inatla tutkuyla aşkının peşinden koşar.. yannız o bilim olacak hayırsız hiç mi hiç yüz vermez garibime.. bi gün olsun birlikte göbeklimin adını vereceği bir buluşa imza atmaya yanaşmaz.. ses getirecek tek bir makalesi olmaz taşralımın.. bu haliyle üç gün öncesinin gazetesi eline yeni geçen ve dünyanın öbür ucundaki insanların üç gün gerisinden sevinen hayret eden heyecanlanan bir garip mecnundur artık o..

şimdi bunları neden anlattım ben.. işte o resmettiğim natürmorttaki hıyar benim.. kendimi bildim bileli bütün bilimler arasında piskolcinin apayrı bi yeri vardır benim için.. nasip değilmiş.. zorla kocaya verilmiş bir ünzileymişcesine başka bi alanda eğitim aldım.. piskolociye aşkım platonik kaldı.. ama yılmadım.. elimdeki sınırlı kaynakla bişeyler yapmaya çalıştım.. başta bizzat kendim olmak üzre eş dost hısım akraba üzerinde yaptığım piskolocik deney ve gözlem sonuçlarından tüme varıp insanlık adına sonuçlara ulaştım.. nerde altyapı gerektirmeden anlayabileceğim bi makale görsem sevgilimden gelen mektupmuş gibi gördüm.. aldım okudum..koynumda sakladım.. hösst lan o kadar da değil.. tamam bi metafordur gidiyo ama koynuma da sokmam yani.. her neyse demem o ki..

ulan allahsız piskoloci..
seviyorum ulan seni..

4 yorum:

Enteldantel! dedi ki...

Bilom yıpratma kendini böyle yea, o da sana karşı boş değilmiş aslında ama o sosyoloji yok mu sosyoloji, hep o ipne mani oluyor aşkınıza.

Hem bırak artık bunları, vazgeç, gül gibi karın var senin. Filoloji yengemi üzme daha fazla, yuvana dön bilom :/

fevkalade olağan dedi ki...

bilom o değil de.. facitçok güzel di mi la.. o kollar ne işe yarar.. nasıl kullanılır hiç bilmiyorum ama bu aleti çok seviyorum ben yea..

sutlukahve dedi ki...

nereye kadar sürecek bu platonik bilim aşkı? ben de artık beni seven bir bilim istiyorum. o da beni sevsin, birlikte olalım, boy boy makalelerimiz yayınlansın, ilişkimiz ciddiye binsin, evlenelim, iki sene sonra ben bir doktora tezi doğurayım istiyorum. çok şey mi istiyorum?

fevkalade olağan dedi ki...

mutlu olmak herkesin hakkı tabi.. ama olmuyosa da olmuyodur.. başka şeylerle de mutlu olunabiliyo.. misal facit..