Perşembe, Mart 11

ha!

“ruhunu kaybetmiş biriyim.. ne arıyorum.. ne de geri gelmesini bekliyorum”

-otuz!-
aha sarı yandı.. koşarsam yetişirim.. yerlerde hep çamur.. şimdi sırtıma kadar sıçratırım yetişmeye çalışırken.. neyse beklemekten başka çare yok.. zaten kırmızı yandı.. otuz saniye nedir ki..

-yirmidokuz!-
beklerken ne kadar zor geçiyor zaman.. ömrümün kaçta kaçı beklemekle geçiyor acaba.. yaya geçidinde yeşili bekle.. durakta otobüs bekle.. lokantada siparişi bekle.. askerde terhisi bekle.. hayatta doğru kişiyi bekle.. bekle yavrum bekle.. şu kırmızı lambada hapsolmuş kızıl adamdan ne farkım var sanki.. ayakta durmak için savaş ve bekle.. en sonunda da ölümü bekle.. beklerken de hayatla oyanmaya çalış.. ne bulsam da oyalansam.. hadi bakalım.. beklemedeğim zamanlarda yaptığım part time ikinci iş.. ara.. bekle ve ara..

-yirmi sekiz!-
yağmur da bastırdı.. şerefsiz herif.. 3 liralık çin malı şemsiyeyi güç bela pazarlıkla 8 liraya bıraktı.. bi de rahmet diyolar.. fırsatçılara.. karaborsacılara rahmet..

-yirmi yedi!-
amma da kalabalık oldu burası.. yol da tenha gibi.. beklemeden aralardan geçsem.. ayıp lan koca adamsın kırmızıda geçilir mi.. ama kimse olmasa geçerdim.. hiç tanımadığım bu kalabalığın baskısı var üstümde.. asıl ayıp bu lan.. yannızken geç.. kalabalık olunca dur.. ne iki yüzlü bi herif oldum ben yea..

-yirmi altı!-
o ne.. karşı kaldırımdaki genç kadın.. bana mı bakıyo.. yanımdaki yaşlı teyzeye bakmıyodur heralde.. tabi canım direk bana bakıyo.. gözü daldı heralde.. bu kadar da boş bakılmaz ki..

-yirmi beş..-
bi yerden birine mi benzetti.. şemsiyesi de maşallah pazarcı şemsiyesi gibi.. üç kişiyi altına alır bana mısın demez.. kim bilir kaç paradır.. benim dandik şemsiyenin iki katı kadar nerdeyse.. bak hala bakıyo..

-yirmi dört..-
ohaa.. hayvana bak.. yavaş geçsene öküz..

-yirmi üç!-
yazık lan.. yağmurun rahmeti yetmiyomuş gibi bi de trafik canavarı rahmet eyledi insancıklara.. yanımdakilere de kıl oldum.. ne gülüyosunuz dingiler.. o araba bizim olduğumuz tarafa da çamur sıçratsaydı böle kikirdiycek miydiniz.. bizimki de ıslandı mı acaba..

-yirmi iki!-
ah be ablacım.. bu havada da beyaz manto giyilir mi.. ama suç sende değil.. beyaz kışlık kıyafetler üretenerde.. sen de kadınsın bi yerde.. yumuşak karnına vurmuşlar.. onun içinde güzel olduğunu düşünmüşsün besbelli..

-yirmi bir!-
bana bakan kadın da beyaz mantoluya bakıyor şimdi.. adi trafik canavarı.. dikkatini dağıttı kızın..
-yirmi!-
aman be abla sen de nerden buldun beyaz giyecek günü.. kırk yılın başı güzel bi hatunla kesişiriz.. trafik canavarıyla beyaz mantolular birlik olup aşkıma kürtaj yapar.. büyü mü var lan acaba bende..

-on dokuz!-
abim de 40 yaşına geldi hala bekar.. kesin büyü var.. ailecek lanetlenmişiz biz.. gerçi babamla annem de geç evlenmiş.. belki de genlerimizde var bu.. şu gen haritasını bi tamamlasınlar bakalım.. kesin böyle bi gen var.. geç evlenme geni..

-on sekiz!-
yine bu tarafa döndü.. bana mı bakıyo.. yok ya.. lambaya bakıyor..

-on yedi!-
yok abi olmadı.. olmazdı da zaten.. biz ayrı dünyaların insanlarıyız.. şu yolda bile karşı karşıya duruyoruz.. o bu tarafa geçtiğinde ben o tarafa geçmiş olucam.. zıtlıkların çekimiydi bizimkisi..

-on altı!-
zaten onunla da böle olmuştu.. kimbilir nerde kimlerledir şimdi.. ama yürümeyeceği belliydi.. bi kere de bana benzeyen biriyle olamadım.. kendimden sıkıldığım için olsa gerek hep benden çok farklı insanları beğeniyorum.. sonra da şiddetli geçimsizlikten kavga arası ilişki.. bir dargın bir barışık.. böle bi şarkı vardı.. nasıldı o.. şarkı değil miydi yoksa.. lan doğduğumdan beri dinlerim şu lanet şarkıları birinin de iki cümlesini bilmem.. hafızamda hepsi tek satırdan ibaret..

-on beş!-
takıldı bu da aklıma şimdi.. nasıldı onun devamı.. yavaş bilader.. tepeme çıksaydın.. yer mi yok da dibime giriyosun.. ulan koca şehirde bu paltonun aynısından bi kişide daha vardır.. o da geldi benim yanımda durdu..

-on dört!- nereye bakıyo bu herif.. benim hatuna mı bakıyo lan.. haydaa.. ne belasın sen kardeşim.. bi sen eksiktin.. trafik canavarı.. beyaz mantolu ve sen.. üçlü şer ortaklığı mısınız benim başıma.. bermuda şeytan üçgeni misiniz lan..

-on üç!-
ama o bana bakıyo.. evet evet.. bana bakıyo.. şaşı mı lan bu.. gözlerini naapmış öle.. nereye baktığı belli değil.. şaşı maşı.. on saniye kaldı.. en etkileyici bakışlarımı takınmalıyım.. zaman azalıyor.. acaba karşıya geçerken çarpışıp özür falan mı dilesem.. filmlerdeki gibi.. keşke elinde kitapları falan olsaydı.. yere düşerdi.. beraber toplardık..

-on iki!-
salaksın olum sen.. kitaplarını çamura düşürsen sana yapacağı en iyi şey pazarcı şemsiyesiyle kafanı kırmak olurdu.. harbi salaksın..

-on bir!-
bu kadın da senin gibi salak heralde.. bi saattir mal mal bakıyor.. hah işte tam kendine uygun birini buldun.. iki çıplak bi hamama.. artık doğacak çocukları tahmin edemiyorum..

-on!-
beyaz mantoluya bakıyo şimdi de.. gitti anacım o manto.. kuru temizlemecinin rızkı varmış onun üzerinden.. sizin gibi saflar olmasa onların çoluk çocukları ne yer.. ne içer..

-dokuz!-
yavaş be abi.. paltolarımız aynı diye pek bi yakın gördü bu herif beni kendine.. bi dur durduğun yerde.. iyi geç hadi bu tarafa.. ne varsa benim durduğum yerde.. geç geç.. allaşkına geç.. bak kardeş sayılırız.. paltolarımız da aynı.. benim yerim senin yerin.. hah.. oldu.. mutlusundur umarım.. dallama..

-sekiz, yedi, altı, beş, dört, üç, iki!..-
ya beyaz mantolu.. sana ben ne diyim.. istikbalimle oynadın be kadın.. iyi oldu sana.. o kadar çamur az bile hatta.. beter ol..

-bir!-
al işte.. yeşil yandı.. sizinle uğraşmaktan kıza bakamadım.. yürü oğlum yürü.. herkes başladı yürümeye.. ne bekliyosun mal gibi.. ortaya yaklaştım.. kırmızı yanmadan geçmeliyim karşıya.. hızlanayım.. dur şu ikisinin arasından geçeyim.. ya olum yapışık mıyız biz.. az bi uzak dursana.. hay allahım.. ben bu herifi döverim de bu yağmurda olmaz.. üstüme çamur sıçrar..

-altı, beş, dört, üç, iki, bir! hızla!..-
geçtim.. o artık geride kaldı.. zaten neler geride kalmadı ki.. dönüp bakmıycam.. ya o durmuş bana bakıyorsa.. yok lan ne bakıcak.. kesin birine benzetmişti beni.. hadi aslanım hadi.. işine gücüne bak.. daha ne kırmızı ışıklar göreceksin sen.. ne yeşiller çıkacak karşına.. hadi lan.. bu mu yani.. bunu mu bulabildin kendini avutmak için.. yannız gebereceksin.. yalan mı.. neyse ki palto ikizimden kurtuldum..

-otuz!-

* işbu yazı.. öykü.. hede.. nane.. herneyse.. "ekşi öyküler"de yayımlanmış olan "ah!" başlıklı öyküden fena halde esinlenlenerek yazılmıştır.. oricinali daha güzeldir..

6 yorum:

sutlukahve dedi ki...

linkini verseydin de onu da okusaydık.

fevkalade olağan dedi ki...

linki yok.. kitap la o.. nası olcak link..

jewel dedi ki...

içseslere hayranım ..
bu bilog, -yalnızca işbu yazıyla değil- komple içsesmiş gibi geliyo bana bazen.
aylaykit.

sutlukahve dedi ki...

cahilliğime ver.

fevkalade olağan dedi ki...

cuğıl..
hee valla.. karnımdan konuşuyoum işte..

zütlü..
estafurulla bacak.. olur mu öyle şey.. mütevazi seni..

Enteldantel! dedi ki...

Bi de bunu çok seviyom bilom.