Cumartesi, Ekim 23

yassak bilader..

burada politik yansımaları olabilecek tartışmalardan uzak durmaya çalıştım hep.. bana göre değildi.. duyarsızlık değildi bu ama bu yolla tartışmak anlamsız geliyordu.. bu tavrımdan tümüyle vazgeçmedim ama türban tartışmaları canımı çok sıkıyor ve sessiz kalamıyorum.. bi arkadaşımla sohbet ederken onun kafasını siktiğim gibi burada da sizin beyninizi gözüme kestirdim.. bi kereden hiç bişey olmaz deyip olaya girelim..

yıllar süren ve bir türlü çözülemeyen bir sorun olarak türban yasağı öyle dallanıp budaklandı ki artık tartışanların en büyük referansı sahip oldukları kuru inatları olmaya başladı.. saflar her tartışmada biraz daha belirginleşti.. aynı tarafta toplananlar birbirinden güç aldı ve oluşturdukları sinerjiyle diğer taraftan daha çok nefret etti..

oysa ki bu konu tartışılırken temel alınacak daha nesnel referanslar olmalı.. aslında var da.. konu politik bir boyutta değerlendiriliyor çoğunlukla.. siyasi bir sembol olduğu.. iktidar partisinin seçmen tavlamak için bunu kullandığı.. siyasal islamın laiklikle hesaplaşma çabaları.. ve daha pek çok argüman.. diğer bazı tartışmacılar konunun tarihsel boyutuna odaklanıyor.. kılık kıyafet devrimi.. şapka kanunu.. atatürkün temellerini attığı çağdaş laik türkiye modeliyle türbanın uyuşmazlığı.. gericilik.. asurlar sümerler hititler.. dogmatik sembollerin üniversiteye girmemesi gerektiği.. ve daha fazlası.. hukuki boyutta tartışanlar da var doğal olarak.. anayasanın laiklik ilkesi.. mahkeme kararları.. yönetmelikler.. kamusal alan.. hizmet alan.. hizmet veren.. türban.. sıkmabaş.. çene altı.. ve uzar gider..

başka boyutlar da var ama ben daha fazla uzatmak istemiyorum.. yukarıda saydığım ayrıntılara boğulmadan konuyu kendimce doğru bir konuma oturtabildiğim bir boyuttan daha bahsedicem.. insani boyut.. evet.. tartışmaların arasında kaybolup giden ya da daha beteri göz önünde olması istenmeyen bir boyut bu.. insan hakları ve bireyin özgürlüğünden söz ediyorum.. yasağın haklarını gasp ettiği insanların vergi verdikleri.. vatandaşı oldukları devletlerinden bekledikleri yüksek öğrenim alma hakkı.. devlet din dil ırk renk mezhep kıyafet gözetmeksizin her vatandaşına eşit olarak vermekle yükümlü bu hizmeti.. bir vatandaşı için koyduğu ölçütler bir diğeri için olanlardan farklı olamaz.. olmamalı.. kapıya bir görevli dikip sen dur.. sen geç.. demek için dış görünüş yeterli bir ölçüt olmamalı..

konuyu insani boyutuyla ele aldığımda diğer tüm boyutların artık hiç bir önemi kalmıyor gözümde.. benim sıralamamda insan olmak.. çağdaş olmanın.. atatürkçü olmanın.. seküler olmanın.. sağcı veya solcu olmanın hepsinin önünde gelir ve karar vermemde hepsinin toplamından daha çok etki eder.. evet.. ben seçimimi yasaktan değil özgürlükten yana yapıyorum.. ve diğer boyutlardaki ayrıntıların hiçbiri bunu değiştirecek kadar önemli olamaz..

çok saf oduğumu düşünenler olacaktır.. saflıkla paranoya arasında bir seçim yapmam gerekiyorsa.. ben saf olmayı seçiyorum..

11 yorum:

sibly wane dedi ki...

aferin bizim oğlan. böyle de yazabilirmişsin gibicesine.

kahveperisi dedi ki...

ne zamandır ne halt yemekte olduğumu düşünüyordum, şu son cümlen halimi anlattı: "saflıkla paranoya arasında bir seçim yapmam gerekiyorsa.. ben saf olmayı seçiyorum.."
ben onca zaman şu saydığın nedenlerin epey bir kısmına takılı kaldım ve insani boyutu diğer nedenlerin yanında sıraladım, öne almadım. hata yapmışım.
çok haklısın, çok da güzel yazmışsın, onu diyecektim..

kahveperisi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kahveperisi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
gasilhane dedi ki...

Hell yeah. Umarım irili ufaklı duygusal okuyucuna ulaşırsın, takdir edilesi yazı, izninle yanağından öpüyorum nigga.

ayşec. dedi ki...

eline sağlık. yalnız bahsettiğin insani boyut, tarihsel, hukuki ve politik boyutlardan azade bir yerde durmuyor. hepsi, insanı anlamanın farklı veçheleri. dahası hiçbirinden soyutlayıp bakamazsın duruma.
mevzu bazen, "kıçımızı başımızı rahat bırakın lan!" dedirtecek kadar basit ve apaçık görünüyor. yine de maalesef o kadar basit olmadığını bilmek her zaman paranoya anlamına gelmiyor.
kaldı ki mevzuyu insani boyutta ele aldığın vakit önemini yitiren atatürkçülük, sağcılık, solculuk gibi ideolojilerin "insan"dan anladıkları arasındaki farklılık yüzünden çıkıyor tüm bu tartışmalar. dolayısıyla ayrıntı dediğin çoğu şey aslında mevzunun temel bileşenleri.
tartışılsın. tartışamaz hale gelmekten iyidir. kimin neyden ne anladığı, neden ve nasıl anladığı, ondan başka ne anlaşılabildiği dökülsün ortaya. "benim dünyam dönüyor, seninki dönmüyor" tavrı bir bırakılsın. maç izler, skor tutar gibi değil.. insanlar bir dinlesin birbirini. olay "tellioğullarından mısın seferoğullarından mı"ya dönmeden. yaratılan yapay gerilimler ve gündemler yüzünden bu pek mümkün görünmüyor tabi.
çok uzatmışım, özür dilerim ama ne kadar kaçınırsa o kadar birikiyor demek ki insanın içinde.

incir6 dedi ki...

tamamen katılıyorum....

alice dedi ki...

+1

gasilhane dedi ki...

Fevki görüyosun, yorumlar 911'e vurmuyo böyle yaparsan:)

mgntwmn dedi ki...

birkaç hafta bakamadım. ne çok şeyler değişmiş buralarda!

wimparella dedi ki...

kendilerini daha yukarda görüyorlar ya buna karşı çıktıklarında ben ona gülüyorum asıl. bi de hemen seni bi gruba sokmaya çalışıyorlar kendileri gibi, çünkü onlar ancak sürü psikolojiyle hareket edebilirler ve var olabilirler..