Pazar, Kasım 14

sen gittin.. ben kayboldum..

ah sevgili sevgilim..
sana nasıl hasretim anlatamam.. ama anlatmayı deneyebilirim.. yani şimdi sen yoksun ya.. bu şehir boş gibi.. yannızlık 15 milyon kalibre.. bi sürü insan var ama hepsi tamamen israf benim nazarımda.. olmasalar da olur.. hatta daha iyi olur.. hani şimdi sen gittin ya.. yani mesela yarın istesem bile seni göremeyeceğim ya.. ya da dudaklarımda hissedemeyeceğim.. ya da gülüşünü duyamayacağım.. veyahut kollarımla sımsıkı saramayacağım.. ya da nefesini nefesime katamayacağım..ya da kokunu içime çekemeyeceğim ya.. işte bunlar bana ağır geliyor.. göğsümün üstüne bi kaç ton yük biniyor ve nefes alamıyorum.. iki soluk suni tenefüse muhtaç kalıyorum.. yani şimdi sen uzaktasın ya.. ben de tam o kadar kendimden uzaktayım.. sen bana bir adım yaklaşsan.. belki ben de bir adım da olsa kendime gelebileceğim..

ah yokluğu varlığımı tüketenim..
sen yokken bol bol zamanım oluyor.. delirmeye yetecek kadar fazla.. çıldırmaktan taşacak kadar bereketli.. tabi ben de bu vakti boşa harcamıyorum.. bi takım oyunlar buldum.. onları oynuyorum.. bi tanesi şu.. aklımdan seni tutuyorum.. sonra kendimle topluyorum.. çıkan sonucu bölmeye kıyamayıp çarpmaya başlıyorum.. defalarca çarpıyorum.. çarpıyorum.. çarpıyorum.. yorulunca başka bir oyuna geçiyorum.. o da şöyle.. kollarımı duvara yaslıyorum.. gözlerimi kapatıyorum ve saymaya başlıyorum.. hayatım.. güzelim.. aşkım.. canım.. kalbim.. bitanem.. nartanem.. nurtanem.. canparem.. kunduram.. sandukam.. zenbilim.. dilim damağıma yapışana kadar sayıyorum.. sonra gözlerimi açıp seni aramaya başlıyorum.. her yere bakıyorum.. bütün odaları dolaşıyorum.. her köşede bir anımızı sobeliyorum.. oyunlardan sıkılınca müzik açıp kitap okuyorum.. sayfalarla konuşuyorum.. onlar bana kendi hikayelerini anlatırken ben de her fırsatta araya girip onlara seni anlatıyorum.. geçen gün tanpınara senden bahsettim.. çok ilgilendi..
keşke tanışma imkanım olsa dedi..
neden olmasın dedim..
bi gün onu da alıp bizim enstitüye gelsenize dedi..
çok isteriz dedim..
dönünce behemehal bekliyorum dedi..
pek tabi efendim elbette dedim..
sonra o sana selam söyledi.. ben de ona çay söylemeyi teklif ettim.. o sırada nazan girdi lafa..

günlerdir kapımı kimseler çalmıyor..
göğsümden içeri yokluğun sızıyor..
bir demlik çayım var..
tütünüm de geçiyor..

biz de çay için kalmak üzereydik.. eh napalım.. madem çay demlenmiş.. gitmesek çok ayıp olur.. hem böyle zamanlarda insanları yannız bırakmak doğru değil.. kalktım nazanın oraya gittim.. nazan anlattı ben dinledim.. nazan doldurdu ben içtim.. nazan ağlattı ben ağladım.. nazan söyledi ben inledim.. nazan sustu ben sağır oldum..

ah nefesimin pusulası..
sen gittin.. ben boğuldum.. sen gittin.. ben..

3 yorum:

siz, yaşayanlar dedi ki...

aa ben de saatleri ayarlama enstitüsü'nü okuyorum!

nevarin dedi ki...

insanın sevdiği gidince acaba benimde gitme zamanım mıdır diye soruyor,başka dünyalara...

gasilhane dedi ki...

Yavuklu manisa'ya gitti bayram tatili için memleketine yani. Şu an tam bu haldeyem.