Çarşamba, Ocak 27

koç.. daş..


sanırım bi çeşit kısaltma.. koç daşşağının kısaltması olabilir.. benim aklıma bi tek bu geldi.. ama bi market adı olarak anlamsız gibi.. gittim gördüm.. içinde ne koç var.. ne taşşak.. dedim bu böle olmaz.. madem koç gibin bi delüğanlı gelmiş.. kısaltmanın ilk bölümündeki kehanet gerçekleşmiş.. bi de taşşak lazım.. onu da ben yapıvereyim dedim.. kendi kendime dedim onu.. taşşak geçebileceğim bi kurban aramaya başladım.. kombilerin olduğu bölümdeki herif pek bi kaknemdi bulaşmadım.. deli divane gibi maketi dolaşmaya başladım.. amarikan kapıların ordaki hatun da ambiyansa uygun olaraktan kapı gibiydi.. ona da musallat olmadım.. bu arada içerde gezinirkene beş dakkada bir koçtaşa gidiyorum evimi çok seviyorum hedesi çalıyordu ve bu fena halde canımı sıktı.. dedim budur.. dooğru müşteri hizmetleri gibi bi yer var.. oraya gittim.. bankonun ardındaki hatunlardan en bi güzelini seçtim.. usuldan yanaştım.

ben..
- merabayın.. kolay gelsin..

hatun kişisi.. yılışma lan.. benim sevgilim var ifadesiyle..
--buyrun..

- benim duyduğumu siz de duyuyo musunuz..

bu kez de çattık deliye ifadesiyle karışık..boku yedik tavrı..
-- nassı yane.. annamadım..

- ara ara bişeyler duyuyo gibi oluyorum da..

araya biraz daha mesafe koymalı inancıyla..
-- ne duyuyosunuz beyfendi..

- gaipten bi ses..

sağa sola bakıp yardım isteyecek birilerinin olduğunu görmenin verdiği güvenceyle..
-- ne diyo o ses..

- şarkı söylüyo.. sözleri de şöyle.. koçtaşa gidiyorum.. evimi çok seviyorum..

rahatlamış bi tepki olaraktan
-- ehiihiihi.. evet ben de duyuyorum. bizim reklam cingılımız o..

- neyse ki aklım başımdaymış.. ama çok saçma değil mi..

-- neden saçma olsun..

- e çünkü şu anda koçtaştayız..

kendinden emin.. çok bilmiş bi edayla..
-- evet farkındayım..

- iyi de.. koçtaşa gidiyorum demesi garip değil mi.. zaten koçtaştayız.. yani daha gidilecek başka bi koçtaş mı var.. koçtaşa geldim demesi daha uygun olur bence..

mavi ekran vermiş hatun bakışı..
-- haklısınız ama o öle yapılmış yane..

- bence de haklıyım.. müşteriyim ya o bakımdan bi sıfır önde başlıyorum olaya.. müşteri her zaman haklıdır geyiği var ya.. neyse.. bunun değiştirilmesini istiyorum ben.. haklı bi müşteri olarak..

-- ehiiihi.. peki beyfendi.. ben süpervizörümüze ileticem bu isteğinizi.. başka nasıl yardımcı olabilirim..

- ama hiç inandırıcı değil.. değişir mi bu.. misal ben haftaya kontrole geldiğimde aynı şey çalıyo olursa rezalet çıkarabilirim mesela..

öeaah ama yeter artık bakışıyla..
-- beyfendi benim yapabileğim bi tek bu var.. isterseniz siz koçtaş genel merkezine bi meyl atın.. içiniz rahat edicekse..

- tamam ikna oldum.. teşekkürler.. ha bi de bu koçtaş.. neyin kısaltması..

yüzündeki gülümsemenin ardında edilen küfürler eşliğinde..
-- hiç bi fikrim yok..

- ben biliyorum ama söylemem.. ayıp olur.. onu da ben mi öğreticem.. araştırın öğrenin.. haftaya geldiğimde bunu da sorabilirim..

yeter artık git burdan ifadesiyle..
--höff.. peki beyfendi.. onu da öğreniriz.. başka yardımcı olabileceğim bi konu var mı..

- hımm.. sanırım yok.. teşekkür ederim.. iyi çalışmalar..

yaa işte böyle.. seyahatnamemden bi sayfayı sizinlen de paylaşmış oldum.. yine bi insanceğizin tatsız tuzsuz hayatına bi renk katmış.. yine birine eş dost sohbetlerinde anlatabileceği "geçen gün delinin biri.." ilen başlayan bi anı bağışlamış olduk.. ne mutlu türküm diyene..
bitti..

Cumartesi, Ocak 23

ya da..

bir insan neredeyim ben diyorsa bunu iki sebebi olabilir..

ya nerede olduğunu bilmiyordur.. ya da orada olmak istemiyordur.. nerede olduğunu bilmiyorsa siktiredin ibneyi.. orada olmak istemiyorsa bunun iki sebebi olabilir..

ya etrafındanki kişilerden rahatsızdır.. ya da kendisinden sıkılmıştır.. etrafındaki kişilerden sıkılmışsa yannız bırakın ibneyi.. kendisinden sıkılmışsa bunun iki sebebi olabilir..

ya kendini bi bok sanıyordur.. ya da tükenmişlik sendromuna yakalanmıştır.. kendini bi bok sanıyorsa ağzına sıçın ibnenin.. tükenmişlik sendromuna yakalanmışsa bunun iki sebebi olabilir..

ya içinde bulunduğu topluluğun biçtiği rolleri fazlaca sahiplenmiştir.. ya da boyundan büyük hayaller kurup hayallerinin gölgesinde güdük kalmıştır.. içinde bulunduğu topluluğun değerlerini kucaklamışsa değer vermeyin ibneye.. boyundan büyük hayaller kurup hayallerinin gölgesinde güdük kalmışsa bunun iki sebebi olabilir..

ya boyu çok kısadır.. ya da hayalleri çok uzundur..

yani demem o ki.. bir insan durduk yerde neredeyim ben diyorsa.. ya ibnedir.. ya da boyu kısadır..


Perşembe, Ocak 14

doğğut..


hacım ben sana diyim.. güzel kızdan bi cacık olmaz.. hayır kaprisinden götü kalkıklığından falan değil.. çok sikilmiş oluyolar.. valla bak.. memleket eli sikinde dolaşan erkeklerle dolu.. kızcağaz napsın birinden kaçıp kurtulsa ötekine yakalnır.. çirkin gibisi yok valla.. bi aşırılığı olmasa kimse farkına bile varmaz.. saklı kent gibi.. bi tek müdavimi bilir.. orda öle durmuş keşfedilmeyi bekliyo.. canım benim yea.. çirkin olsun benim olsun.. di mi lan..

sözünü onay arayışıyla bitirip yüzüme baktığında kaderin bir cilvesi olacak ki ben de onun sıfatına bakıyordum ve yerleşik iletişim kanunları hükmünce bu durum bir tepki vermemi zorunlu kılıyordu.. tam da o sırada dünya üzerinde altı milyar insan varken neden bu dallamanın yanında bulunduğumunu işkence altında sorguluyor ve bir cevap bulamıyor olmam tepki vermemi engelledi.. sessiz kalma hakkımı kullanmış olmam davutun hiç hoşuna gitmedi..

haksız mıyım moruk.. şimdi düşün.. senin ilik gibi bi manitan var.. hadi diyelim ki geçmişini görmezden geliyosun.. yannış anlama.. godoş olduğunu ima etmiyorum.. velev ki diyorum yani.. geçmişi sildin.. e peki nerden bileceksin seni aldatmadığını.. güzel kadının her zaman bi fırsatı vardır.. olur.. en ufak bi yannışında boynuzu takar.. ruhun bile duymaz.. düşün hacı böle kuşkuyla diken üstünde hayat geçer mi..

saçmalıklarından sıkıldığımı belli etmek için en fatih terim mimiklerimi takınarak yüzümü ekşittim.. oturduğum yerden hafif bi doğruldum.. sigaramı küllüğe bıraktım.. tam boğazımı temizleyecektim ki davut bişeyler söylemek istediğimi farkedip benden erken davrandı..

bak mesela.. bi de şu var.. her tanrımın günü baklava yesen miden bulanır.. artık baklava görmek istemezsin.. güzel kadın da aynı o hesap işte.. üç beş ay bi yıldan sonra hepsi aynı zati.. kapat elettiriği güzellik falan kalmaz.. olum hülya avşar gibi kadın bile aldatılıyo.. var mı bunun ötesi.. sen hala güzellik de bilmem ne de.. başına bela mı arıyosun bilader.. geçen..

taşmak üzere olan sabrımın da iteklemesiyle sözünü kestim..

- davut..
- söyle moruk..
- terketti di mi..
- ya yok ben zaten ayrılmayı düşünüyodum.. böle daha i..
- olum baştan sölesene şunu.. ne kafa sikiyosun bi saattir..
- nağlagası var boğlum.. konuşuyoruz şurda..
- nası nalakası var lan.. bal gibi kuyruğun acıyo işte..
- yok moruk.. ben bitirdim o işi kafamda.. bundan sonra güzel falan istemem..
- davut..
- hı..
- olum o kız güzel değildi ki zaten.. sana öle gelmiş.. sorsan ben ilk baştan söylerdim.. boşuna vesvese yapmışın sen..
- hade be..
- valla öle..
- olum o değil de.. gül gibi teoriyi sikip attın ben ona yanıyorum..
- siktiret bilader.. sen daha iyi teoriler üretirsin.. elini sallasan ellisi.. zaten bi sikime benzemiyodu.. davudum benim.. yörrü beah..
- doğru diyosun.. o orospu da benim gibi teorisyeni zor bulur bi daha..
- tabi yeaa.. rahadol sen..
- şş.. bak bi.. sende ufaklık var mı.. çayları öde de kalkalım.. acayip çişim geldi..
- hay senin gibi doğutun da.. doğuta arkadaş olanın da.. hee.. var ufaklık.. siktirgit işe..
- tuvalet paralı mıydı la burda..
- al tamam al.. 50 kuruş var.. o kadarlık işe..
- saol moruk.. bidakine bendensin bak he..

Cumartesi, Ocak 9

platonik bilim aşkı..


size bir insan natürmordu çizeyim mi..
eserin adı taşralı bilim insanı.. ellili yaşlarında.. hafiften göbekli.. pantolonu göbeğinin üzerinde ve tam orta yerinde ekvator misali fakat hayali olmayan bi çizgi oluşturmuş.. batılı meslektaşları gibi uzun saç ve pamuk şekeri gibi sakal kombinasyonu yapmak yerine gayet usturuplu bir tıraş ve en maksimumu kaytan bir bıyık sahibi.. sunduğu görsel şölen bakımından mahallenin manavı ile arasındaki tek fark boynundan sadece duşa girerken çıkardığını düşündüğüm 70lerin modası bir kravat..

dışı hiç kimseyi yakmayan bu amcamızın içinde kopan fırtınalar yok mu.. hah işte.. işbu yazının gayeyi vücudu o fırtınalar.. sevgili ve de taşralı bilim insanımız elindeki sınırlı imkanlara aldırmaksızın dünya sıtandartlarıylan yarışmaya çalışan.. çalışmak ne kelime.. bilimle ilk tanıştığı günden beri bitmek tükenmek bilmeyen bir tutkuyla yamuklusuna kara sevdalanmış bir deli oğlan.. lakin bizimkisininki platonik bir bilim aşkı.. kahramanımızın jeopolitik konumu gereği klasik zengin kız fakir oğlan hikayesi yani.. malum bilimle flört etmek için cebin dolu olacak.. bugün bi elektron mikroskobu nerden baksan baya bi paradır yani.. senin üniversiteni tapusuyla kadastrosuyla satsan elin ecnebisinin en dandirik projesinin maliyetini karşılamaz.. e be amca.. sen kiiim bilim kim.. gel sen vaz geç bu sevdadan..

ama bilimci amca vazgeçmez.. hatta karısının "yine mi kitap aldın bey.. nereye koyucaz bu kadar kitabı.. yeminlen yakıcam hepsini.." dırdırlarına adırmadan üç kuruş parasını da platonik metresi için harcar.. insanların gözünde komik duruma düştüğünü bilse de inatla tutkuyla aşkının peşinden koşar.. yannız o bilim olacak hayırsız hiç mi hiç yüz vermez garibime.. bi gün olsun birlikte göbeklimin adını vereceği bir buluşa imza atmaya yanaşmaz.. ses getirecek tek bir makalesi olmaz taşralımın.. bu haliyle üç gün öncesinin gazetesi eline yeni geçen ve dünyanın öbür ucundaki insanların üç gün gerisinden sevinen hayret eden heyecanlanan bir garip mecnundur artık o..

şimdi bunları neden anlattım ben.. işte o resmettiğim natürmorttaki hıyar benim.. kendimi bildim bileli bütün bilimler arasında piskolcinin apayrı bi yeri vardır benim için.. nasip değilmiş.. zorla kocaya verilmiş bir ünzileymişcesine başka bi alanda eğitim aldım.. piskolociye aşkım platonik kaldı.. ama yılmadım.. elimdeki sınırlı kaynakla bişeyler yapmaya çalıştım.. başta bizzat kendim olmak üzre eş dost hısım akraba üzerinde yaptığım piskolocik deney ve gözlem sonuçlarından tüme varıp insanlık adına sonuçlara ulaştım.. nerde altyapı gerektirmeden anlayabileceğim bi makale görsem sevgilimden gelen mektupmuş gibi gördüm.. aldım okudum..koynumda sakladım.. hösst lan o kadar da değil.. tamam bi metafordur gidiyo ama koynuma da sokmam yani.. her neyse demem o ki..

ulan allahsız piskoloci..
seviyorum ulan seni..

Cumartesi, Ocak 2

tababet geliştikçe intiharlar artacak gibi..


eski dile aşina olmayan tazecikler.. sizi la götelekler..gedin öğrenin işte bi yerlerden.. diyerek dışlamıyorum.. sizin için bi açıklama yaparak başlıyorum.. teşekkürlerinizi çelenk yollamak suretiyle bildirirsiniz artık.. efem.. "tababet" bildiğin demek "tıp" demek oluyo.. hani "tabip" var ya.. bunların alayı aynı kökten neşv-ü nema bulan sözcükler.. al birini vur ötekine..

eskilerin tababet çok gelişti gibilerinden azizim ile biten bi sözü vardır ki ben pek severim.. bu sebeplen de dinleyicinin şaşkın tepkilerine aldırmadan yerli yersiz kullanırım.. her türlü sağlık sorununda hastayı ya da yakınlarını teskin etmek için birebirdir bu deyiş.. kullanınız.. kullandırtınız.. kullanmayanları uyarınız.. ama fazla da üstlerine gitmeyiniz.. malum türkiye bir hukuk devleti.. herkeşlerin bağlantılı olduğu savcıları var.. farkındaysanız inceden memleket meselelerine dokunduruyorum.. başınıza iş almayın.. derim ben..

peki nalakası var tababetin gelişmesiyle intiharların artmasının.. çok alakası var kari.. az bi sabret anlatıcaz elbet.. o başlığı boşuna koymadım di mi oraya.. efem.. geçen gün elime geçen soru işaretlerinden bi buket yapıp yine yeni yeniden karamsarlığın kapısını çaldım.. şerefsiz sanki beni bekliyomuş gibi hemencecik açtı kapıyı.. buyur etti.. oturduk sohbete başladık..

ben dedim..
ya bilader bu yolculuk nereye böle.. ne yapmaktayım ben.. çok istediğim.. sahip olmak için kıçımı yırttığım mesleğim benim kodesim olmuş.. çalış çalış.. nereye kadar.. böyle mi olacaktı.. kızımız olmayacak mıydı..

karamsarlık cevapladı..
çok haklısın bilader.. sana acıyorum ya.. hafta yedi gün.. sen beş günü hiç yaşamıyosun.. işe gidip yoruluyosun.. eve gelince yapabildiğin tek şey dinlenmek.. tam dinlenmişken kalkıp yeniden işe gidiyosun.. yine yoruluyosun.. hakketten acınacak haldesin.. hayatını 2/7 oranında yaşıyosun.. kalan 5/7 si bitkisel hayat.. ot gibi..

ben dedim..
iyi de bilader sen de düşene bi tekme atmayı da aşmışsın.. düşeni görünce çöküyosun üstüne. çatır çatır sikiyosun resmen.. ne olacak bu iş.. bi hal çaresi varsa söle.. değilse siktirgit adamın asabını mıncıklama..

o da dedi ki..
ben iyisi mi.. siktirip gideyim..

ve gitti.. ama olan olmuştu bi kere.. kafam fena halde bu meseleye takıldı.. gerçekten hayatın sadece yedide ikisini mi yaşıyorum lan.. geri kalan kısmı hayatımı kolaylaştırsın diye aldığım alet edavatın masraflarını karşılamak adına ipotek altında.. çelişkiye bak çelişkiye.. hayatımın ağız tadıyla yaşadığım iki gününü daha bi keyifli yaşayayım diye geri kalan beş gününü feda ediyorum.. salak mıyım lan ben.. harbiden bak.. beni hangi deli siktiyse şimdi sölesin.. söz kızmıycam.. sadece öğrenmek istiyorum..

baya yukardaki bi paragrafın başında konuyu tababete bağlayacağımı söylemiştim ya.. hah işte oraya hala gelemedik.. ama gelicez.. çok az kaldı.. bu tababet olacak bilim son yüzyılda yemeden içmeden insan ömrünü uzatmak için çalışıyo.. hakkını yemeyelim baya da bi işler beceriyolar.. ortalama insan ömrü 60ları çoktan geçti.. bazı ülkelerde 70inde hakkın rahmetine kavuşanlar için vah vaaah.. genç yaşta gitti garibim diyolar.. hülasa tababet hakketten gelişiyo bilader..

iyi de banane.. böle boktan bi hayatı daha uzun yaşamak isteyip istemediğimi bana sordunuz mu.. belki ben o kadar uzun yaşamak istemiyorum.. sanırım bu harıl gürül çalışmalarınızın altında insanları daha uzun yaşatıp etinden sütünden ve yününden daha uzun süre faydalanmak isteyen gizil güçler var.. bilemiyorum ama gladyo bile olabilir.. öle hemen gülecek yerlerinizi şaşırıp oturduğunuz yerden kalkmayın.. benim de en az mel gibson kadar komplo teorisi üretme hakkım yok mu.. elin gavurundan duyunca ağzı açık ayran budalası gibi dinlemeyi biliyosunuz.. şura iki dakka da benim nazımı çekin..

evet evet.. kesin öyle.. beni daha çok yaşatmak istemenizin tek sebebi bu.. ama her kuşun eti yenmez.. ben de kendimi yedirtmem ulan size.. sağlıklı beslenmekmiş.. kaliteli yaşammış.. hepsinin götüne koyyim.. ben uzun yaşamak is-te-mi-yo-rum.. gidin kimi yaşatacaksanız yaşatın.. neden uzun yaşamak isteyeyim ki.. zaten yedi günün beşini hiç tanımadığım başkalarını memnun etmek için yaşıyorum.. kalan iki günü de.. ya ne sığdıracağımı şaşırmış bi halde ordan oraya koşturarak.. ya da inadına hiç bişey yapmayarak heba ediyorum.. söz gelimi bu tempoda 30 yıl daha yaşayacağıma bunun yerine tamamı kendime ait olan 10 yıl yaşasam 2/7 oranından haraketle çok daha karlı çıkarım.. haksız mıyım.. haksızsın diyenleri matematik bilmemekle suçlayacağım.. cevap verirken ona göre düşünün taşının öyle verin..

karamsarlığın dibinden kum çıkardığım bu yazının sonucunu da yazayım.. her an işi gücü bırakıp bohem tarzda yaşadığım bi on seneden sonra intihar etme kararı alabilirim.. zirvedeyken bırakmak fena olmaz gibi geliyo bana.. tababet.. dinle beni.. karamsarlığı da yanına al siktirgit.. benden size hayır yok..