Salı, Nisan 27

kim o..

kapıyı dışardan çaldım.. içerden hayırdır inşallah eşliğinde meraklandım.. dışarda bekletildiğim için huysuzlandım.. içerden tek gözle baktım.. dışardaki münasebetsizi göremedim.. içerden o bilindik soruyu sordum.. dışardan bilinmedik bi cevap işittim..

kim o..

acemi bir yazar.. kendi halinde yazar.. hatta.. doğrudan kendi halini yazar.. yalandan değilmiş gibi yapar.. yazdıkları çok ilginç çok komik ya da çok dolu değildir.. zaten kendisi de çok bi şey değildir.. az yer.. az içer.. az konuşur.. az güler.. hiç ağlar..

bütün samimiyetiyle ortalama bir insan evladıdır.. tanıdığı bütün insanların ortalaması olduğuna yürekten inanır.. diğer harici ve dahili azalarıyla da destek olur.. yazdığından biraz fazla okur.. en çok kendi yazdıklarını okur.. yalan yok.. beğenir de.. değişik bir egosu vardır.. değişik olması bildiği diğer tüm egolardan farklı olarak zatına sevimli geliyor olmasındandır.. yazdıklarının beğenilmesinden zaman zaman hoşlanır.. bazı bazı kıllanır.. ara ara klavyeye küser.. sonra hemen barışır..

kırılgan ya da kindar değildir.. kendiyle küsüşük kalmaz.. rüzgarla zıtlaşmaz.. nerden eserse o tarafa döner.. yarım akıllı.. çeyrek vicdanlı.. hiç iradelidir.. abartmayı sever.. öküz gibi abartır.. prensipleri vardır.. ve onlardan nefret eder.. yalandan hoşlanmaz.. bir de pırasadan hoşlanmaz.. pırasa yediğinden biraz fazla yalan söyler..

kendisinden bahsedenleri sevmez ama kendinden bahsetmeyi sever.. sevmeyebilir de.. demek ki bir de kararsızmış.. endamını saymazsak pek bi aşırılıkları yoktur.. ikilemleri pek çoktur.. çelişkileri sever.. yalan yok çelişkiler de ona karşı boş değildir.. çeliştikçe değişir.. değiştikçe çelişir.. iyilikseverdir.. kendisine yapılan iyiliklere bayılır..


hırsızları sevmez..

hırssızları kardeş beller..

yazmaya defi hacet gözüyle bakar..

ihtiyaç zuhur ettikçe yazar..

haceti kadar yazar..

fazlasını olmayanlara verir..

Çarşamba, Nisan 21

fasit daire..

elisa.. bak bi.. neyse bakma.. vazgeçtim..

e ama ben böle yapınca senin merak edip daha çok üzerime düşmen gerekiyodu.. beynimin şark köşesi tarafından tam da böyle olması planlanmıştı..

ah gönül çelen elisam.. ah ezber bozanım.. ah götü borazanım.. neden bu kadar acizim sana karşı.. köpek ettin beni.. maymun ettin elisam.. seni sevmekse suçum.. cezam bi ömür boyu kalbinde hapsolmak olmalı değil mi elisa.. tamam bu lafı ortaokul yıllarımdan transfer ettim ama herkesler az da olsa nostalji sevmez mi ulan suhufsuz elisa.. herkes gibi sen de biraz herkese benzesen ne olurdu sanki elisa.. biliyorum.. tüm bu götlükleri sana bi fransız ismi verdiğim için yapıyosun.. halbuki ben fransızların vericilikteki nam salmışlıklarına gönderme yapmak istemiştim elisa.. sen gidip başıbuyrukluklarına öykündün be elisam..

en çok da bu beni şaşırtmalarını seviyorum desem götün kalkıcak yine.. demesem gönül razı değil.. ahh elisa.. benimle oynamak yerine beni seven kadını oynasan.. yalan da olsa yapsan bunu elisam.. yalan ne zamandır bir ölüm sebebi ki elisa..

hayır.. sana yalvaracağımı sanıyorsan bi daha düşün derim.. unutma elisa.. seni ben yarattım.. hayalimdesin.. seni gören duyan bilen hiç kimse yok.. şurda ümüğünü sıksam kimselerin ruhu duymaz.. yapamayacağımı sanıyosan bi daha düşün derim.. sana sürekli düşünmeni salık verdiğimin farkındasın di mi elisa.. peki neden bunu yaptığımı hiç düşündün mü elisam.. çünkü hiç düşünmüyosun da ondan göt.. evet düşüncesiz bi götsün sen.. nankör bi piçsin.. her şeyini borçlu olduğun insanı sevmeyi bile beceremiyosun.. bu kadar da sevgiden aşktan nasipsizsin.. sevilmek sadece sevilmek istiyosun.. sevmeyi götün yemiyor.. acı çekeceğini düşünüp tüm aşklarının köküne kezzap döküyosun.. kurutuyosun.. aklınca kurtuluyosun.. şaşırdın di mi elisa.. seni senden daha iyi tanımam zoruna gitti hatta.. ne oldu o şuh kahkalarına..

kork benden elisa.. hiç bişeyden korkmadığın kadar kork.. çünkü ben senin ciğerini biliyorum.. çünkü sen de benim o çok iyi bildiğim ciğerini sökebileceğimi biliyosun.. seni üzerim elisa.. canımın en tatlı yerini yakarım.. seni üzdüğümde en çok üzülenin ben olacağımı bile bile seni üzerim.. kendini gerçekleştiren kehanetlerin isimsiz kahini olurum.. misliyle üzüleceğimi bi an bile düşünmeden seni üzerim..

ahh elisa.. senden son bir isteğim var.. o da yokluğun.. hadi öl de yasını tutayım.. bak geç oluyor.. hadi artık bi öl de ölüm saatini yazayım.. hadi ver şu son nefesini de ciğerime çekeyim..

elisa.. bak bi.. neyse bakma.. vazgeçtim..

Cuma, Nisan 16

allahım sen sonumuzu hayreyle..

bu işin sonu rutubetli a dostlar.. nemli.. bu işin sonu yaş.. bu işin sonu sulusepken.. sırılsıklam.. bu işin sonu ahmak ıslatan..

bugün iş mahallimde bi meslektaşmla hoş beş ediyorken mevzu şu zaytung a geldi.. ordaki haberlerden birini dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım.. ve fakat dilim pek dönmedi olacak ki akkaş kod adlı lavuk hiç gülmedi.. burada bi parantez açıp dünya üzerindeki en acıklı insan manzarasının komiklik yaptıktan sonra karşılaşılan ciddi surat ifadesi olduğunu belirtmek isterim.. parantezi kapatıp konuya devam ediyorum.. bi saniye.. yeni bi parantez açıp insanların ekserisinin yazarken parantezi kapatma konusunda ihmalkar davrandıklarına şahit oluyorum.. yapmayın.. açarken iyi de kaparken mi eriniyosunuz.. terbiyesizler.. kapa parantez..

aç kapa aç kapa.. mevzu çorbaya döndü.. ben bi yukarıya bakıp konuyu hatırlıyım.. evet.. hatırladım.. işte ondan sonra komik olamayan komiklikçi olarak konuyu orada kapamak ya da değiştirmek yerine ayrıntılandırmak gafletine düştüm.. düşmez olaydım.. debelendikçe batıyor battıkça debelenmekten kendimi alamıyordum.. ta ki pes edene kadar.. bi kağıt parçasına sitenin adresini yazıp verdim.. al bak buna tıkla mutlaka.. oku yarın sorucam.. yine gülmemiş olursan gel yüzüme tükür dedim.. demesine de.. o dakka kişisel bi ayıkma yaşadım..

internet zottirikleri hadlerini aşıp gerçek hayatıma girmeye başlamıştı.. bi süredir konvensiyonel iletişimde mevzu sıkıntısı çekmekteydim.. ne zaman bi sohbet açılsa aklıma ya bi vidyo.. ya bi blog.. ya da bi jpeg gelmekte ve fena halde paylaşma ihtiyacı duymaktaydım.. bununla kalmayıp gayet reel bi bağlamda ilkel bi yöntem kullanarak link vermiştim.. bu bardağı taşıran son damla oldu.. kendime çeki düzen vermeli.. gerekirse titreşim göndermeliydim..

gel gör ki ne yaptım.. ne bakınıyosun mal gibi arkadaşım.. bunu yaptım işte.. bak hala anlamadın sen.. bu işte.. bu okuduğun.. bu mevzuyu da bloguma meze yaptım dingil..

Çarşamba, Nisan 14

sır..

bir cümleden yola çıkıp kaç cümle yazabilirsin.. mevlam cümlemizi kendisiyle iddalaşan kafalardan muhafaza ve müdafaa buyursun.. kendisiyle iddaya giren kaybetmeye mahpustur.. şimdi kazananı açıklıyorum.. hanımlar beyler.. kazanan numara.. sıfır.. daha önceki hayatında yutan eleman olarak çalışmış.. toplatılan bir filminde etkisiz eleman olarak rol almışlığı var.. ama onun bi kabahati yok.. bütün suç dostoyevskinin.. insan biraz kısa yazar.. bunu okuyacak olan da insan.. onun da bi sabrı var.. ya da yok.. olsaydı okumuş olurdu.. gerçi biz okuduk da noldu.. cevap veriyorum.. iki buçuk derece miyop.. size bir sır vereyim mi..

dağlar denize paralel uzanmaz.. uzanan denizdir.. dağlar denize yukardan yukardan bakar.. ve unutulmamalıdır ki.. deniz unisex bir isimdir.. ve uzak bir gelecekte bütün isimler unisex olacaktır.. torunlarınızın torunları adı süleyman olan bir hafif meşrebe gönlünü kaptırabilir.. daha da vahimi erkek torununuzun adı pakizedir.. evet gelecekte eski isimler yeniden moda olacak.. bunları pek ala biliyorum çünkü tarih tekebbürden ibarettir.. çünkü en taşşaklı padişahlar bizimkileridir.. size bir sır vereyim mi..

zekanın ne olduğu ve nasıl tanımlanması gerektiği hususu uzun yıllardan beri insanevladının oldukça temel bir ilgi alanını oluşturmaktadır.. bütün insanlığın şahsında bizzat kendim olarak zekanın ne olduğuna dair sürdürülegelen bayık tartışmalara karşın geri zekalılık konusunda genellikle uzlaşı sağlandığına hayretle tanık oldum.. canımı sıkan herkes geri zekalıdır.. tabi bu benim kendi evrensel düşüncem.. canımı sıkmayın.. çünkü canımın sıkılmaya karşı zaafı var.. kendi haline kaldığında bile sıkılabilen nalet bir şeyden bahsediyoruz ağalar.. güvenilir bir kaynaktan aldığım bir asparagasa göre merak ilmin hocası olduğu gibi can darlanması da edebiyatın ebesiymiş.. buyurun aşk ile.. senin ebeni sikeyim edebiyat.. size bir sır vereyim mi..

başına bela arayan bir a kişisi ya Elvis dinlemeli ya da birini suçüstü yakalamalıdır.. başının belaya girmesini isteyemen b kişisi ise yine Elvis dinleyebilir ama kesinlikle suç mahallerinde dolaşmamalı.. suçla mücadeleyi süper kahramanların doğaüstü güçlerine bırakmalıdır.. ayrıca tavsiye istenmediği durumlarda verildiğinde hakaret hükmünde küfürname yerine geçer.. alıcısının tüyleri üzerinde diken etkisi yaratır.. birini kendinizden uzaklaştırmanın en muaccel yolu ona aşırı dozda öneri sunmaktır.. zira akıl dalında güzeldir.. yerinde ağırdır.. sahibinin sesi plakları içten bir çekemezliğin dıştan ifadesidir.. size bir sır vereyim mi..

bir cümle bir önceki cümlenin evladı ve bir sonraki cümlenin atası değildir.. size bir sır vereyim mi..

bütün cümleler piçtir.. ve fakat hepsi birbiriyle akrabadır..
müslüm baba elvisi her türlü döver..
rasyonel burcu zeka ile estetik burcu yazın ilişkisi sürdürülemez..
evrimin yeniden ulaştığı sıfır noktasında cinsiyetlerin ortadan kalktığı bir dönem yaşanacaktır..
sıfırı müslümanlar bulmuş ve kısa sürede tüketmiştir..

Pazar, Nisan 11

izdivaç kafası 3.. mutsuz son..

facebook icad olalı gerçekten bulduğuma sevindiğim tek bi kişi çıktı.. liseden bi arkadaşım.. 96'da mezun olup ayrıldıktan sonra bi kez bile görmedim.. önceleri bi kaç kez telefonlaştık.. sonra bişeyler oldu herif kaybolu gitti.. ta ki facebookta kel ve göbekli bi amcadan gelen arkadaşlık talebine kadar.. fotoğrafı sanki babasının fotosuydu ama adından tanıdım kabul ettim..

nerdeydin lan ipne kayboldun..
asıl sen kayboldun götoş..

gibi sevgi sözcüklerini sarfetmemizin ardından albümüne baktım.. mavi esvaplı sümüklü bi velet çarptı gözüme.. bu bebe kim lan.. diyecek oldum.. benim oğlan.. elinden öper amcası.. dedi sanki.. o kısmı tam hatırlamıyorum.. facebookta amca olmuştum.. gözlerim karardı .. tansiyonum düştü..

vay anasının ebesi yauğ.. ben hala kendimi çocuk gibi hissederken akranım bi akkaşın benim hissettiğim yaşta bi çocuğu varmış.. bi yerde bi yannış var ama.. du bakalım.. ben mi çok geç kaldım.. o mu biraz erken davrandı.. oldu bişeyler.. ama ben biraz da cebir ilminin cebriyle karar verdim.. kullandığım çok özel bir formülün verdiği sonuca göre bugün evlenmiş olsam çocuğum üniversiteyi bitirdiğinde elli yaşında olucam.. o kadar yatırım yap.. sonra bebenin parasını yemek nasip olmadan ebedi istirahatgaha yerleş.. olacak iş değil.. kararım kat'i üç vakte kadar nikahıma beklerim..

beklerim de nasıl.. bişeyi anladım.. türk filmlerinden öğrendiğimiz "sevişerek evlenmek" usülü bi işe yaramıyo.. bunca yıldır sevişiyorum sevişiyorum bi türlü evlenemiyorum.. deneme.. yamulma.. zor da olsa düzelme.. bi daha deneme ve daha beter yamulma döngüsünün kısırlığı yeterince kanıtlandı.. anladım ki ordan bi ekmek çıkmayacak..

literatürdeki ikinci yöntem.. "görücü usülü".. esasında bu tam bana göre bi yöntem.. tanışmaydı flörttü carttı curttu.. bunlarla uğraşmak yok.. valide sultana veriyosun bi vekaletname.. bütün yetki ve sorumluluk onda.. ne yaparsa yapsın.. sen devir kalıbı gelen dosyaları değerlendir.. lakin bi sorun var.. görücü usülüne kalan hatun kısmısı terbiyezin evladı olarak tanımladığım bi kısım zevatın "kezban" dediği türden.. kültür uyuşmazlığından boşanma için bahisler üç aydan açılıyo.. bire binbeşyüz veriyor.. buna kumar bile denmez.. düpedüz söğüş..

ee.. nolucak peki.. başka bi usül var mı.. evet var.. "büyücü usülü".. adı yeni ama kendi eski bi yöntem bu.. nefesi kavi bi büyücüye gidiceksin.. güzel bi hedef tarifi.. varsa fotoğrafı.. yoksa eşgali.. ondan sonrası gayet kolay.. büyücünün yönlendirmesiyle yapılcak bi kaç basit işlemden sonra oldu bu iş.. hatun koşa koşa kendisi geliyomuş da yalvar yakar al beni diyomuş.. hem ömür boyu mutluluk da garanti.. baktın büyünün etkisi geçiyor.. evlilik sorunlu bi aşamaya doğru yol alıyor.. git bi daha yaptır.. parasıylan değil mi.. nikah tazelemek gibi bişey.. hatta bi abonelik sistemi falan da varsa belki fiyatta bi iskonto bile yapıyodur mutluluk mimarı büyücüler..

evet acınacak bi haldeyim.. acıyın ama belli etmeyin.. intihar falan ederim.. vijdan gazabı duyarsınız.. bakın yine sizi düşünüyorum.. neyse bu mevzuyu da bi daha açılmamak üzre kapatıyorum..

Salı, Nisan 6

izdivaç kafası 2.. kriterlerim..

şu izdivaç programlarını izliyorum.. bi takım güzel insanlar var.. netler böle.. ne istediklerini biliyolar.. kriterlerin ne dendiğinde patır patır sayabilen imrendiğim insanlar bunlar.. bu kadar okumuş yazmışlığım var.. hani sorsanız kopenag ya da mastriş kriterlerini bile sayabilirim.. ama daha bi günden bi güne oturup benim eş kriterim nedir diye düşünmedim.. biri yolda çevirse sorsa nedir bilader senin kriterlerin dese irezil olmam gakguk etmem işten değil..

zararın neresinden u dönüşü yapsanız bütün yollar parise çıkar diye bişey var ya hani.. bugün düşündüm bi.. eskileri kurcaladım.. göynümün meylettiği kimler vardıysa masaya yatırdım.. sıyırdım donu.. öhöm.. cıvıma fevk.. taam ciddi.. bi kesişim kümesi oluşturmaya çalıştım.. ne yaptım ettim ama olmadı.. küme dedim bağıma bastım.. boş çıktı.. birinde olan bi özellik bi diğerinde bulunmayınca sıfırdan kriter yazma işine girmeye karar verdim.. şöyle ki..

* güzel olsun.. ama çok güzel olmasın.. ama çirkin de olmasın.. bana güzel gelsin yani.. başkaları beğenmezse sevinirim.. ama ben de çok beğeneyim.. lan başkaları iki dakka başka tarafa bakın.. bi rahat verin..

* doğurgan olsun.. bir koyup iki alabileyim.. memeleri de olsun.. ama çok büyük olmasın.. küçük de olmasın.. bana avuç içi kadar mutluluk yetsin..

* yaşı önemli değil.. ama benden önce ölmeyecek gibi bişey olsun.. ben de ondan sonraya kalıp sersefil olmak istemem.. mümkünse aynı anda ölebileceğimiz biri olsun..

* boşanmış ya da çocuk sahibi olabilir.. ama mutlaka bakire olsun..

* çok para alıyosa çalışan biri olsun.. çok para almıyosa güzel yemek yapan biri olsun.. evinde otursun.. hem çok kazanan hem de güzel yemek yapan biriyse kesinlikle olmaz.. beni ikilemde bırakmayacak biri olsun..

* alkol ve uyuşturucu kullanmasın.. bütün kötülüklerin değil yavrularımın anası olsun.. sigara içmesin.. ama benim sigarama da karışmasın..

* dürüst olsun.. ama yalan söylemeyi de kıvırabilsin.. tabi bana yalan söylemesin.. tepemi attırmasın..

* akıllı olsun.. ama benden akıllı olmasın.. yeri geldiğinde kandırabileceğim bi düzeyde kalsın..

* saçları sarı olmasın.. ama boya da olmasın.. kıvırcık ya da kısa olmasın.. uzun olup böle ağzıma ağzıma da girmesin.. banyoya falan da dökülmesin.. en temizi kel olsun.. saç dediğin kıl bi mevzu zaten.. tabi ki döşü de kılsız olsun..

* bakımlı olsun ama masraflı olmasın.. evdeki malzemelerden süttü ayrandı hıyardı karıştırıp yapsın işte bişeyler.. kozmetike para vermesin.. ev ekonomisini beş yıllık kalkındırsın..

* kültürlü ve eğitimli olsun ama belli etmesin.. vikipetya gibi her dakka bilmiş bilmiş konuşup adamı ayar etmesin..

* yaylı çalgılardan en az birini çalsın.. sesi güzel olsun.. müslüm sevsin.. dans etmeyi sevmesin.. hele hele ısrar.. hiç etmesin..

* bana deli divane gibi aşık olsun.. çok sevsin.. kara sevsin.. körü körüne sevsin.. gerekirse dağa kaldırsın.. masaya yatırsın.. donu sıyırsın.. ırzıma falan geçsin..

Perşembe, Nisan 1

yaşasın sıradan günler..

özel günlerin benim için özel bir anlamı var.. bu kadar özel gün dedikten sonra bi orkit çıkarıp sallamam garip olmazdı.. ama ben bunu yapmıycam.. o çok özel anlamı sizinle paylaşıcam.. efem şudur ki.. özel günler şahsımın özel günleri sevmediğini hatırladığım ve çeşitli yollarda dile getiridiğim özel anları barındırır.. ben sıradan günlerin hastasıyım..

özel günler arasında özellikle sevmediğim ilk birinci gün sevgiler günü.. sonrasında yılbaşısı olmakla birlikte sıralamanın devamında şaka günü 1 nisan da var.. şakaseven tabiatlı bi insan olmama rağmen bu güne has şakalardan hazzetmiyorum.. zaten hepsi ve daha fazlası japon televizyasındaki kamera şakası programlarındakine benzer hatta daha da eşekötesi saçmalıklar.. gülen eğlenen tayfaya bi diyeceğim yok ama benim mizah anlayışım yere düşene gülmekten biraz farklı bi yerde konuşlanmış sanırım.. ama bak osuruna her türlü gülerim.. onun ayrı bi yeri var çünkü.. ehhi..

1 nisandan hazzetmiyo olmamın mazimde yatan bazı sebepleri de var.. şimdi itiraf moduna geçiyoruz.. koltularınıza tüneyin ve kulak kesilin.. magazin başlıyo olum.. kendimi irezil edicem..

sene ikibine iki var.. ünversite yıllarım.. birinci sınıfta gözüme kestirdiğim bi hatun var ki böle taş gibi biblo gibi yunan heykeli gibi bişey.. gördüğüm yerde erimek ne kelime.. adeta süblimleşiyorum.. kalbim ritm duygusunu kaybediyor.. ağzım büyük sahara gibi nemden azade oluyor.. dilim kısmi feç geçiriyor.. ve bi takım türlü abartılar işte.. yannız hatuna bir türlü açılamıyorum.. açılmak yanda dursun selam bile veremiyorum lan..

tabi böyle bi derdi taşımak kolay değil.. yakın arkadaşım dert hissedarım fatike durumu anlattım.. ismi anlaşımasın diye bi harfini değiştirdim.. iyi yapmışım di mi.. neyse fatik şerefsizi de demez mi bilader ben de o kıza yanığım.. haydaa.. al sana nur topu gibi cinayet sebebi.. ama ben öyle yapmadım.. zaten kıza açılamıyorm.. bari arkadaşımın saadetine çomak dürtüklemiyim diyerekten fatike sıramı verdim.. buna teklif etmeye götüm yemedi gibi bi özet de geçebilirdim aslında.. tahmin edebileceğiniz üzre fatik de benimle aynı bokun lacivertinin farklı bi tonu olduğu için o da açılamadı.. ama hayatımızda önemli bi payda daha oluşturmuş iyiden iyiye aynı kaptan yer aynı taşa sıçar olmuştuk.. yemekten ve sıçmaktan arta kalan zamanlarda da biribirimize hatuna ilanı aşk etmek için gaz verir dururduk.. lakin uzunca bi süre bu gazlar pek etkisini göstermedi..

bi gün benim nah burama kadar geldi.. dedim.. olum fatik.. ben bu işi bitiyorum.. en fazla reddedicek lan.. daha beter ne yapabilir.. şu halimizden daha kötü olacak değiliz ya.. gibi bir savunma mekanizması ve sefaletimden aldığım güç ve güvenle okula gittim.. fatik de yanımda.. pusuya yattık uygun bi zaman kolluyoruz.. ben arada tırsıp cayar gibi oluyorum.. fatik hemen yetişip aslansın kaplansını dayıyor.. derken ederken kız güçlü bağlarla adeta yapışık olduğu kız grubundan ayrılıp kantinin olduğu kata iniyor.. ben de peşinden.. kantinde tırsaklık nöbetim geri geliyor ve beklenen atılımı gerçekleştiremiyorum.. kızın peşinden yine sınıfın olduğu kata gelirken fatikle göz göze geliyoruz.. hayatımın en kesin kararını o dakka veriyorum.. fatike öeaah ama sikerim böle işi ne olacağsa olsun bakışımı atıp hatunun yamacında bitiyorum..

- meleba.. az bi konuşabilir miyiz.. iki dakka.. önemli..
- nas.. tamam.. ne hakkında..
- şeaay.. ya şimdi ben seni.. sena.. senden.. hoşlanıyorum..
- hö.. bi dakka.. şurdaki kızlar gönderdi seni di mi..
- kim kızlar.. ben kendim geldim..
- hadi hadi.. kanmadım ki.. bir nisan şakası yapyosunuz bana.. aehuuehe..
- ne nisanı yeaa.. şaka değil.. senden çok beyeniyorum ben valla bak..
- aheuueuuehe.. tabi tabi.. görüşürüz.. seneye bir nisanda falan artık..

işte böyle sayın kari.. o gün bugündür bir nisan dendi mi yüreciğmin nah şurasında bi parca cızbız olur.. eve kapanır kimselerle görüşmem.. şakaya ve şakacılara karşı net tavır alır.. anadan üryan oturma eylemi yaparım..

şimdi yannız bırakın beni..