Cuma, Temmuz 30

eyvallahsız olmak..

gurur duyabileceğin tek bi özelliğim olsa bi tek eyvallahsız olmakla gurur duyardım.. ıssız bi adaya giderken alacağım üç şey olsa biri bu diğeri de vantilatör kayışı olurdu.. üçüncüye gerek bile yok.. o derece..

ipim kuşağım sikim taşağım mottolu bi hayat yaşamak gibi bişey bu.. hiç kimseye.. hiç bişeye eyvallah etmeyerek kendini bin türlü sıkıntıya atmak amma ve lakin yine de garip bi huzuru hissedebilmek bi yerde.. gün gelip maddi zarara uğramak.. başka bi gün yannız kalmak.. yine de yediği boktan başını kaldıramamak.. onörlü olduğu kadar habis bi huy.. bana nerden bulaştı.. evvelden beridir var mıydı bilemiyorum lakin.. şimdi düşündüm de.. iyi ki var.. hatta sevincimden hepi börttey şarkısı bile söyleyebilirim şu dakka..

sanırım bi takım kasaba muhtaç olmama yanlısı atalarımızdan beridir var bu nane.. bendeki misalleri neredeyse hayat hikayeme denk düşecek bi hacme sahip ama yine de bi kaç tanesini yazıyım.. misal son çalıştığım kurumun müdürüyle 6 yıl kadar selamlaşmadım.. adamın öle pek fena bi huyu olduğundan değil.. sadece otorite olarak orda bulunuyo olması ve selam verdiğimde sanki yavşıyormuşum gibi hissedeceğim için yapmadım bunu.. tamam bi kaç kez zoraki "nassın müdürüm" dediğimde götünü dönüp gitmiş olması da etkilemedi değil.. etkiledi yani.. çift olumsuz olunca kafam karışır gibi oldu.. garantiye almak için yazdım.. ama emin olun üç kuruşluk çıkar için o zilleti yaşamamaktı amaç.. ha ne oldu.. bi dönem ekistıradan ne varsa üzerime yıkılmaya çalışıldı.. neyse ki onu da hallettim ama konu bu değil.. eyvallah etmemek kısmını anladıysak fazladan uzatmaya gerek yok..

diğer bi örnek de alışveriş diyaloglarından olsun.. sene bilmem kaç.. paranın para olduğu öğrencilik yılları.. sirkecide fotraf makinası almak için dolanıyorum.. bi model var.. onu alıcam.. fiyat aşşa yukarı aynı hepsinde.. bi dükkan makinanın çantasını da beleş veriyo.. akıl fikir herbişey diyo ki oradan almak gerek.. neyse adamla konuşmaya başladık..
- çantası da dahil di mi bu fiyata..
-- tabtabi..
- bi görebilir miyim..
-- ne yani..çantasını beğenmezsen almıycan mı.. ehi..
- bi bakayım ben..
-- bıyır bak..

çantayı çıkardı.. ben de baktım.. tezgaha bıraktım..

- çantasını beğenmedim.. almıyorum..

ha ne oldu gittim aynı aleti aynı fiyata çantasız aldım ama o herifin yüz ifadesini görmek buna değdi.. mutluyum.. huzurluyum.. varsın çantasız olayım.. alışveriş falan ufak olaylar da bu zurnanın en zart dediği yer gönül işleri oluyor.. orda hakket eyvallahsız olmak apayrı bi sabır istiyor ki normal şartlarda on beş kişinin sabrını şırıngayla çekip bi adama encekte etsem yine de işlemez gibi.. lakin imkansız değil.. bi teklifi ikinci kez etmeme.. kapris çekeceğine osbir çekme.. özür dileyeceğine saatler süren boş duvar seyirleri.. geri adım atmak yerine kendini bilinmezlerin kucağına atmak.. gibi bi sürü türevi var.. bunlar hakkında ayrıntı verip işin bokunu çıkarmak niyetinde değilim..

madem yegane ortak noktamız burası.. sonlara doğru geldiğimi hissettiğim işbu paragrafta bi de olayın sanal alem boyutunu şeyediyim.. her ne kadar kendime yakıştıramasam da sevilmek okunmak başkalarına önerilmek popiler olmak pohpohlanmak hepsi hoşuma giden şeyler.. bakın bunları yazarken "bizliğe sığınmamak" için zor tutuyorum kendimi.. yoksa her an "hepimiz istemiyo muyuz".. la başlayan bir cümle kurabilirim.. herneyse bunlardan hoşnut olduğumu itiraf ediyim.. lakin bunun için bi kere olsun samimiyetsiz davranıp sevmediğim birini seviyormuş gibi yapmadım.. küseceğini bildiğim halde tek bi cümlemi sarfetmeten geri durmadım.. ki o da küstü.. zaten siktir çekildiğinde küsmemesi garip olurdu.. ben de marifetmiş gibi bunu önceden bilmekle övünüyorum.. o bölümü okumamış yazılmamış sayıverin..

hülasası. eyvallahsız adam diğerleri tarafından nobran asosyal hödük kendini beğenmiş ve daha bissürü hakaretvari sıfatla tanımlanmayı göte almıştır zaten.. bunlar ona komaz.. buyrun ağzınıza geleni siz de söyeyin.. karşılığnda alacağınız cevap "tınnnnnnn"..

yannız bu yazıya istediğim gibi başlayamadım.. ifade etmek istediklerimin bi çoğunu yazarken unuttum.. istediğim gibi de bitiremiyorum.. lakin şu söze bağlarsam bi nevi sorumluluktan yırtarım.. anlatabildiysem hepimize.. anlatamadıysam sikimize ossun.. kendinize iyi bakın.. esen kalın.. allaha emanet olun.. fazla uzaklara gitmeyin.. çok koşup terlemeyin.. periyodik bakımlarınızı mutlaka yetkili servislerde yaptırın.. tanımadığınız kişilerle tanışmayın.. yeminizi suyunuzu eksik etmeyin.. had öptüm..

Salı, Temmuz 27

artık hayatıma girsen diyorum..

aklımdan bi sayı tutacaktım.. tutamadım.. aklımdaki sayıların hepsi tutulmuştu.. tutuksuz hesaplanmak üzere salıverilmiş tek bir sayı dahi yoktu..

zaten benim kendileriyle bi alıp vermediğim olmamasına rağmen sayıların benimle arası hiç bi zaman çok iyi olmamıştır.. kişisel bi şey değil.. ezelden beridir ortamlarımız ayrı.. ben daha çok sözcüklerle hoş beş ederken onlar da kendi aralarında dört işlem yapıyordu.. bi kaç kere aralarına girmek istedimse de hep o sözle karşılaştım.. "kaç".. bu benim için bir soru kelimesi değil duyduğum yerde gerisini beklemeden uyduğum bir emir cümlesiydi..

hiçbir zaman uğurlu bi sayım olmadı benim.. onun yerine telaffuz etmekten haz aldığım sözcüklerim oldu.. konu sayılar olduğunda hatırı sayılır bir eblehliğe sahibim.. matematiği roman gibi yorumlamam da ondan.. sayılar arasındaki üslü ve köklü ayrımına bozulmam da.. x in denklemin bir tarafında yannız bırakılmaya çalışılmasına içerlemem de.. bir kilo demirin bir kilo pamuktan daha ağır olduğuna bahse girmem de.. kırtasiye dükkanını boşaltan alinin harçlığının geri kalanıyla neden dondurma almadığına şaşırmam da.. yaş problemi dendiğinde benden önce doğmuş güzel kadınları.. havuz problemi dendiğinde kloru.. işçi problemi dendiğinde sendikayı anımsamam da.. üçgenin tarifi imkansız iç acılarını merak etmem de.. uyuyabilmek için koyun sevmem de.. çarpım tablosunun meşşur bir sanat eseri olduğunu sanmam da.. beşi beş kuruştan beş yumurtayı yirmiüç kuruşa almak için pazarlık yapmam da.. kaç vakittir sensiz olduğumu bilememem de..

hepsi ondan..

Cuma, Temmuz 23

bugün kozmos için ne yaptım..

her şey sabahın köründe uykumun acı bir elektirikli süpürge sesiyle bölünmesiyle başladı..

-anne noldu seferberlik mi ilan edildi..
--karışma sen.. halıları yıkıycam..
-ya nesi var halıların tertemiz işte..
--sen ne bilicen..
-ya başka işin mi yok.. yemekteyiz falan izlesene sen..
--karışma sen kadın işine..
-bak sütümü helal etmem..
-- ne sütü be.. deli..

inatlığımı annemden aldığıma göre onda benden çok daha fazla inat olduğunu söylememe gerek yok.. kaybedeceğim bi savaşı daha fazla uzatamadım.. süpürme faslı bittikten sonra..

-halı yıkama makinasını indir dolaptan..

emirler ardı ardına yağmaya başladı.. hayır göt kadar evde bir adet elektirikli süpürge.. bir adet halı yıkama makinası.. bi kaç takım vileda seti.. bir çamaşır makinası platosunu kaplayacak kadar çok ve envai çeşit deterjan ıvır zıvır.. sanırım temizlik hassasiyetimi babamdan almışım..
neyse makinayı indirdim de onunla kalmadı tabi.. yazık kadıncağız bu sıcakta uğraşırken yan gelip yatamam.. alır mısın elinden makinayı.. bir hışımla girdim halılara.. o nasıl bir performans.. aman allahım.. halı halı olalı böle bir muamele görmemiştir.. halının tüyleri diken diken oldu diyim ben.. siz gerisini anlayın.. derken temizlik bitti ve ne olduysa işte tam da o anda oldu.. deli gönül doğrulmak istedi ama ne mümkün.. on dakka eğik durunca salak vücut sanmış ki bir ömür öyle geçecek.. allahım doğrulamıyorum.. kambur oldum.. o nasıl bi ağrıdır öle.. o nası bi inleme..

lakin annem makinanın kirli su haznesini açınca gördüğüm manzara karşısında göz yaşlarıma hakim olamadım.. kapkara bi su.. abooov.. çamur gibi.. ne pismiş lan meğer bizim halılar.. kolera olmadan yıkadığımız iyi olmuş..

konu dağılmadan şu kirli su hakkında bi iki çift laf edeyim.. işte o kirli su var ya.. o suya bakmak insanın bütün yorgunluğunu alıyo.. vay be ne süper bi iş yapmışım şahane bi insanım ben moduna girip yüzünüze mutlu bi tebessüm konmasıyla nobel ödülü almış bi bilim adamı edasına bürünüyosunuz.. o derece anlamlı ki o kirli su.. atmaya kıyamıyorum.. bi şişeye koyup ömrümün sonuna kadar seyretmek geliyor içimden..

Perşembe, Temmuz 15

türkçe

dil ve toplum ilişkisini irdelemeyen kimse kalmamıştır herhalde.. dil ve kültür ilişkisi de her çözümlemenin vazgeçilmezi olarak değinilen diğer bir konu.. bi toplumu tanımak için diline bakmak "yeterli" olmasa da "gerekli" o halde..

misal.. eskimolar her gün gördükleri günlük hayatlarının ayrılmaz bi parçası olan kar sözcüğü için tam 16 tane farklı sözcük üretmişler.. eee.. bi tek "kar" deyip geçsen konuşacak başka bi konu kalmıycak tabi.. bi nevi zorunluluk..

bi misal daha.. şu bahtsız bedeviler de kumum envai çeşidine birer ad bulmuşlar.. deve konusunda da aşağı kalmamışlar.. erkeği ayrı.. dişisi ayrı.. yavrusu ayrı.. yaşlısı ayrı.. huylusu ayrı.. huysuzu ayrı.. bahtlısı ayrı.. bahtsızı apayrı.. her birini ayrı sözcüklerle anlatmışlar..

bu örneklerden sonra bi de türkçeye bakmak geldi aklıma.. hani deriz ya hep.. kendi dilim diye demiyorum.. türkçe şöle bilim dilidir.. böle güzel bilim yapılır.. yengen bi bilim yapsın.. parmaklarınızı yersiniz.. hem adeta matematik dilidir.. o derece kuralları oturmuş.. uslu usturuplu bir dildir diye.. tartışmanın bu kısmını teğet geçip asıl çarpıcı noktaya gelmek istiyorum..

türkçe bir küfür dilidir..

haydaa.. bu da nerden çıktı şimdi.. "güzel türkçemiz"e yapılır mı bu.. deyip beni aforoz etmeden iki dakka efendi olun da okuyun.. bi sakin ol.. bi gevşe.. örneği sadece eylemler üzerinden veriyorum.. cinsel çağrışımı olan ve küfür olarak kullanılabilen fiilleri sıralıyorum..

sevmek
yatmak
oturmak
düzmek
becermek
götürmek
sokmak
kaldırmak
indirmek
yatırmak
batırmak
geçirmek
yaslamak
dayamak
delmek
patlatmak
ayırmak
bastırmak
bağırtmak
kanırtmak
anırtmak
inletmek
gelmek
gitmek gelmek
vd.

görünen o ki toplum olarak güzel memleketimizde pek kar yağmadığı ve çöl şartları da egemen olmadığı için biz de boş durmayıp aklımızı uçkurumuzla meşgul etmişiz.. hani bunun final özdeyişi.. bıyroooan.. dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır..

Pazartesi, Temmuz 12

yok bişey..

olağanüstü sıradan bir gündü.. o gün ne ilikleri titreten kuzeyli bir soğuk.. ne de fırın kapağı açıldığında yüze vuran yalazaya benzetilebilecek bedevi bir sıcak vardı.. dere boyunca sıralanmış asırlık saygı duruşundaki çınar ağaçlarının iki el ayası büyüklüğündeki yapraklarından her hangi bir ses duyulmuyordu.. vadinin iki yamacı arasında işveli bir rakkase gibi kıvrılan yolda ne hırıldayan bir arabaya ne tozu dumana katan bir atlıya ne de umursamaz makamındaki ıslığıyla sessizliğe tecavüz eder halde aksak adımlarla yürüyen bir delikanlıya rastlamak mümkün değildi.. bir çift yaslı göz otobüs durağının karşısındaki ahşap köşkün paslı demir parmaklıklarından hiç gelmeyecek sevgilisinin yolunu gözlemiyordu.. mütevazi caminin avlusundaki yüzü çatlamış kurak toprakları andıran ihtiyar.. son yolculuğuna çıkmadan az önce üzerine yatıp dinleneceği musalla taşını.. höpürdeterek yudumladığı çayını emanet ettiği bir sehpa olarak kullanmadı.. sırtının kamburu kavun yüklü küfeyle bütünleşmiş satıcının ciğerlerinden kopan anlaşılmaz bağırtı hiç bir yerde yankılanmadı.. gelenek ve göreneklerine yaşından beklenmeyecek kadar bağlı olduğu asla bilinemeyecek bir çocuk arkadaşının ilk kez giydiği ayakkabıya bilerek ve isteyerek basmadı.. meydandaki çeşmenin gölgesinde tembelliğin tablosuna figüranlık yapan gececi köpek irkilerek başını kaldırmadı.. vagonları sevda özlem gurbet çilesi sıla hasreti ayrılık acısı kavuşma heyecanı ve envai çeşit hayat hikayeleriyle hınca hınç dolu tren istasyonda durmadı.. bayramdan bayrama yeni kıyafet sahibi olan afacanın eriyen dondurmasından süzülen damla üç yıl önce ramazan bayramında alınan paçaları bir karış havada pantolonuna düşmedi.. piposu solunum sisteminin doğal bir uzvu haline gelmiş kır sakallı yazar bütün mekanik cesaretiyle dijital devrime meydan okuyan emektar daktilosunun tek bir tuşuna bile dokunmadı.. fevkalade olağan bir gündü.. o gün anlatılmaya değer hiçbir şey olmadı..

Cumartesi, Temmuz 3

post-blogpost syndrome..

işbu yazıcığın yegane konusu “ortalama bi insan evladı bloguna post yazdıktan sonra neler yapar..” sorusunun yanıtını aramak olacak.. ortalama derken.. gözlemlediğim tek denek bizzat kendim olduğu için çıkan sonuçlar oldukça ve hatta son derece öznel.. diğer bir deyişle tırt olabilir.. aslında olmayabilir de.. zira tanıdığım bütün insanların ortalaması olduğumu düşündüğüm ve bu düşüncemi çok beğenip kendi sırtımı pişpişlediğim vaki.. siz yine de beğendiklerinizi alın.. beğenmediklerinizi bana bırakın.. "bi kerem bi tek sen sen bunları yapıyosun.. biz hiç te bile senin gibi değiliz.." gibi çemkirik şeylerle gelenin kalbini kırarım..

garip bi şekilde sonrasında neler olacağını öngören bir yazıya başladım.. şimdi buraya yazdıklarım olmazsa çok pis göt olucam.. onçün.. ne büyük bi riski göte aldığımı da bilerek.. insaflı davranacak ve benim öngördüğüm şeyleri normalde yapmayacak olsa bile hatır için yapacak bi kaç arkadaşa ihtiyacım var.. ücret dolgundur.. ödeme elden değilse de yanaktan ve öpücükle yapılır.. iyi de bilader şu giriş kısmından bi kurtul da konu gelişsin serpilsin artık dediğinizi duyar gibi oluyorum.. işim düştüğü için size hak veriyorum ve hemmen konuya zıplıyorum..

tıkır tıkır klavye sesleri -ki dünyanın en güzel seslerinden biridir- nin eşliğinde sular seller gibi yazılan bi yazının.. şöle bi geneline baktıktan sonra.. "yayınla" butonuna basmak suretiylen okuyucuyla buluşması anı kadar keyif veren başka ne var diye düşünüyorum.. aklıma zikişzokuştan başka bişey gelmiyor.. e tabi mevsimsel faktörlerin dürtüklemesi de etkili.. yazının gönderilmesinden sonraki bir kaç dakikayı size içsesim aktaracak.. heppirlikte dinleyelim.. buyurun sayın içses- kendisi türkücü değil ama olsa olurmuş- söz sizin..

olum yazdın ama pek de bi boka benzemedi sanki.. kim okur lan bunu.. lan illaki çıkar okuycak birileri.. bilom okur mesela.. o her şeyi beğeniyo.. beğenmese de beğendim der heralde.. o kadarlık bi insaniyeti vardır.. sonacıma zütlü okur.. magnet okur.. zeyyal okur.. erkekler de okur ama sırf pöpülerliğimi çekemedikleri için hasedinden okumamış gibi yaparlar.. lan koy götüne kim okursa okusun.. hiç kimse okumasa açar kendin okursun mastürbasyon tadında.. sanki hiç yapmadığın şey.. zaten kendi yazılarını senin kadar okuyan bi ikinci kişi yoktur..

du bakalım.. alelacele yazdık ama bi sürü hata vardır şimdi bunda.. bi kontrol etmeli.. neyse ya sonra bakarım.. şu sayaça bakalım kaç kişi okuyo.. vay ipneler.. neden okumuyonuz lan yazımı.. lan bulogır seni de adam bildik o kadar yazı yazdık.. yeaa beni haketmiyo bu sitenin insanları.. herkesin işi gücü fingirdemek.. şurda bi eser koyuyouz ortaya kimsenin siklediği yok.. yazık.. valla yazık..

lan kaç dakka oldu yazalı bi allahın kulu yorum yapmamış.. internetin karanlık ve tozlu raflarından çürüyecek cağnım yazı.. du bi daha sayfaya bakayım belki biri görüp okumuştur.. o da yok.. hay sikecem böle işi.. emesende kim var.. birilerine zorla okutayım.. lan o da ayıp be.. zorla yazı mı okutulur.. du bakalım bi beş dakka daha bekleyeyim.. olmadı zorla morla okutucaz artık..

yenile butonuna bu kaçıncı basışım.. saniye başına düşen tık sayısı iki tam onda yedi.. hakket tadı tuzu kalmadı bilogun.. şunlara bak mına koduklarım.. herkes tiwit peşinde.. yazdıkları laflar da laf olsa.. sanırsın herkes oscar wilde amına koyasın.. fındık kabuğunu doldurmayacak mevzular..
aha.. birisi okuyo.. sayaçta bi kıpırdanma oldu.. lan okudun gittin de neden yorum yapmıyosun ipne.. söğüt gölgesimi bura.. neyse siftahı yaptık ya.. gerisi gelir.. lan yoksa günahını mı aldım herifin.. belki önce okudu şimdi yorum yazıyo.. tabi canım kesin öle.. bekleyeyim biraz.. lan bu kadar uzun sürer mi yorum yazmak.. beş dakka oldu.. ben koca biloku iki dakkada yazdım.. yok ya bu götoş da kesin gitti.. kim bilir emesende kiminle oynaşıyo.. hakketen bu bılogır milletinden adam olmaz.. bi daha yazmam ben de.. zaten kapatıcam silecem üyelik müyelik bırakmıycam.. bal dök yala yapıcam..

sanki milletin de çok derdi.. silip git.. kim ne der.. peşinden elçi gönderip geri mi çağıracaklar saf.. kime trip atıyosun.. zaten silsen de iki gün sonra geri dönmezsen ben de sen değilim.. bi daha bakayım sayfaya.. aboov.. bi sürü yorum gelmiş.. koş koş.. oku oku oku.. lan hepsi eş dost işte.. hatır için çizittirmişler bişeyler.. bi kere de yeni bi insan gelsin düzgün bi yorum yazsın.. yok efem çok sanatsal desin.. azcık daha grotesk olsaymış şahane olurmuş desin.. kafkeskliği tam kıvamında desin.. intertextualitesi az fazla kaçmış desin.. desin işte bişeyler..

ya ben hakketten nankörüm.. iki dakka önce kimse okumuyo diye hayata küsmüştüm.. şimdi yorum beğenmiyorum.. iyi de bunların nesini beğeniyim.. insan az bi özen gösterir.. olmaz ki böle yorum.. cevap yazsam mı.. birine yazsam ötekine ayıp olur.. hepsine toptan tek bişey yazayım.. hem olayı cool yapmış olurum..

tamam.. hadi bakalım yorumlara.. şu ne yazmış.. buna ne demeli.. bu ayar mı verdiğini sanıyo anlamadım ki.. neyse hepsine sıradan basayım kalayı.. en iyi yaptığım şey bu zaten.. kızan olursa "şaka la şaka" der kenara çekilirim..


yaa işte böle okuyucu.. az sonra yayınla butonuna tıkladıktan sonra olcaklar bunlar.. hadi bakalım hayırlısı.. bism..