Çarşamba, Ekim 5

bir varmış.. bir yokmuş..

bundan tam 33 yıl önce sonradan pişman olacağım çok büyük bi hata yaptım.. doğdum amına koyim.. tabi bebek aklıyla verilen bazı kararlar çok isabetli olmayabiliyor.. gerçi bi takım olaylar benim dışımda gelişti.. şimdi o olayların ayrıntısına girmek istemiyorum.. neticede yıllardır ana baba dediğim insanlar.. hoş olmaz.. aslında biliyo musunuz.. ilk zamanlar o kadar da kötü değildi.. acıkınca ağzına memeyi tıkıyolar.. çiğnemene bile gerek yok.. hop midende.. olum sıçmak için bile zahmete girmiyosun.. var mı ötesi.. bebeklik sultanıkmış.. en acı tarafı da hayatının bu en tatlı dönemlerine dair hiç bişey hatırlamıyosun.. sonra mı.. sonrası boka sarıyor.. ergenlik gençlik.. zart zurt.. hele yaşlılık nedir abi.. önlere iyileri koyuyorlar.. arkadan çürük çarık ne varsa iteliyorlar.. şu hayatı tersten yaşayan adamın filmini bilirsiniz.. benjamin buton mı ne.. şanslı piç.. hiç olmazsa kötüden başlayıp iyiye doğru gidiyor.. belki de olası tek mutlu son onunki.. ve ne kadar acı ki olanaksız..

her neyse.. olmayasılıkları bi tarafa bırakalım da.. aranızda burada ne yaptığınızı bilen var mı.. burada derken hayattan bahsediyorum.. o kadar temel sorular cevapsız ki insanın başka soru sorası gelmiyor.. varoluş gibi soru cevapsızken kahvene krema isteyip istemediğinin ne önemi var.. fakat hayat bize istediğimiz sorudan başlama şansını vermiyor.. gerçekten ne bok yemeye geldik lan dünyaya.. bi anlam bi amaç bi açıklama yok mu.. vardı.. söylemesi ayıp ben önceden baya dindar bi insandım.. bazen boynunuzdaki ipi hissedebilmek için ayağınızın altındaki tabureyi devirmeniz gerekiyor.. fazla kurcalamadığınız sürece din şahane bişey.. her soruya bi cevap var.. kurcalarsanız fecaat.. bi süre yamalarla idare ettim.. sonra yamalardan kumaşı göremez oldum.. sonra bi süre aklımın sınırlı ve fakat anlamaya çalıştığım şeylerin sınırsız olmasıyla avuttum kendisimi.. fakat anlamaya çalışmadan da duramadım.. bu elimde olan bişey değil.. düşüncenin dizginlenmesi mümkün değil.. durmadan düşündüğümüz için düşünmeden duramayız.. atomu parçalamayı geç.. parçalanmış atomu japonla yapıştırmaya çalışmaktan bile zor.. beni tanıyanlar bilir.. zora gelmem.. gelmedim de.. aklıma ne geliyorsa onu düşündüm.. bazılarını yazıyorum.. kalıyor.. bi çoğu nerden geldiyse oraya uçup gidiyor.. yani diyorum ki yazmadığım zamanlarda bi bakıma yokum..

siz hiç yok olmayı düşlediniz mi.. ben düşledim.. ilk aklıma gelen şey karanlıktı.. ışık yok.. sonra ses.. o da yok.. üzerimdeki kıyafetler ve bana temas eden ne varsa.. onlar da yok.. yerçekimi ve sıcaklık.. yok.. ciğerlerime çektiğim hava.. kalp atışım.. yoklar.. ve ben.. ben yokum.. orada bi kafa durması var işte.. haliyle insan önce bi tırsıyor.. götün üç buçuktan dört atıyor.. bilinmedik taş öd patlatır.. dur bi..

hemen şimdi yok olman teklif edildi.. kabul mü.. yok olana kadar bin türlü endişe duyabilirsin.. korkabilirsin.. geride bırakacakların için üzülebilirsin.. ama evet dedikten sonrası yok.. korku endişe üzüntü.. hiçbiri yok.. yok olma kararın için pişman olacaksın desen.. o da yok.. hepsi seninle birlikte yok oldu.. hatta bi de benden sana bonus.. var olmaya devam eden insanların hafızalarından da silineceksin.. sana ve mazideki varlığına dair bütün deliller karartılacak.. hem bişey diyim mi.. bi kere yok oldun mu.. bi dönem var olduğun gerçeğinin de bi anlamı yok.. şimdi iyi düşün ve kararını ver.. var mısın.. yok musun..