Salı, Mayıs 22

Malihülya - 2


‘Bu şehirde toprağın altı üstünden çok daha kalabalıktır.’

Onunla ilişkim yaşadığımız şehir kadar değişken, karmaşık ve vazgeçilmezdi. Tanıştığımız gün olan iki yıl öncesinin bahar ekinoksundan bugüne; önce yakın arkadaş, sonra sevgili, sonra düşman, sonra uzak arkadaş olduk. Aklımda ona tahsis ettiğim yeri, aşktan nefrete geniş bir yelpazedeki çeşitli duygularla dolu tuttum. Bir sonraki aşamanın ne olacağı hakkında hiçbir fikrim olmadan, menzilimle aramdaki metreleri birer birer eksiltiyordum. Zaman zaman sağduyumun yaptığı geri dön çağrısına gaz pedalıyla karşılık verdim. Yerçekimi ile merkezkaç kuvveti arasında asılı kalmış kimliği belirsiz uçan bir nesne gibiydim. Bir an önce telefonda aldığım adrese gitmezsem tereddütlerim baskın gelebilirdi. ‘Aman, her şey olacağına varacak.’ Daha fazla bunları düşünmek istemedim. Gidiyordum ve hepsi buydu. Kafamdaki bulutları dağıtmak için radyoyu açtım.

Aşkınla ne garip hallere düştüm.
Her şeyim tamam da bir sendin noksan.
Yağmur yaş demeden yollara düştüm.
İçim ürperiyor ya evde yoksan.

Orhan Gencebay’ın melodramik sesi efkârımdaki bulutları dağıtmaya yettiyse de gök kubbenin koyu gri misafirlerine söz geçirememişti. Yağmurun şiddeti trafik yoğunluğuyla yarış halindeydi. Trafik, burun farkıyla önde gidiyordu. Ama yağmurun da pes etmeye hiç niyeti yoktu. Buluşma yerine ulaşabilmem için tepeler denizler aşmam, kıtalar geçmem gerekiyordu ve fakat şehrin ana arterleri bana bu yolculuğu kolaylaştıracak anaçlığı göstermemekte kararlıydı. O sırada kapısında ‘Her canlı ölümü tadacaktır’ yazan mezarlığın yanından geçmekte olduğumu fark edip radyoyu kapattım. Mırıldanarak okuduğum duayı, yanı başımdaki mezarlıkta istirahat halinde olan kabir ehlinin ruhuna gönderilmek üzere hediye paketi yaptım. Alıcı hanesine, ‘yetmiş iki milletten ve üç semavi dinden bütün ölmüş ve müstakbel hemşerilerime’ yazdım.  Gönderdim. Muhacirler şehrinin yerlisi olmak için burada doğmak ya da ölmek yeterliydi. Ben henüz hiçbirini yapmamıştım.

devam edecek..

1 yorum:

irem sak dedi ki...

evde yok bence, gitme boşuna..