Çarşamba, Mayıs 23

Malihülya - 3


‘Bu şehirde trafik manzaranın en güzel olduğu yerde akmaya başlar.’

Çocukken de bir kaç kez görmüştüm seni. Ama pek hatırlamıyorum. Muhtemelen bir ablaydın benim için o günlerde. Sana âşık olmam, 14 yaşına girdiğim kış birlikte geçirdiğimiz rüya gibi bir haftanın günahıydı. Her gününde yeni bir yanını keşfettim ve ergen duygularımı esir bırakıp geri döndüm. Karar vermiştim, ne yapıp edip dönecektim sana. Tek yol vardı: Üniversite sınavı. O sınavda bütün arkadaşlarım on sekiz tercih yaptı. Farklı üniversiteler, bölümler, şehirler… Ben bir tek seni seçtim ve dua ettim. Kabul oldu. Bir yaz beklemek kalmıştı geriye vuslata ermek için. Bir bir saydım günleri. Her geçen gün hayalin daha bir yaktı içimi. Ve kavuştuk. Nasıl da seviyordum seni. Nasıl da merak ediyordum. Sana dair ne varsa bilmek istiyordum. Öğreniyordum. Ben kendi halimde bu aşkı yaşarken sen çoktan kanımı emmeye başlamıştın. Varımı yoğumu tüketip karşılığında bir kuru aşkını veriyordun. O da yarım yamalak. Sen gülen yüzünü benden başka herkese gösterirken, ben arkadaşlarıma sana olan aşkımı anlatıyordum. Ben seni tatillerde aileme tercih ederken, sen her geçen gün benden biraz daha uzaklaşıyordun. Bütün vaktimi, bütün enerjimi, üç kuruş paramı, olanca sabrımı uğruna harcamam da yetmedi bu aşkı kurtarmaya. Yıllarca bana sırtını dönmüşken şimdi bu yaptığın ayıp değil mi? Sırf başka birine âşık oldum diye sorun çıkarman resmen olmayabilir ama alenen kıskançlık! Beni, tam da âşık olduğum kadına giderken yağmur ve trafikle bezdirmeye çalışman fesatlık değilse nedir söyler misin lütfen?

Son on iki yılımı geçirdiğim şehre ettiğim sitem işe yaradı.  Hızlı bir çıkış yapan yağmurun nefesi kesildi. Trafik insafa geldi ve inadından ‘U’ döndü. Köprüye girdikten sonra araçlar hızlandı. Ölmeden önce görülmesi gereken yer ifadesinin en tuhaf tecellilerinden biri.. Bilindik adını kullanmak yerine ‘mavera ün kıta’ demeyi tercih ettiğim, şehrin favori intihar mekânı olan bu köprü aynı zamanda şehrin en güzel manzarasına sahipti fakat benim gözüm bu seferlik o manzarayı görmedi. Her yolcu gibi bir an önce gideceğim yere varmak telaşındaydım. Yolcu ve seyyah arasındaki fark da buydu. Yolcu varmak, seyyah ise yolda olmak için gider. Umumiyetle seyyah tabiatlı alan bense, o gün on Abbas gücünde bir yolcuydum. ‘Asya kıtasına hoş geldiniz’ yazan tabelanın yanından geçerken gayri ihtiyari ‘Hoş bulduk canım.’ dedim. Tabela da bana göz kırptı. Dikiz aynasından Avrupa Kıtasının gönlünü almayı ihmal etmedim. ‘Akşama yine sendeyim aşkım.’ 
devam edecek..

Hiç yorum yok: