Cumartesi, Nisan 13

sırt senin için..

dönüp arabanın arka koltuğundaki kağıda uzanmanın başıma bunları açacağını nereden bilebilirdim.. bu sabah uykumun en tatlı yerinde sıcak yatağımda dönerken acı içinde uyanacağımı bilsem o gerizekalı kağıda uzanır mıydım hiç.. şuan dünya üzerindeki en nefret ettiğim şey o kağıt parçası.. ikincisi de akılsız başım.. çünkü başımıza ve sırtımıza ne geliyorsa birinci dereceden sorumlusu yine biziz..

sağlık her şeyin başı.. ağrımayan yerlerinin kıymetini bil.. ağrımayan bir sırtın ederi nedir deseler hiç düşünmeden önüme konan açık çeke imza atarım.. ah bi geçse..bu kadar abarttığıma bakma.. canım tatlıdır benim.. tatlı olmasan canım der miydim sana.. ah cancağzım.. sırtım öyle bir tutulmuş ki.. nefes almak bile bir işkence.. her soluk sırtıma saplanan bir hançer.. bu işkence bitsin diye bütün bildiklerimi anlatmaya hazırım..

sanırım ilkokuldaydım.. mahalledeki camcının dükkanının vitrinine yapıştırma harflerle bir tabelası vardı.. Camcı Hüseyin.. işte günlerden bir Pazar olacak heralde.. zira kapalıydı camcı.. şeytana mı uydum ne olduysa artık.. sen git.. o camdaki yazının ilk harfini sök.. oldu mu sana amcı Hüseyin.. bilemiyorum bu tutan hüseyinin ahı mı.. ama sırtım fena tutulmuş be cancağzım..

modern tıbba pek inanmıyorum.. alternatif tıbba hiç inanmıyorum.. ama gel gör ki alternatif saçmalıklara bel bağlamadan da edemiyorum.. aklıma gelen her saçmalıktan medet umuyorum.. çünkü her şeyin iyi geldiği bir şey mutlaka vardır.. az önce yazdığım itiraf iyi gelmedi mesela.. belki iyi gelir diye bi sigara içtim.. iyi gelmedi.. sonra belki su iyi gelir dedim.. o da olmadı.. hah hırka.. tabi ya.. sıcak da tutar sırtımı.. hırkamı giydim bir hevesle.. maalesef o da iyi gelmedi.. oturdum bunları yazıyorum.. ama bu da iyi gelmiyor..

ama hani söz temsil şimdi kapı çalınsa.. oflaya ahlaya kalksam yerimden.. açsam.. hani olmaz ya.. sen gelmiş olsan.. ne de iyi gelmiş olmaz mısın.. sırtıma.. vallahi kendim için bişey istemiyorum.. dedim ya sırtım.. beni sırtımdan vuruyor.. hem öpersin belki.. öpünce geçiyomuş bir rivayete göre.. başka bi şarkıda da tenim ilaçtır benim diyodu.. onu da bi denemek lazım.. Allahtan ümit kesilmez.. hatırlıyorum daha önce midem ağrıdığında iyi gelmiştin.. zaten sen ne zaman gelsen her seferinde çok iyi gelmiştin bana.. dedim ya her şeyin iyi geldiği bir şey vardır diye.. benim de iyi gelenim sensin.. daha kaç kere söylemem gerek.. bi gelsen.. iyi gelsen..

Çarşamba, Nisan 3

bikbik..

bazı güzel yazılar ne yazacağınıza dair en ufak bir fikriniz olmadan yazmaya başladığınız zamanlarda ortaya çıkar.. bu bir tespit değil bir temennidir.. nereye gideceğinizi bilmeden valizinizi hazırlayıp yola koyulduğunuzu düşünün.. amaç bir yere varmak değil.. yolda olmak.. bir sonuca ulaşmak değil sadece yazmak.. yazmak ama ne okur ne yazar ne edebiyat ne benlik ne derdini anlatmak için.. salt yazıyor olmak için yazmak..

ancak bu temenni her zaman gerçek olmaz.. hatta çoğu zaman gerçek olmaz.. genellikle sonradan okuduğumda götüme benzeyen ürünler çıkar ortaya.. bunlardan bazılarını siz de okudunuz.. biliyosunuz.. bi kısmını sadece ben okudum.. siz bilmiyosunuz.. bilmeyin canım siz de her şeyi.. bakın her boku bilen insan iticiliğinden kurtarıyorum böylece.. hem de suçu üzerime almak pahasına..

bi kaç yıl öncesine kadar yazmak benim için bi rahatlama biçimiydi.. defi hacet gibisinden.. sonra ne olduysa oldu.. uzaklaştım bu keyifli uğraştan.. şimdilerde anlamaya çalışıyorum.. hakket ne oldu lan.. niye yazmıyorum ya da yazamıyorum artık.. bu soruyu bazı okuyucular da ara ara soruyor bana.. halbuki soru sorulmaz.. ölü ölmüyosa yangın yanmıyosa soru da sorulmaz.. peki ne sorulur.. bişe sorulur.. bişe sorcam.. olum ben neden yazamıyorum lan.. yani yazıyorum tabi bişeyler ama neden eskiden aldığım lezzeti alamıyorum yazarken.. tamam her boku bilen insan olmayın dedim ama bi boku da bilin be kardeşim.. bi deyiverin hele.. neden..

cevab veremediniz çünkü veremezsiniz çünkü her ne kadar ben öyleymişiz gibi yapıyosam da kardeşler kıraathanesinde karşılıklı çay sohbeti yapmıyoruz burda.. neyse.. bi cevabı olanlar bi mektup yazsın yollasın.. hem benim de okuyucu mektuplarım olur.. ne güzel ironi di mi.. yazamayan yazarın neden yazamadığını yazan okuyucu mektupları.. tam külahları değişmek işte.. eski okur şimdi yazar.. beriki oldu okur.. falan filan.. geçelim..

şimdi.. benim malum soruya bulduğum cevaba geliyorum.. şu ki.. içerik sıkıntım yok.. allahıma bin şükür aklım fikrim hayalim yerinde.. yazmalık mevzu var yani.. yazsam roman olur gibi değil de.. ne bileyim öykü olur.. kısa öykü olur.. o da olmadı haiku olur.. ki kendisi tweet kavramının bin yıl önceki halidir bir bakıma.. olur yani bişeyler.. olmuyosa sebebi şu ki.. az önce de bu girişi yapmıştım ama demekki girilmiyo öyle kolay.. zorlamak gerek biraz daha.. şuu kiii.. benim belli bi üslubum yok.. evet yok.. yok.. hayır yok.. olmadı.. olamadı.. olamayorudu.. eski yazdıklarıma bakıyorum da.. o sıra ne okumuşsam.. kimlerle düşüp kalkmışsam derleyip bi üslup oluşturmuşum kendimce.. ama kendim de değil hani.. bi yazının girişi birini andırıyor.. ötekinin örgüsü bi başkası gibi kokuyor.. bi başkası komple etki altında alınmış ifade gibi.. bir türlü kendim olamamışım.. belki de bir kendim yokmuştu.. bir kendim bile yok anlıyor musun.. hadi gülümse.. gül gül.. valla sorun değil.. gül bakalım ağlamaklı halime..

ee nolcak şimdi.. valla bilmiyorum.. heralde geldiği istikamette gidecek gittiği kadar.. başkalarının diliyle kendi hikayemi anlatmaya devam edicem.. belki kendi dilimi bulduğumda da başkalarının hikayelerini anlatırım.. ödeşiriz.. napıcan.. akıtıcan içindeki zehiri..