Perşembe, Şubat 13

açlıktan ölüyorum..

çok açım lan..  şu an midem kendisini sindirmeye başlamış bile olabilir.. dışarıdan gurultu gibi duyulan çığlıklar tabi ki midemden geliyor..  cenabu rabbül alemin kimseyi açlıkla terbiye etmesin.. biri bu deyimi kullandığında gözümün önüne mangal başında bi allah figürü geliyor hemen.. beyaz kabarık şapkalı böle sakallı falan.. masadaki tabakta pişirilmeden önce açlıkla terbiye ettiği insanlar.. çok saçma.. deyimlerin saçma olmasına şaşırmıyosunuzdur heralde.. kaç yaşına gelmiş koca koca insanlarsınız.. hele bi de bu deyimi başka bi dile çevirmeye çalışın bi.. terbiye etmeyi de marine etme olarak alın falan.. seyreyle cümbüşü.. olmaz öyle şey..  hülasa deyimler ait oldukları dilde mahpus kalmaya mahkum zavallılardır..

ama mesela dayımlar öyle değildir.. dayımlara gelecek olursak.. gelemeyiz.. çünkü benim tek bir dayım vardı o da öldü.. gözlerimle gördüm.. onun da tek bir oğlu vardı.. oğlu dayımı kendi elleriyle mezara koydu.. sonra hep birlikte gömdük adamı.. hayırlı evlat böyle olur.. yeri geldiğinde babasını çukura gömer.. o adam ki seni bilmem ne kadar zaman taşşağında taşısın.. besleyip büyütsün.. sen tut onu bi  kaç metre çaputa sarıp toprağın altına göm.. nankör köpek.. ben değil lan değil.. kuzenim.. benim henüz yerim gelmedi.. gelmese de olur..  rica ederim bu bahsi kapatalım..

size biraz dayımdan bahsedeyim.. yok yok anlatıcam.. valla bak bi dinle.. ölünüzü öpeyim anlatıcam.. dayım.. ki kendisi benim doğum günümde ölmek suretiyle bana muhteşem bir hediye vermişti.. zira pek sevmezdim kendisini.. çünkü kendisi olarak tabir ettiğim şahıs tercihini insanlar tarafından sevilmemek yönünde kullanmıştı.. onun da insanları sevdiğini sanmıyorum.. en azından hiç şahit olmadım diyebilirim.. bi keresinde beni kulağımdan tavana çivilemekle tehdit etmişti.. gençliğinde anneme ve teyzemlere az çektirmemiş.. dövmüş sövmüş namuslarını beklemiş vesaire.. çağının ve coğrafyasının testosteron sahibi ve bir evin bir oğlu olan bir bireyi  ne yaparsa hepsini tastamam yapmış işte.. hayvan herif.. sonra evlenmiş.. karısını da sevmemiş pek.. o kısmına şahit değilim.. ama biliyorum ki çocuklarını  sevmezdi.. daha çok korkuturdu.. çünkü o kör algısına göre bir baba öyle yapmalıydı.. abartıyorum sanacaksınız ama ana babasını da sevdiğini sanmıyorum.. şoförlük yaptığı otobüs için öz ebeveyninden bilet parası aldığı anlatılırdı ailede.. minibüsünün kapısını sert kapattığım için kulağımı çektiğini hatırlıyorum da.. merhametsiz iblis.. yani bilemiyorum belki sevgi beslediği bi şeyler vardı ama öyleyse bile hiç şüphesiz bunu saklamakta son derece mahirdi..

sonra işte dediğim gibi öldü nemrut.. ölenin arkasından kötü konuşmak olmaz.. hayatı boyunca tek bir iyi yanını göremediğim adam hayatının iyiliğe dair yegane eylemini gerçekleştirip aramızdan ayrıldı.. ölüm güzel şey aslında.. dezenfektan.. rezil bi hayat yaşasan da ölerek tüm pisliklerinden arınabilirsin.. öldün ya.. dokunulmazsın artık.. hatta yaşarken merhametin zerresini göstermediğin halde senin için rahmetli bile diyebilir birileri.. böle bi şart yok ama illaki konu bir yere bağlanacaksa ifade etmeliyim ki.. içinizde sevmeye dair bi kıpırtı yoksa ve tercihinizi insanlar tarafından sevilmemek yönünde kullanmakta ısrarlıysanız ölebilirsiniz.. çünkü çok açım..


bana vakit ayırdığınız için teşekkür eder geride bıraktıklarınıza cenabu rabbül aleminden sabır niyaz ederim.. toprağınız bol olsun.. öptüm..