Cuma, Mayıs 21

tıkandım..

kaç gün oldu saymadım ama bana uzun geldi.. şöle sözcükleri ardı ardına sıralamaya parmaklarımın yetişemediği akıcılıkta bir yazı yazmayalı.. o heyecanı duymak istiyorum yine.. üretebildiğimi kendime göstermem gerek.. eş dost arkadaş karı kız da okusun etsin tabi ama diğer herkesten çok kendim görmeliyim.. yoksa her an kendime tapmaya olan imanımda bir zayıflık olduğunu düşünmeye başlayabilirim.. mazallah..

lakin çok pis tıkandım.. gaz sancısıyla kaldırıp yere vuran bir kabızlık dönemindeyim belli ki.. sebepleri bana kalsın da.. tek sohbet konusu hastalıkları olan 70+ huysuz ihtiyarlar gibi bu vaziyetin nasıl kıvrandırıcı olduğunu biraz anlatıp dert yanayım.. beyninizin hafiften ırzına geçebilirim ama kötü bi niyetim yok.. sıkılan siktirsin gitsin zaten.. makara çukara yaparken yanımda olan kötü günümde de yanımda değilse işim olmaz.. bayramlık ağzımı açmam da yazının sonunu getiremeyenlere nasipmiş..

bak üzüldüm şimdi.. özür dilerim lan.. valla öle art niyetten değildi siktir çekmem.. sizi de seviyorum.. öeah ama.. ne biçim bi insan oldum böle.. adam gibi bi kızamadım bile.. vazgeçtim lan.. özür de dilemedim.. hatta üşenmesem o bölümü silip yazıya devam edicem ama serde oblomovluk var.. vazgeçemem..

ne diyodum durum fena.. asıl yazmam gereken bişey varken onu yazamıyor olmam yetmezmiş gibi bi de joy writing -joy driving varsa bu da vardır..olmalıdır..yoktuysa da artık var- keyfimden de oldum.. aklıma gelen parça pincik eğlencelik şeyleri de derleyip şöle usturuplu orturmasını kalkmasını bilen helal süt emmiş bi yazıya dökemiyorum.. yazdığımı daha ilk cümlede kendim beğenmeyip.. bi kağıdı buruşturup atmanın verdiği rahatlama hissinden yoksun.. bir hışımla batırıyorum erkandaki mızrağı kırmızı çarpının kalbine kalbine.. ama aynı tadı vermiyor.. hiç bi tepki vermeden kaybolup gidiyo koca pencere..

halbuki kağıt öyle mi.. bi kere buruşurken kulaklara şenlik bir ses çıkarıyor.. sonra avucumun içinde sıkıp güç gösterisi yapabiliyorum.. ardından fırlatıp atıyorum.. o da gazımı alıyo biraz.. en güzel kısmı da atıldığı yerde hafiften genleşip açılmaya çalışması.. "ağam ben ettim sen etme.. bokunu yiyim.. bi şans daha ver.." gibilerinden bi anlam yükledim mi.. benden daha mesudu yok işte o an.. bütün suç kağıttymış meğer.. ben yine eski benmişim..

ama ben bi yol buldum.. misal bu yazıyı yazarken bi kaç kez 21×30 cm ebatlarında kestiğim sözde okunmuş gazte kağıtlarını buruşturup attım.. aynı tadı vermedi ama alışkanlık işte.. ha deyince bırakılmıyor.. azaltıp öyle bırakırım.. ya da bu dert beni iflah etmez öldürür.. -küllüyen yalan.. aklıma geldi ama yapmadım.. zaten deli uğraşmaz böle bişeyle-

ıkına sıkına sonuna geldiğim ve aslında başından bi boka benzemeyeceği belli olan şu yazı bitsin artık.. siz de kurtulun ben de.. yüce mevlam bu günleri bi daha göstermesin.. ne bela bişeymiş bu kabızlık.. hayır birine ağzına sıçayım diyecek olsam misal "yapamazsın kiiii.." dese göt olup kalıcam.. çok fena çok..
kalın selametle..

Cumartesi, Mayıs 15

kafa kazan..

ve mesela ders çalışma yaşların maziye bir bakıverdiğinde görüveremeyeceğin kadar gerilerde kaldıysa..

ve lakin 83 şeyi birden aklında tutuyorsan..

ve hatta o arada ellerin de boş durmuyosa..

ve haddizatında bi taraftan okurken bi taraftan yazıyor bi taraftan bazı ne idüğü bilinmez hesaplamalar yapıyosan..

ve örneğin yaptığın bi hata başa dönüp tüm çalışmanı gözden geçirmeni gerektiriyosa..

ve fakat mevsim baharsa..

ve dolayısıyla hava durumu insanlık onuruna aykırı bir biçimde aklını çeliyorsa..

ve filhakika sen bu işlerden çokçokçok sıkılmışsan..

ve/veya sık sık hata yapıyorsan..

ve yahut çünkü karnın da açsa..

ve illaki yakın bir geçmişte dünyanın en ahmak insanı olduğun yönünde derin süpheler yaşamışsan..

ve binaenaleyh benliğin bilumum vörd egzel pidief dosyası ve açık halde bulunan fotokopi materyaller ve yine açık halde bulunan 19 farklı web sayfası ve gerektiğinde açılmak üzre hazır bekleyen çok sayıda irili ufaklı sözlük tarafından emiliyorsa..

ve yanısıra ensende takvimin baskısını ve kaynayan bozanın kıpırtısını hissediyorsan..

ve dahi belinde çok saattir aralıksız oturuyo olmanın verdiği tarifi mümkün ama tedavisi namümkün ağrı ve gözlerinde kızarıklık varsa..

ve sanki binyıllardır bir cinsi latifle uzuvsal temasın olmamışsa..

ve ek olarak uykusuzluk yaş olmuş gözlerinden süzülüyorsa..

ve ezcümle kafandaki boşlukta sonu gelmeyen paragraf ebatlı cümlelerin sesleri yankılanıyosa..

ve dahası henüz tanışmadığın birini çok özlemişsen..

ve çünkü burada adını anıp rencide etmekten imtina ettiğim başkaca türlü işkencelere maruz kaldıysan..

ve velevki yeter sayıda bağlaç sağlandığında dünyanın bütün cümlelerini uç uca ekleyebileceğine dair ütopik fakat samimi bir hisse gönlünü kaptırdıysan..

ve velhasıl mevcut obsesif nevrotik anksiyeteni yazıya dökmenin hiç bi faydası olmamışsa..

o vakit yıllardır omuzların üzerinde taşıdığın o nankör kafan artık bi kazandır.. mübarek olsun kazan.. kazı kazan.. kazıt kazan.. kafa kazan.. yuppii kazan.. aslanım kazan.. onnumara kazan.. ebene atlıyım senin kazan..

Cuma, Mayıs 7

platonik..

daha önce sana kim olduğunu söyleyen olmuş muydu.. sana kim olduğunu ben söyleyeyim.. sen benim platonik aşkımsın.. şaşırdın değil mi.. bence şaşırdın.. çünkü sen benim şu an şaşırmış olması gereken platonik aşkımsın..

seninle uzun zamandır süren ve kem gözlerden sakınmak adına sadece benim ve allahın bildiği seviyeli bir birlikteliğimiz var.. neyse ki allah sır tutmasını çok iyi biliyor ve kem gözlü değil.. tabi senin bilmiyor olman kem gözlü olduğun anlamına gelmez.. ne anlama geldiğini hiç bilmiyorum.. zaten bir süredir anlamlarla aramda anlamsız bir anlaşmazlık var.. anadilime yabancıyım.. hazırlık öğrencisi gibiyim.. anlıyorum ama konuşamıyorum.. konuşuyorum fakat anlatamıyorum.. anlatıyorum fakat anlattığım kişi anlamıyor.. çünkü bir süre önce anlamlar yenildi.. yan anlamların desteği gecikmeseydi sonuç çok farklı olabilirdi.. karşıt anlamlar teslim olmak üzereydi.. anlamdaşların ihaneti ise yıkıma götüren son darbe oldu.. anlamlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık.. eminim ne demek istediğimi sen de anlamıyorsun.. çünkü sen benim şu an anlamamış olması gereken platonik aşkımsın..

en çok hangi yanına yangın olduğumu biliyor musun.. ben biliyorum.. sadakatin.. benden vazgeçebilme ya da beni aldatabilme olasılığın sıfır.. bunu kendime fazlaca güvendiğim için değil beni hiç tanımamış olmandan yola çıktığım için söyledim.. çünkü çocuklar bile bilebilir.. tanımadığın birinden vazgeçemezsin.. birlikte olmadığın birini aldatamazsın.. farkında olmasan da ölene kadar ve ölüm anında ve öldükten sonra bana sadık kalacaksın.. bana kızıyorsun değil mi.. tüm bu saçmalıklar seni sinirlendirdi.. çünkü sen benim şu an sinirlenmiş olması gereken platonik aşkımsın..

şu şarkıyı mutlaka dinlemişsindir.. platonik aşıklar milli marşı..

bigün bi çılgınlık edip
seni sevdiğimi söylesem
alay edip güler misin
yoksa sen de sever misin

cesaretin var mı aşka
çarpıyor kalbim bir başka
sen de böyle sevsen keşke
desen bana yar

hayır bu şarkı senin için yazılmadı.. ama emin ol bu şarkı senin için binlerle kez dinlendi.. şimdi izninle ben de biraz dinlenmek istiyorum.. aslında izinini istemem bi hayli tuhaf.. çünkü sen benim şu an bu yazdıklarımı okumamış olması gereken platonik aşkımsın..