Çarşamba, Haziran 30

darı başıma.. başım darıya..

bu seferlik idare et.. bi dahakine kesin gelirim.. söz.. dediğimde anlayışla karşılanacağımı beklemiştim.. hayatımın geri kalanında tek bir düğüne gideceğime yemin ettim.. bunun senin düğünün olması için ısrar edersen kendi düğünüme gidemeyeceğim.. dediğimde blöf yapmadığım gibi.. yerime bir kamberi vekil tayin edip gelmesem olmaz mı.. dediğimde şaka yapmıyordum.. arkadaşlarımın üzerinde hiç bi yaptırım gücümün olmaması ne denli kötü seçimler yaptığımın bir göstergesi olabilir.. gerçi bu koca meraklısını ben seçmedim.. bana atandı.. yine de aynı ilkokula başladığımızda günün birinde evleneceğini ve bunun bir salon düğünü olarak başıma patlayacağını öngörebilirdim.. lanet olsun ki başıma gelmiş ve gelecek her şeyde benim de bir rolüm var.. bir tek kellik hariç.. genetik mirasımı da reddedemezdim ya..

baldızlar.. bacanaklar.. görümceler.. kayınvalideler.. kayınpederler.. kayınbiraderler.. karlı kayın ormanında dönüş yolunu bulabilmek için yol boyunca attıkları ekmeklerin çoktan kuşların midesine gittiğini fark eden gretelin dangalak biladeri hansel gibiyim.. tek farkım kuşların midesinin olmadığını bilmem.. keşke ben de midesiz olsaydım.. taşlık sahibi bi güvercin olsaydım bunca iğrençliği daha kolay hazmedebilirdim.. hatta takla atmakla geçecek kısa ömrümde tek bir düğüne bile gitmeme gerek kalmayabilirdi.. en azından bu takım elbiseyi giymeyeceğimden eminim.. aslında bütün bu huysuzluğumun nedenini çok iyi biliyorum.. o da evleniyor.. bekarlık saltanatımın yıkılması yönündeki baskılar artacak.. ama hayır.. direneceğim.. rahat ve halimden memnun görünmeliyim.. çok daha zorlayıcı olanlarına direndim.. bunun da altından girer üstünde halay çekerim..
- hoş geldin canım.. yasemin belki gelmez demişti.. seni görünce çok sevinecek..
- olur mu nejla teyzecim.. iki elim kanda olsa kaçırır mıyım..
- gel ayten öğretmeninin masasına otur.. hadi artık darısı senin başına..
- eheh.. tabi tabi.. yani inşallah.. bakalım.. o da olacak..
- biraz etrafına bak.. düğün bu ayol.. bak ne güzel kızlar var..

nejla teyze ancak kızını evlendiren bi kadının atabileceği desibelde bi kahkahayla uzalaşarak dans pistindeki kalabalığa karıştı.. evet.. ihtiyacım olan şey tam olarak buydu.. şimdi mükemmel.. öğretmenimin tavsiyeleriyle de mücadele etmem gerekiyor.. heralde bulunduğum durumdan daha kötü bi hal ancak gelinlik giyip damadın kollarında dans ediyor olsaydım mümkün olabilirdi.. gerçi nerde bende o şans.. bu lavuğun hali vakti yerinde.. benim evleneceğin adam kesin işsiz güçsüz serserinin teki olurdu.. içip içip döverdi beni.. çalıştırıp elimde avucumda ne varsa alır at yarışına falan yatırırdı.. iyi ki erkek olarak doğmuşum.. bundan sonra her tanrının günü ve her ayakta işediğimde allaha şükretmeliyim.. çok salaksın oğlum.. tanrının gününde Allaha şükredecek kadar salaksın.. bir yalan uydurup arkadaşının düğününe gelmeyecekken türlü komikliklerle geçiştirmeye çalışacak kadar salaksın.. evlenmekten korktuğunu kendine itiraf edemeyecek kadar salaksın.. kendine üç kere salak diyecek kadar salaksın..

ayten öğretmenim elini öptüğüm anda başladığı konuşmasına nefes payı bırakmadan devam ediyordu.. arada vakit yaş çocuk evlen bul bulalım karar ver bekleme mürüvvet darı gibi sözcükler duyuyor fakat anlattıklarına konsantre olamıyordum.. zaten buna da gerek yoktu.. menapoz sonrası dönem tonton kadınların hit parçası olan sen de evlen türküsünü söylediği gözlerindeki ışıltıdan anlaşılabiliyordu.. tansiyonumu düşüren.. gözlerimi karartan bu ışıltıyı nerde görsem tanırdım.. evlilik için bir neden düşündüğümde aklıma bir tek bu insanların telkinlerinden kurtulmak geliyordu.. kendi düğünümü hayal ettiğimde gelin arabasının önündeki evleniyorum ve arkasındaki mutlu musunuz yazılarını görebiliyordum.. takı merasimi sonrasında topladığım altınları alıp kayıplara karışıyordum.. ama bu tatlı rüyadan her seferinde başıma düşen darı taneliriyle uyanıyordum..

bu kez darı serpiştiren yasemin ve çiçeği yakasında kocası ahmetti.. boyunlarına astıkları kurdeleyle salonu haraca kesmeye çıkmışlardı.. yakası göbeğine kadar açık gelinlikten yaseminin memelerine tepeden bakarken altını takmak bi hayli zor oldu.. öpüştük simleştik iyi dileklerimizi değiş tokuş etik ve ben oturdum.. onlar eşkıyalık yoluna devam etti.. ben oturdum.. ben hala oturuyordum.. beni tanıyanlar da bunu sık sık söylüyordu.. sen hala otur.. belki de haklıydılar.. belki de evlenen milyarlarca insanın bir bildiği vardı.. ne belkisi lan.. kesin vardır yani.. yok arkadaş.. benim bu yolum yol değil.. kurunun yanında yanan yaş olacaktım.. herkes camdan atlasa.. bi an bile düşünmeden ben de atlayacaktım.. yeterince oturdum.. artık ayağa kalkacaktım.. hayatımın hiçbir döneminde ve hiçbir konuda o anki kadar kararlı olduğumu hatırlamıyorum.. evet evet.. bu düğün bana iyi gelmişti.. gülümsememe engel olamıyordum..

o sırada ayten öğretmenimin ceketimi çekiştirdiğini ve beni oturtmaya çalıştığını fark ettim.. bilmediğim bir zaman dilimde ayağa kalkmıştım ve sanırım bir süredir ayakta duruyordum.. durumu toparlamak için ayten öğretmenime benimle dans eder misiniz genç bayan dedim.. ceketimi tutan elini ikinci kez öptüm.. bu kez başıma götürmedim.. birlikte piste çıktık.. ödev yapmadan yattığım gecelerdeki kabuslarımın kadını kollarımdaydı ve inanın berbat dans ediyorduk.. lunaparktaki çarpışan arabalar gibiydik.. dizlerimizin çarpışmadığı zamanlarda birbirimizin ayağına basıyor.. ayağımıza basmadığımız zamanlarda alandaki diğer çiftlerle çarpışıyorduk.. itin götünde daha ileri bir noktaya ilerlememe gönlü razı olmayan canım öğretmenim yoruldum ben diyerek bu işkenceyi bitirdi.. ben de lavaboya gitme bahanesiyle olay mahallinden uzaklaştım.. birinci sınıftaki 23 nisan müsameresinden sonra ettiğim ikinci danstı ve kaderin işvesi olacak ki bu da ilkokul öğretmenimleydi.. çocukluk travmama kaçak kat çıkmıştım.. bundan sonra dans dendiğinde okuldan başka bir şey anımsamam mümkün değildi.. ağrışım dünyamda dans ile ilgili arsaya haciz konmuştu.. kendime daha fazla acımamak için içeri girmedim.. salondan çıkarken kalabalık halaya dönüşmüştü ve emin olduğum tek bir şey vardı.. töre gereği tecavüzcümle evlenmek zorunda bırakılmadığım sürece evlenmem olanaksızdı..

Salı, Haziran 29

hıyargiller..

ilmi nebatat ile iştigal edenler bilir.. aslında çarşı pazar gezen ve zerzevatla beslenen her zevat da bilir.. bitkiler alemi kendi içinde bir takım familyalara ayrılmış ve bir çeşit kutuplaşma zuhur etmiştir.. bazıları aşiret gibidir bu familyaların.. misal..

baklagiller..
fasulye.. bezelye.. bezelyenin iricesi araka.. nohut.. bakla.. barbunya.. börülce karnıkara ve adını burada zikredemediğim niceleri.. bu şefersizler acaip provokatör karakterlidir.. insanı gaza getirmekte üstlerine yoktur.. sindirim sistemine bir azot bombası gibi düşer ve vücut ikliminin kimyasını alt üst ederler.. kuruluş ve yönetim bakımından tam bir aşirettir.. ailenin en büyük üyesi olan baklanın koyduğu tarla kanunları geçerlidir.. bu yüzden de aşiretin adı baklagillerdir..

turunçgiller..
mandalina.. portakal.. limon.. greyfurt.. turunç bu familyanın üyeleridir.. dört mevsim şort tişort gezen bu zibidilerde pek bi sıcak meraklısıdır.. iki soğuk görseler gripten kırılır cıtkırıldım tombalaklar.. lakayt görünümlerine rağmen askeri düzen gibi hemen hepsi tek tip giyinir.. rütbesine göre sarıdan turuncuya hiyerarşik bi zincirin irili ufaklı halkalarıdır her biri..

turpgiller..
böle bi familyanın var olduğunu belki de ilk kez benden duyuyosunuz.. neden.. çünkü bu arkadaşlar nebatat aleminin yer altı dünyasını yöneten bi mafyanın üyeleridir.. öle pek göz önünde değillerdir.. saman altından su yürütürler.. varlıklarını kimseye belli etmezler.. önde gelenleri turp.. şalgam.. havuç ve pancardır.. grubun en iri üyesi olan pancar görünümünün aksine şeker gibi bir arkadaştır.. tanısnaız eminim siz de çok seversiniz..

hıyargiller..
evet gene apıştınız.. ama bu kez haklısınız.. böyle bi familya yok.. yok ama neden yok.. bi sorun bakalım.. aslında gerek görünüşleri gerekse yetiştirilme tarzlarına ve aldıkları aile terbiyesine bakıldığında hıyar.. kabak.. kavun.. karpuz ve susak pek ala bir araya gelip fevkalade olağan bir tarzda kendi topluluklarını kuramazlar mı.. şu vakte kadar böyle bir familya oluşamamışsa bunun sebeplerini didiklemeli ve bir "hıyargiller olma bilinci"nin oluşması için gayret sarf edilmeli değil mi..

şahsi kanaatime göre bu arkadaşların ayrı düşmesindeki en büyük pay hıyarın olur olmadık hıyarlık etmesi ve emmeye gelmediği gibi gömmeye de bir o kadar mesafeli durmasıdır.. karpuzun büyüme hevesiyle yan gelip yatması.. kabağın çiçek sevdası.. kavunun kelek yapması ve susağın ağzının bozuk olması da buna eklenince haliyle işin boku çıkmıştır.. hal böyle olunca diğer bitkilerin aksine bu tohumuna yandıklarım daha doğru düzgün bir isim altında bile toplanamamışlar.. ne bir meslek grupları ne de bir sendikaları olmuştur.. yazık ve de günah değil midir.. onların da canı can değil midir.. ey ara sıra da olsa hıyarlık deneyimi yaşamış insanlar.. sorarım size.. bu yazıyı sonuna kadar okumuş olmak da çeşit hıyarlık değil midir.. hemen bilinçlenin taam mı..

Pazar, Haziran 27

özgüven..

güzel türkçemizde "götüne güvenmek" diye bi deyim var.. buradaki göt kişinin üzerinde oturduğu yani kendi öz götü olduğu için buna özgüven de diyebiliriz.. ingilizcesi self-confidence.. ama sanırım aramızda ingiliz yok.. varsa da manyak mı lan.. niye türkçe blog takip ediyo.. koyyim ingilizlerin götüne.. neyse mevzu manyak ingiliz takipçilerim değil.. öz götüne güvenmek.. zaten başkasının götüne güvenmek çok saçma olurdu.. ama böyle tane tane anlatıyorum ki siz okurlarımı ebleh yerine koyduğum iyicene anlaşılsın.. yazıya götünden giriştiğimiz bu paragrafı bitiriyorum.. buyrun gelişelim..

özgüven götüne güvenmek olarak adlandırılabiliyor ise.. demek ki öz dediğimiz şey aslında göttür.. düz mantık bunu gerektirir.. p ise q diye bişey var.. hepimiz mantıklı ve dümdüz insanlarız.. bence ikna olabiliriz.. hatta buyrun cümle içinde kullanalım.. İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. yani diyor ki.. yurdumu milletimi götümden çok sevmek gibi bi ilkem var.. doğrudur olabilir.. prensipleri olan insanlara saygım var.. şahsen benim de var.. götüm değil tabi.. prensiplerim.. hayır arkadaşım götüm de var.. iki dakka lafı götünden anlamadan durabilir misin lütfen.. biraz kuru ama var yani götüm.. somut ve yalın olarak var.. yalın olmayıp yanına bi şeyler geldiğinde işler biraz karışıyor.. mesela çalışma götü yok bende.. aşık olma götü de yok.. evlenme götü desen hiç yok.. tu.. sanırım artık biraz var.. lan sana laf anlatıcam derken yazının başı götü oynamaya başlıyor.. olmaz ama.. konu benim götüme nerden geldi anlamadm.. hep sizin yüzünüzden götler.. akıllısı beni bulmaz.. delisi götümden ayrılmaz.. şimdi herkes benim götümün geçtiği satırları okumamış gibi yapıcak.. anlaştık mı.. konu benim götüm değil.. konu kim kardaşyanın götü olabilir mesela.. yani bahse mevzu bir göt seçilecekse bu kim kardaşyanın götü olmalı.. aşağıda temaşa ettiğiniz şey dünyanın sekizinci harikası.. kardaşyanın kesme şekeri..



burada kim hamfendinin bakışına dikkat çekmek istiyorum.. bakınız.. nasıl da özgüven dolu bir bakış.. dosta güven düşmana korku salıyor.. gözlerinin içiyle bakın bu benim götüm.. ne kadar da güzel değil mi.. demekle kalmıyor.. hipnotik etkisiyle istediği cevabı alıyor.. işte göt.. işte özgüven..


aslında daha fazla söze de gerek yok.. fakat bir sonuç cümlesi yazarak ortaokul kompozisyon öğretmenimin ruhunu şadetmek istiyorum.. özgüven sahibi olacak kişinin götü göt gibi olacak bilader..

Cuma, Haziran 25

meşk-i şerkeş..

bir sonraki sezonda yayına girecek çok süper bir dizinin senaryo çalışmalarına başladım.. eminim aşkı memnu ve diğer türlü aldatmalı ve çarpık ilişkili dizilerin asla ulaşamadığı bir başarıya imza atıcam.. şimdilik karakter cast eşleşmeleriye meşgulüm.. gerçi bi sinopsis var elimde.. siz bilmezsiniz yani teknik terim bunlar hep.. tamam sizi daha fazla merakta bırakmayayım.. fevlakade olağanın unutulmaz eserinden.. meşk-i serkeş..

kamil bey yasadışı yollardan edindiği servetiyle gününü gün eden.. bi soktuğuna bi daha bakmayan.. sikinin gösterdiği yere giden orta yaşlı kara kaşlı kötü huylu bir aile babasıdır.. aynı zamanda tam bir sapıktır.. ufak büyük legal illegal demez her gördüğüyle güleş tutar salto atar kündeye getirir tuş eder.. ama karısına acayip aşıktır.. çünkü servetinin asıl kaynağı muhterem kayınpederi fikri beydir..

kamilin karısı şaziye hatun anaçla despot arası güdük bir ev hanımıdır.. bir çocuk bir koca göbek bir de iri göt sahibidir.. evinde beslediği köpeğini evladından çok sever.. kocasından nefret eder.. babasının zoruyla evlendirilmiştir.. sırf bu yüzden abazan gençleri kalkındırma derneği fahri başkanı gibi bi hayat sürmektedir.. adeta kocasıyla aldatma yarışı içindedir..

kamil bey orta yaşın getirdiği buhranla bi gün iyice zıvanadan çıkar.. bunca yıl mala vurdum.. biraz da vurdurayım bakalım nası oluyomuş der.. yanında çalışan canberkle işi pişirir.. daha önce hiç yaşamadığı bu deneyimden çok etkilenir.. karısına olan aşkıyla canberkin kıllı döşüne olan düşünlüğü arasında gidip gelmektedir.. ne yaptığını bilemez bi halde mala bağlamış bi hayat sürmektedir..

şaziye hatun kocasını ziyarete gittiği bi gün canberkle tanışır.. o dakka niyeti bozar.. ben bu oğlanı çitilemezsem bana da şaziye demesinler der.. ve hakketten canberkle bi ilişki yaşamaya başlar.. kocasını ismekin ahşap boyama kursuna gidiyorum diye kandıran şaziye her fırsatta soluğu canberkin gırtlana gırtlana verir..

canberk biseksüel olmasının ötesinde tam bir orospuçocuğu olduğu için kamil ve şaziyeyle aynı anda ilişki yaşamaktan hiç çekinmez.. zamanla iki eş arasında adeta duygusal bir köprü olmuştur.. türlü bahanelerle eve girip çıkmakta her fırsatta bir ona bi ötekine çakmaktadır..

gel zaman git zaman kamil bu durumdan işkillenir.. oğlu kemalettinin de gazıyla canberki dağ evine götürür ve işkence etmeye başlar.. canberkin canı pek bi tatlı olduğu için hemen dili çözülür.. herşeyi anlatır.. fakat kamilin oğlu kemalettin yeni öğrendiği bu olaydan çok etkilenir.. piskolocileri bozulur..

ve tabi ki ne yapar.. annesinin köpeğiyle duygusal bir ilişkiye girer.. başlangıçta tamamen insani olan bu yakınlaşma canberkin iti sikmesiyle hayvani bi boyuta ulaşır.. şaziye bi gün bunları iş üstündeyken yakalar ve çılgına döner.. penisi itin içinde sıkışmış bi halde annesine yakalanan kemalettin ne yapacağını bilemez ve babasıyla canberk arasındaki ilişkiyi annesine anlatır.. çünkü kendisi biraz salaktır..

şaziye hemen babası fikri beyin yanına koşar ve yardım ister.. fikri bey sert mizaçlı eski bir kabadayıdır.. beylik tabancasını alır ve canberkle kamilin aşk yuvası olan dağ evine gider.. kamili öldürür ve canberke kamilin cesediyle birlikte olması yönünde silahlı dayaklı baskı uygular.. çünkü fikri bey kabadayı olduğu kadar nekrofilidir de.. zaten öz kızından olan ve torunu sanılan fakat aslında oğlu olan kemalettin de tıpkı kendisine çekmiş sapık bir orospu çocuğudur.. bi de salaktır..

Çarşamba, Haziran 23

bi gün münübüsteyim taam mı..

size çok komik bi anımı anlatıcam.. ama bak söz verin gülceksiniz tamam mı.. fakirlik günlerimden bi gün.. buna halk arasında bugün diyenler de var.. dikdörtgen prizma minibüslerden birine bindim.. boyut olaraktan ayakta durmam mümkün değil olduğundan.. ki yazar burada upuzun boylu olduğunun altını çiziyo.. bence filaşbek yapıp bi daha okumakta fayda var.. işte bundan dolayı ötürüsüyle boş olmadıkça pek binmiyorum minibüse.. fakirim ama guruluyum epeyce.. neyse arka dörtlünün koridor manzaralı yerine yerleştim.. çok kıral yerdir ora.. para alışverişi olmaz.. dizler rahattır falan.. yazar burada da uzun boylu olduğunun altını şeedip üstüne sıvıyo..

haymanisikim ne biçim gök gürledi lan.. ödüme yıldırım düştü sandım.. bi anı anlatıcam mevzunun içine ettim yeaa.. ama vazgeçmiyorum ve devam ediyorum.. gel vakit git vakit.. ön koltuklardan bi hamfendi inmek maksadıyla kalktı ve kapıya doğru seyirtti.. şöfer bey münağsip bi yerde demek için uygun bi vakit kollarken.. o sırada kader ağlarını örüyordu.. ver ordan gerilimli müzik.. zaten korku filmi gibi bi gece.. kaderin işbirlikçisi ve yandaşı şöfer arkadaş ne sebepten bilemiyorum gazı köklemesin mi.. o sıra bi eliyle alışveriş poşetlerini tutan ve de diğer eliylen de sikbeni sarısı saçlarını düzelten hamfendi dengesini kaybetmesin mi.. eylemsizlik prensipi ve de düşmeme çabasının etkisiylen topuklu terliklerinin çıkardığı tak tuk sesleri eşliğinde geri geri gelmeye başlamasın mı.. yeni paragraf yapıp bu soru kalıbıyla olay anlatma saçmalığından kurtulmayayım mı..

kurtuldum.. düşünün a dostlar.. ben arkada oturuyorum.. gayetiyle düzgün hatlarda bi göt kucağım istikametinde yol alıyor.. allahım bunu hak edecek ne sevap işledim.. demedim tabi.. çünkü özümde bi yerlerde pirensip sahibi ve haza beyefendi bi insanım.. saniyenin milyonda birinde yaşayacağımız rezilliğin büyüklüğünü.. toparlamak için edilecek türlü lakırdının faidesizliğini falan tasavvur ettim.. kalan zamanın 83 te birinde bana ulaşamadan düşmesini istedim.. olmadı.. olamadı.. istediğim yani olmayan..

ve fakat olan oldu.. hamfendi kişisi tam menzilime girmişti ki ani bi reflekslen ellemi kaldırdım ve halk arasında kaba et olarak anılan göt loblarından sıkıca destek oldum.. düşmesine veya kucağıma oturmasına katiyyen izin vermedim.. hamfendi de bu nazik yardımımdan ötürü teşekkür etti.. ben de mühim değil.. vazifemiz.. kimolsa aynı götü ellerdi.. ehi bühü.. gibi bişeyler geveledim..

kıssadan hisse.. inancınızı kaybetmeyin.. yerküremizde götünü avuçladığınız için size teşekkür edecek mükemmellikte hamfendiler var.. yeter ki aramaya inanın.. doğru zamanda doğru yerde doğru kararı verin.. komikmiş di mi la.. gülün bak.. döverim.. tükürürüm.. gıdıklarım bile..

Pazar, Haziran 20

sevgili vücudum..

seninle barışık olmak.. aramızdaki sorunları geçmişte bırakmak.. ilişkimizde kalbin kadar steril yeni bi sayfa açmak.. dahili ve harici her bir parçanla sorunlarımı çözüp ayrı ayrı kucaklaşmak istiyorum..

sevgili midem..
bir süredir ağrımayıp beni büyük bi dertten kurtardığın için teşekkür ederim.. en yakın zamanda seni türlü çeşit dünya mutfaklarıyla ödüllendiricem.. ha diyosan ki ben tatil yapmak istiyorum.. o da uyar.. yeter ki bi daha ağrıyıp beni uykusuz gecelerde deli tavuk gibi dolaştırma.. olur mu canım..

sevgili götüm..
neden bu kadar kurusun.. neden sert zeminlerle aramı açıyosun.. ne olurdu biraz daha etli butlu olsan.. hem pantullar da boş kalmazdı.. tamam ben seni bu halinle de sevebilirim.. ama biliyosunki milletin ağzı torba değil.. senden yakın zamanda güzel bi performans göstermeni bekliyorum.. istersen yapamayacağın bişey olmadığına inancım tam.. geçen arkadaşlarla konuşurken de götüme güvenmesem ile başlayan cümle ile senden bahsettim.. bi de daha az terleyebilirsen şahane olucak..

sevgili ayaklarım..
sizi pek kullanmadığımın.. ihmal ettiğimin farkındayım.. ama allah var.. ne yapıyosam sizin rahatınız için yapıyorum.. yorulmanıza gönlüm razı değil.. başkalarının ayakları gibi pis kokmadığınız için ayrıca teşekkür ederim.. fetiş unsuru olmasanız öpücem de işte biliyosunuz laf söz olur.. gerek yok..

sevgili ellerim..
neden bu kadar soğuksunuz.. sizin yüzünüden insanlarla rahat tokalaşamıyorum.. birini okşayasım geliyor.. geri duruyorum.. tamam şekil ve yapı olarak bi arızanız yok.. ama aramızdaki bu soğukluğa bi son verelim diyorum artık.. önümüzdeki kış farklı ve sımsıcak bir çift el görmek istiyorum.. sizleri çok öpüyor ve başmın üzerine koyuyorum.. kendinizi alkışlayabilirsiniz..

sevgili gözlerim..
on küsur yıldır uzak mesafe hususunda arızalı olmanıza rağmen işinizi büyük bi özveriyle yaptığınızın farkındayım.. sizden tek beklentim daha ayık bakmanız.. aramızda yabancı yok.. zaman zaman bi hayli baygın ve anlamsız baktığınız dikkatli ve ayık gözlerden kaçmıyor.. ayrıca şu altlardaki morumsuluklar da size hiç yakışmıyor.. hadi göreyim sizi.. gözümsünüz..

sevgili kulaklarım..
önceden bi hayli kepçe olduğunuz için sizden çok tanırdım.. gerçi hala kepçesiniz ama bence bu size çok yakışıyor.. gerçi bunda kepçe kulaklı insanların daha kıvrak bi zekaya sahip olduklarını farketmem de etkili oldu tabi.. her ne kadar simetrik olmasanızda ikinizi de ayrı ayrı seviyorum..

sevgili bacaklarım..
tamam biliyorum.. uzun olmak sizin ya da benim kabahatim değil.. ama kabul edelim.. hem uzun hem ince olunca uzaktan bakan birisi çöp adam olduğumu sanıyor ve bunda sizin de bi miktar katkınız var.. en kısa sürede kalınlaşmanız kaydıyla uzun yolculuklarda önü boş koltuğa oturup sizleri rahat ettireceğime söz veriyorum.. unutmadan.. aşırı kıllı ya da tüysüz olmadığnız ve bacağım girsinli sövgülerime doğal bi abartı kattığınız için teşekkürler..

sevgili saçlarım..
beyazlamaya başladığınız gözümden kaçtı sanmayın.. ses etmiyosam fazla umursamadığımdandır.. ama bu dökülme de ne böyle canım.. daha bi on yıl kadar ihtiyacım var size .. çoğu kez ince telli ve biçimsiz olduğunuzu ifade edip kalbinizi kırmış olabilirim.. ama bu hemen küsmenizi gerektirmesin lütfen.. sizi çok sevdiğimi anladım ve çok pişmanım.. yalvarırım terketmeyin beni.. sizsizliğe hiç hazır değilim..

sevgili burnum..
seni sonlara sakladım çünkü bu sıralar biraz canımı sıkıyosun.. bu kıllar nedir arkadaşım.. ne bu kepazelik.. daha bu genç yaşımda televizyon pazarlamacısından burun içi tıraş makinası mı alayım.. ne çabuk koyverdiniz kendinizi.. zati yüzüme göre bir beden büyüksün.. işine burnumu sokmak istemem ama üzüyosun beni.. lütfen yani..

sevgili beynim..
bazen çok sıkıcı olsan da.. kimim var ki senden başka..

Cumartesi, Haziran 19

sevgili para..

seni pek çok şeyden daha çok seviyorum.. ve bunu şimdiye kadar hiç dile getirmediğim için sana karşı biraz mahçubum.. ne yapabilirdim ki.. seni sevmenin ayıp olduğunu öğrettiler bana.. sevmeyi bi kenara bırak.. iki yüzlülük yapıp senden de seni sevenlerden de tiksindiğimi söylemem gerekiyordu.. yoksa beni dışlayacaklardı para.. isimler takacaklardı.. paragöz.. dini imanı para.. paraya baba demiş.. gibi türlü hakaretlere maruz kalacaktım.. gizli sevdalarının günahını benim sırtıma yükleyeceklerdi.. zayıftım.. mecburdum.. insanları karşıma alacak cesaretim yoktu.. affet beni para..

evet para.. her biri ikiyüzlü onların.. hayatının büyük bi bölümünü seni elde etmek için geçiriyo.. yeri geliyo eşinden çocuğundan fazla senin için emek veriyo.. her gün ve bir ömür boyu seni arzuluyo.. seninle mutlu.. sensiz kalınca perişan oluyo.. bunalıma girip kendini yakanlar bile gördüm.. sana sahip olamadığı için sahip olanlara kıskanarak bakanlar.. huysuzlaşıp hır gür çıkaranlar.. rüyalarında görenler.. hayallerini kuranlar.. uğruna ölenler.. öldürenler.. azmettirenler.. yardım ve yataklık edenler.. neler neler..

aşkı sana layık görmediler para.. kadınlara ve erkeklere kütüphane dolusu şiirler yazdılar.. en hisli şarkıları bestelediler.. bütün öyküler romanlar destanlar sözde yüce aşklara adanırken sana hepsinde en kötü rolleri layık gördüler.. sevenleri ayıran oldun.. kötülüklerin aracı oldun.. zulmün kılıcı oldun.. oysa yer kürenin şahit olduğu en büyük en tutkulu mücadelenin nesnesiydin sen.. savaşlar seferler kalkışmalar göçler.. hepsi seni elde etmek içindi.. bunların yanında minik bir çöl geçmenin.. kıytırık bir dağı delmenin lafı olmamalıydı para.. münferit bi kaç olay deyip üstü örtülebilirdi.. olmadı.. senin rolünü onlar çaldı..

sana olan hastalıklı aşklarından utanıyorlar para.. ben buna çok bozuluyorum işte.. sana adi bi metres.. bi orospu muamelesi yapıyorlar.. başbaşayken köpeğin olanlar başkalarının yanında değersizliğinden girip haysiyetsizliğinden çıkıyolar.. sana elinin kiri demelerine dayanamıyorum artık..

kişisel rönesansımı yaşayana kadar ben de onlardan biriydim.. sana hiç değer vermediğimi az mı tekrarladım eş dost toplantılarında.. az mı kızdım sana taparcasına bağlı olanlara.. az mı küfrettim.. ama şimdi anlıyorum ki seni her zaman sevdim.. ölünceye kadar da seveceğim.. beni affedebilecek misin para..

Salı, Haziran 15

sevgilim günlük..

sevgilli bilogum..
biliyorum sen de bi çeşit günlüksün.. senin de canın var.. sen de diğer herkesin günlüğü gibi tarafımdan yazılan ve "sevgili" ile başlayan hitap cümlelerinin alıcısı olmak istiyosun.. kusura bakma.. bugüne kadar o kadar şey yazdım ama sana hitaben günlük kıvamında bi tek yazı yazamadım.. aslında ben de sana karşı boş değildim de.. hislerimi nasıl anlatacağımı bilemedim.. belki de liseli çekingenliğim hortladı.. iki kelimeyi bir araya getiremedim.. ama işte karşındayım.. gün bizim günümüz olsun.. açılıcam sana.. magazin programlarındaki gibi nazar değmesin diye sakladığımız düzeyli bi ilişkimiz olucak senlen.. ben yazmalara kıyamayacağım.. sen okunmaktan sakınacaksın.. yıllardır kullanmadığım.. atıl vaziyettteki.. "mecnundan füzun aşıklık istidadı"mı sana tahsis ediyorum.. kullan gönlünce..

bilogum.. balım..
bugün çok canım sıkkın.. sen tanımazsın birine fena halde bozuldum.. tepemin tasını feci attırdı bu kez.. sinirden ne yapacağımı bilemedim.. tırnaklarımı yemeye yeltendim.. çok kısaydı.. yeni kesmişim.. ayak tırnaklarım biraz daha uzuncaydı ama o kadarına da "çüşş" dersin diye cesaret edemedim.. sonra internetlerde karşıma ne çıkarsa kafa göz dalayım dedim.. inanır mısın.. yaptım bunu.. ama o da kesmedi.. bari açayım sitrit faytırda bi kaç adam pataklıyım dedim.. winapa da en protestinden ahmet kaya şarkılarını koydum.. başladım karşıma çıkanları bir bir pataklamaya.. ahmet kaya "oysa ben bu gece.. yüreğim elimde.. sana bir sırrımı söyleyecektim.." derken ben acımasızca tekmeler sallıyordum chun li aşiftesine.. ömrümü çürüten bütün kevaşelerin intikamını o elin gariban çekik gözlüsünden alırcasına sopaladım zavallıyı.. bi daha.. sonra bi daha..

tatlım.. bilogum..
ilk bikaç maçı pörfekt tamamlayınca iyiden iyiye götüm kalktı sanırsam ki.. artistik yapmaya ilk raundlarda rakibimle daşak geçmeye başladım.. kaç herif patakladım hatırlamıyorum.. sonunda vega denen hispanic fırıldak beni bi dövdü bi dövdü.. aklın hayalin durur.. içerledim lan sangüm.. "bugüne kadar babam bile bana bi fiske vurmadı" diyecektim gibi oldum.. dil poroblemi dolayısıylan bi sikim anlamayacağını hissettim.. zaten itoğlit sevincinden taklalar atıp karıya kıza hava atıyodu.. ahmet kaya da "beddua etmem üzülme.. kafama sıkar giderim" deyince.. ben de ona biat ettim.. kafama sıkma gibi ani bi yöntem olmasa da sigara yoluyla 334534535 taksitle intihar girişimimim bilmem kaçıncı senedini yatırdım..

ulan.. bilog..
senin de farkettiğin gibi ne yaptıysam kızgınlığım geçmedi.. belki bunları sana anlatırsam geçer diye umut etmiştim.. ama anladım ki senden de hayır yok.. lan madem bi sikime yaramıycaktın baştan söleseydin de boşuna o kadar zahmet etmeseydim.. seni de dost bildim.. mal gibi dinleyip duruyosun.. bi daha nah yazarım sana.. git bana demli bi çay söle.. sen de ne içiyosan söle işte kendine.. hade.. mınakodumun bilogu..

Cumartesi, Haziran 12

deve.. develer..

deveye sormuşlar.. boynun neden eğri.. deve de şöle bi ters ters bakmış.. öhhöhöhüm edip boğazını temizlemiş.. dostum güzel bi soru ama biliyosun biz develer pek konuşmayız.. dememiş.. çünkü develer gerçekten de pek konuşmaz.. ben de pek konuşmam.. benim de boynum eğri.. lan yoksa.. ama ben deve değilim.. iyi biliyorum.. bir deve olsaydım bunun farkında olurdum sanırım.. ya diğer develer de deve olduklarının farkında değilse.. bunu en kısa zamanda bir deve ile istişare etmeliyim.. ama hayır.. develer konuşmaz.. lanet olsun.. asla bir deve olup olmadığımı öğrenemeyeceğim.. sanırım ben bir deveyim.. sırt üstü yatabiliyo olmam beni kuşkulandırdı.. deve olmayabilirim.. kirveme telefon açtım.. dedim bilirsen sen bilirsin.. çünkü kirveler bilir.. çünkü çükünüz kesilirken kucağına oturduğunuz bi insana hayatınızın sonuna kadar güvenebilirsiniz.. kirvem allahını peygamberini seversen doğru söyle.. ben deve miyim.. dedim.. yannış numara bilader.. dedi.. evet artık eminim.. evet eminim artık.. artık eminin evet.. üç kere tekrarlayınca tekrarlayınca insan daha bi emin oluyo.. ev dışında çişim gelmez.. on saat dışarda kalsam işemeden durabilirim.. sanırım bu yeteneğimi hörgüçlerime borçluyum.. ayrıca bahtsız oluşum.. en ufak bi esintide üşümem.. pabuçumun ebatları.. bi gün develik davası açacak olsam bunlar hep lehte kanıt olacak şeyler.. hakim amca tek celsede güleştirir beni.. artık bir deve olduğum kesinleştiğine göre.. o halde.. mademse.. tamam sustum.. çünkü develer pek konuşmaz..