Pazartesi, Ağustos 30

kim o..

o işte.. onun için çok üzülüyorum.. hani şu üçüncü tekil şahıs olan o.. yannızlıktan müebbet yemiş olan o.. üç kişinin katıldığı yarışta ancak üçüncü olabilmiş olan o.. bir yarışta ikinciyi geçen kaçıncı olur sorusunun talihsiz ve isimsiz muhatabı olan o.. önemli olan katılmaktı tesellileriyle avutulan o.. canlı mı cansız mı insan mı hayvan mı dişi mi erkek mi hırlı mı hırsız mı belli olmayan o.. dedikodu oklarının potansiyel hedef tahtası olan o.. iki nokta arasındaki en kestirme çizgiyle alakası olmayan o.. senli benli kaynaşmaların hariçten gazel okuyanı olan o.. ikili mücadellerde kısmetine bok yemek düşen o.. şekli itibarıyle harf mi rakam mı olduğu bile tartışmalı olan o.. baş ve işaret parmaklarının birleştirilmesi suretiyle gösterildiğinde ibneliğe işaret eden o.. tombalak görünümüyle piknik tip sempatikliğinden başka bi varlığı olmayan o.. çevresinin genişliğiyle övününen ama hacminin olmadığını bile bilmeyen o.. üçüncü kişi olduğu halde üçüncü boyutla uzaktan yakından alakası olmayan o.. pi sayısının en haneli halini bilen ama kendi çapının farkında olmayan o.. bağlamını bulup hafiften uzatılarak söylendiğinde kendi şaşkınlığına bakmadan şaşkınlık ifade etme çabaları gösteren o.. hayatındaki en büyük başarısı oksijenin sembolü olmak olan o.. en takısız eylemlerin üstlenicisi olan o.. ötelendikçe ötekileşen o.. senden benden fırsat bulup kendini gösteremeyen o..
kim mi o.. bak gösteriyorum.. o işte..

Salı, Ağustos 24

araknafobia..

teknoloji insanı fareli köyün kavalcısı gibi peşine takmış bir bilinmeze doğru sürüklüyor.. kavalın sesi o kadar büyüleyici ki.. arada durup düşünsek bile zombileşmiş alıklar ordusu gibi uygun adım ilerlemeye devam ediyoruz o bilinmeze doğru..

"bindik bir alamete.. gedoyoz kıyamete amaniin.."

sanal ve gerçek arasındaki çizgi.. o çizgi her gün biraz daha incelse de hala var.. neyse ki var.. ama yakın bir zamanda kaybolacak.. nasıl bi hayatı yaşadığımıza bir bakın.. çalışmadığımız ve uyumadığımız zamanların ne kadarını alıyor sanal gerçeklik.. hem de bu görece ilkel haliyle.. bi de bunun daha da geliştiğini.. ne biliyim koku veya duygu transferinin de eklendiğini düşünün.. ya da her yerden zahmetsizce ulaşılabilir olduğunu.. allahım korkuyorum.. oksijen maskesi olmadan nefes alamamak gibi bişey bu.. düşünün.. bilgisayara bağlı süren bir yaşam.. yoğun bakım gibi.. yaşam destek ünitesi gibi.. fişini çektiğinizde hayat bitecek.. kokmakta haksız mıyım..

"o maskeli balo ve onun sahte yüzleri.."

hele ki sahteyle gerçeğin bu kadar iç içe geçmesi.. benim diyen babayiğidin pirinci taşından ayıklayamayacak kadar algı kanseri olması da eklenince korkum bir kat daha artıyor.. hem bu karşımın ne kadarının pirinç ne kadarının taş olduğunu bilmek de olanaksız.. belki de sadece kaşık değil pirinç de yok.. sanırım şimdi matrixi yazanın nasıl bir ruh halinden geçtiğini biraz daha anlıyorum.. evet bu iş karakola biter.. illaki bi hır gür çıkacak.. bize hissettirmeden bu kadar kontrolü altına alabilen ikinci bir tehdit daha göremedik adem babadan bu güne.. üçüncü dünya savaşı çoktan başladı aslında.. bu savaş sanıldığı gibi makinalar ve insanlar arasında ama sanıldığının aksine insanlığın topyekun olarak kaltıldığı bir savaş değil.. her birey için ayrı bir cephe açılıyor ve maalesef her cephede insanoğlu ya kaçıyor ya da kaybediyor bu savaşta.. üstelik tam olarak neyle savaştığını bile bilmeden.. kaybetmenin bedeli ömür boyu esaret.. hafifleştirilmiş müebbet hapis yani.. çünkü kaybeden ne ne kaybettiğinin farkında ne de bunun sonucunda esaret altına alındığının.. çünkü düşman ilk zaferini algıyı esir alarak ilan ediyor.. avını yemeye başlamadan önce uyuşturan bir zehirli örümcek gibi.. evet tam da bi örümcek gibi.. "ağ"ını sabırla kurmuş ve bir sonraki avını bekliyor.. düşününce "world wide web" ve "net" gibi kavramlar daha bi anlamlı geldi sanki..

"yalan dünya.. herşey bomboş.. yolcu sarhoş.. hancı sarhoş.."

Cumartesi, Ağustos 21

foto..


misal vesikalık foto.. bi kere adında hayır yok.. vesika dedin miydi benim aklıma ilkin eski türk filimlerinde kadınlara verilen para karşılığı sevişme ruhsatı mahiyetindeki vesika geliyor.. gerginlik daha o dakika başlıyor yani..

daha önce çekilen yüz fotrafından doksanı bok gibi çıkan bi deneyim insanı olaraktan fotraftaki o ciddi görünüşün altında nasıl kaygıyla kıvranan bir ruh halinde olduğumu sanırım siz de tahmin edersiniz.. tümceyi fazla karışık bulanlar veya derdimi anlamayanlar için altyazı geçiyorum..

"lan gene erdal inönü gibi çıkacam kesin.. baksana herif hiç de özen göstermiyo.. gülümsesem mi lan.. bari gözüm kapalı çıkmasa.. aha patladı kodumun filaşı"..

emin olun aklında bu türden bin türlü edişe taşıyan birinin gülmesinden de pek bi sonuç alınmıyo.. o bok gibi çıkan 90 fotoğrafın bi çoğu gülümseme çabaarıyla o hale gelmişti.. anca fotoğrafçıya benim yerime başkasını sokmam lazım ki sonuç değişsin..

bütün mahalleli fotoğrafçının kravatıyla resim çekindiğimiz günlerden bugüne değin geçen zamanda fotojenik olmadığım tesellileri de kesmedi ve gerçek bi hesaplaşmanın vakti geldi.. başımı iki elimin orta yerine aldım.. kendi kendime bu işi çözeceğime dair söz verdim.. fotraflara baktım bi önce.. sonra bi de aynaya.. ya ayna yalan söylüyodu.. ya da fotolar.. anlamanın bi yolu vardı.. üçüncü kişiler.. yanisi ben birinci kişi oluyorum.. aynadaki arkadaş ikinci kişi.. üçüncü de sen falan işte.. bir iki sordum.. abi bu foto bana ne kadar benziyo.. iki popüler cevap aldım.. aynısının tıpkısı.. ve tıpkısının aynısı.. işte o gün küstüm o yalancı şerefsiz aynalara.. yıllarca kandırdılar beni.. işte o gün barıştım kendimle.. dedim.. abi malzeme bu.. ister beğen ister beğenme.. bununla idare ediceksin..

Çarşamba, Ağustos 18

afedersiniz..

hiç saydınız mı.. ne kadar da çok insan var.. tüket tüket bitmiyor.. sayabileceğimden çok.. tanıyabileceğimden çok çok.. tüketebileceğimden çok çok çok fazla..

varolduğunuz için sağolun.. ama ben almıyım.. bu kadarına ihtiyacım yok.. tamamınıza yakınınız fuzuli.. şimdiye kadarki gayretinizi takdir ediyorum lakin bence artık üremeseniz de olur.. varolan insan rezerviyle bi kaç bin ömür idare edebilirim..

bundan öte doğan her çocuk israftır.. hatta hazırda hayatta olanların yüzde bir çoku da.. evrenimin merkezinden yaptığım son hesaplamaya göre gereksinim duyduğum insan sayısı 43.. bir de ben.. etti 44.. dünya 6 milyar insan için çok küçük.. şimdi sizden bir ricam var.. koltuklarınızı dik konuma getirin ve ölün..

beni dinlediğiniz için teşekkür ederim..

Pazartesi, Ağustos 16

kedili yazı..

vay anasının ebesi.. lan kediler de hapşuruyomuş meğersem.. garip olan bunu 30 yaşında öğremiş ya da farketmiş olmam.. bi de hapşururken çok şapşal görünüyolar.. gülmekten çok yaşa bile diyemedim.. ayıp oldu biraz.. ama olsun.. o da ağzını kapamamıştı.. sanırsam öle görgü kurallarına falan pek takılmıyo .. bohem bi tavrı vardı pisiciğin.. dünya şeysinde değildi.. imrendim..

seviyorum lan kedileri.. ama pilatonik bi aşk bu.. sevgimi belli edemiyorum pek.. uzaktan uzaktan.. ayağımın ucuyla faln.. tam sevgi de değil aslında.. sempatizanlarıyım sadece.. galiba köpeklere olan husumetimin de etkisi var bu yakınlaşmada.. çünkü köpeklerden ne kadar nefret ediyosam kedileri de tam o kadar seviyorum.. ne eksik ne de fazla.. düşmanımın düşmanı dostumdur hesağbı..

hakaretvari imalarla nankör diyolar ya pisiklere.. ben öle düşünmüyorum.. hayır nankör olabilirler ama ben bunun hakaret değil iltifat olduğunu düşünüyorum.. itolitler gibi yalak değiller.. karakterli hayvanlar vesselam.. gerek iç politikalarında gerekse dış ilişkilerinde azami bağımsızlar.. zaten britani gavurları da kedi deyince "nankör" yerine "independent" sıfatını uygun görüyorlar.. köpek gibi değiller mesela.. sahiplerini her gün bilmem kaç saat yürüt işet sıçırt gibi sorumluluklardan muaf tutuyorlar..

kedim yok.. hiç olmadı.. muhtemelen hiç olmayacak.. bu konuda neden bu kadar zırvaladığım hususunda kafalarda bi şüphe kalsın istemem.. peki nedir.. şudur.. karılar seviyo böle muhabbetleri olum.. ondan şeyettim..
bitti..

Cumartesi, Ağustos 14

içimdeki ergen..

meğersem ben ergenliğini yaşamadan büyümüş bi herifmişim.. bak çocukluk hususunda pek bi sorun yok.. sobalı evde büyümek olsun.. ayaklarımı ve kollarımı açarak kapıya tırmanmak olsun.. kara şimşek başladığında eve koşmak olsun.. kayahana bir aslan miyav dedi şarkısında eşlik etmek olsun.. ne gerekiyorsa hepsini ve daha fazlasını ortalama yaşıtlarım kadar yaşadım.. gayet iyi hatırlıyorum..

sonra bir baktım ki herif olmuşum.. arada önemli bi basamak eksik.. ne bir ana babaya asi gelmek var.. ne kimselerin beni anlamadığını düşünmek zamanları.. saplantılı olsun imkansız platonik olsun kayda değer arızalı bi aşk yaşanmışlığı hakeza yok.. şekil şemal itibarıyla özentili akımlara kapılıp maymuna dönme pahasına marjinalleşme çabasını geçtim.. isteği bile olmadı.. lan amerikan traşı dahi olmadım ben.. onlu yaşlarımdaki kılık kıyafetim düşünüyorum.. şimdi neyse aynısının yüzde otuz-kırk daha kısa olanları.. kilom zaten pi sayısından daha sabit.. o vakit neyse hala o..

lakin bu ergenlik ölmeden önce yaşanılması gerekli bi naneymiş ki ben de gecikmiş de olsa bi takım dangalaklıklar baş gösterdi.. hayata ve getirdiklerine karşı "hoca bana kafayı taktı.." mısraı meşhurundaki baş rol oyuncusu meçhul öğretmen gibiyim.. bulduğum her fırsatta "gel tahtaya.. cevap ver bakalım.. varoluşunun maksadı nedir.. ne değildir.." gibisinden kazık sorular soruyorum hayata.. aldığım cevapların çarpraz kur hesabıyla türk lirasında bulduğu değer beş paraya bile denk gelmiyor.. altının onsu bu duruma arka sıralardan pis pis sırıtıyor.. ve bu hayatımın hiç hoşuna gitmiyor.. sonuç her seferinde sıfır eşliğinde çökertme eylemi.. rezilllik yanında promosyon..

ha bi de.. ensemde çıkan bi kaç sivilce acayip canımı sıkıyor.. ergen kokulu pis ve kindar bi ergenin ahını almış olabileceğimden fena halde şüpheleniyorum.. fenalığın derecesi eminliğe kadar uzanıyor..

Pazartesi, Ağustos 9

güldürmeyeceksin..

ağustos böceği haşaratını bilirsiniz.. karıncayla bi mevzusunun olduğu masalı da var hani.. sıcaktan uyuyamadığımız gecelerde carcarcar kafa siken bi eklembacaklı işte.. bu geveze böcüün erkek olanları 12 yıl toprak altında larva olarak kaldıktan sonra gözünü açtığı dünyada sırf bi manita yapabilmek uğruna bir aylık ömrü boyunca bütün gece carcar ötüyo ya.. çok acıklı bişey lan bu.. ibret almak isteyen erkekler için kitap dolusu nasihate eşdeğer bir hikaye aynı zamanda..

kadınlar kendilerni güldüren erkeklerden hoşlanırmış.. pehh.. hiç alakası yok.. kadınlar asıl analarını ağlatan erkeklere tapar.. komik olana güler gülmesine de.. güler geçer işte.. zaten o söz de tipsiz parasız ve eksik girişimciliği olan erkekler için söylenmiş bence.. ama pratikte kısmen geçerli olduğunu gören biz erkek sefilleri testosteronumuzdan aldığımız güçle yaldır yaldır komiklik yapıcaz derken ağustos böcüğünden beter bi hale düştüğümüzü çok geç fark ediyoruz.. komik olucam derken komik duruma düşmek dersem biraz daha eli yüzü düzgün bi cümle olur..

şu an elinize verdiğim bir son dakika kararına göre bundan sonra komik olmak için çaba göstermeyeceğime mouseum ve klavyem üzerine yemin ediyorum.. tek bi kadına tek bi temel fıkrası bile anlatırsam iki gözüm önüme aksın.. yeter la.. alemin palyançosu ben miyim.. kadın milletine güldürme borcum olduğuna dair bi senet mi imzaladım.. imzaladımsa da ödemiyorum lan.. var mı ötesi.. oh be..

ha olur da gene mizahi bi takım mevzulara girersem bilmenizi isterim ki bunun kadınlarla bi ilgisi yoktur.. bu arada yanlış anlaşılmaları engelleme notu olarak -erkeklerle hiç mi hiç alakası yoktur- demek ve olanca homofobimi gözler önüne sermek durumundayım.. zaten belirli bi düşünsel olgunluğa erişen bir erkek her şeyden önce kendisi için komiklik yapar..

son olarak bana bu kişisel aydınlanma fırsatını sunan sevgili ağustos böceği biladerime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.. umarım bu yazımı o da okur da yolcusu olduğu yannıştan geri adım atar.. gözünü seviyim biladerim.. az kuğl ol yeaa.. az biraz ağır ol.. yemin ediyorum çıkardığın ses kendi kafanı şişirdiğine değmez.. ayrıca o masaldaki karınca da çok şerefsizmiş he.. hiç sanattan müzikten falan anlamıyomuş.. amına kodumun pinti varyemezi.. had öptüm antenlerinden..

Cumartesi, Ağustos 7

biraz sıcak mı ne..

aslına bakarsanız bi süredir aklımdaydı.. bu kış hiç kar tatili yapamamış olmam bana koymadı değil.. ama doğalgaz faturasının az geliyo olmasından dolayı pek ses çıkarmıyodum.. lakin bilader bugün kati kanaat getirdim.. bu iş ciddi.. o nasıl bi sıcaktır öle.. ecnebi hamfendilerin tenasül uzvu gibi yanıyo ortalıklar..

vaktiyle.. amerika atmosferi kirletsin ben de burda onlar dünyanın keyfini sürmeye devam etsin diye bi tarafımı yırtayım diyerekten bu küresel ısınma işlerini pek iplemiyordum.. gördüm ki bu iş böle gitmez.. hani önceden bana dokunmayan bi yılan vardı ya.. hah işte.. o şerefsiz bugün bana da tısladı.. burdan tüm insanlığa bi çağrıda bulunmak istiyorum..

lan oğlum.. itliğin lüzumu yok.. akıllı olun.. bakın durum ciddi bilader.. çok feci oldum lan bugün.. bayılcak gibiydim.. şimdi de öle gerçi ama mağarama girdiğim için pek hissetmiyorum.. sadece ben de değil.. elimize ulaşan son bilgilere göre.. şu an itibariyle millet sıcaklardan sevişemiyormuş bile.. neyse ki öle bi problemim yok.. saplığım sağolsun.. hadi bakalım.. gözümsünüz.. ne gerekiyosa yapalım..



yannız şunu farkettim.. bu küresel ısınma konusunda pek bişey bilmiyomuşum.. şunları yapın bunları yapmayın demeye yeltenir gibi oldum.. ama baktım database bomboş.. bi gidip araştırayım..

beş dakka sonra..

küresel ısınmayla ilgili şöle bi bakındım geldim.. atmosferin karbondioksit ve diğer gazlarla kirletilmesi ve sera etkisi gibi şeyler hakkında hemmen uzman oldum.. neyse lafı uzatmadan neler yapmamız gerektiğini listeliyorum.. çıkarın kalemleri bi yere not alın..

* aman diyorum.. duyarlı olun..
* kaynaklarımızı idareli kullanalım.. israf etmeyelim..
* tıraş olurken diş fırçalarken falan musluğu kapatalım..
* ekonomik ampuller kullanalım..
* araba kullanırken kalkışta pati çekmeyelim.. bayır aşşa giderken fitesi boşa atalım..
* it gibi soluk alıp verip havayı kirletmeyelim..
* havayı kirletenlere gördüğümüz yerde küfredelim.. küfretmeyenleri uyaralım.. iplemezlerse onlara da küfredelim.. gerekirse tükürüp kaçalım..
* bitkiler ışık olmadığında karbondioksit ürettikleri için.. geceleri bi el feneri alıp ağaçlara tutalım..
* zorunlu haller dışında araç kullanmayalım.. evde oturup internet manyağı olım..
* yemek falan da yapmayalım.. sıcakta yenmiyo zaten karpuzdu yoğurttu öle idare edelim..
* birer yelpaze alıp yerküremizi yelleyelim.. serinesin yavcucak..
* öeaaa.. bi de.. sevelim sevilelim.. dünya kimseye kalmaz..

bu yazıyı bi mülyon kişiye göndermeyen kendi terinde boğulsun..