Salı, Aralık 6

allaan kobayı..

çok huzursuzum be hüstın.. huzursuzluktan antin kuntin şeyler resmi geçit yapıyo aklımdan.. birinin projesi olmaya taktım bu aralar.. filmi de vardı bunun.. jim carreyli.. şu sıralar farkettim diyemesem de işkilleniyorum bundan.. ya öyleyse.. ya bu şehir bu insanlar hepsi benim üzerimde deney yapmak için tezgahlanmış büyük bi projenin birer parsiyonuysa.. gel sen buna yaratılış teorisi de.. başka isim bul.. ya da üzerinde türlü planlar yapıp seni tavlayan profesyonel bi çapkının kurbanı ol.. ana babanın seni karakterini dünyaya bakışını şekillendirmesinden gir mevzuya.. medyanın oyuncağı olmaya uğra ordan.. toplumun rüzgarına kapılıp düşünmeden yaşadığın anları düşün.. var yani.. elli türlü örneği var.. labiretine sadık minik şaşkın kaybolmuş kobay faresi..

bi taraftan kendini evrenin merkezine koymak ve abartılı önemli görmekle sonuçlanırken diğer taraftan acziyetini edilgenliğini ve ben dediğin artık her neyse onun derme çatma toplama bişey olduğunu görmek çelişkili.. adamı manyak eder usta.. işte böle şeyler düşüne düşüne kayışı koparıyo insanlar.. deneyi sabote eden fare olur mu hiç.. olabiliyo.. bak adama.. şu norveçteki eleman.. isveç de olabilir.. kafa sünger çünkü şu anda tam bilemiyorum.. adam yüklendi cephaneliği koca adayı kurşuna dizdi.. tatar ramazanlar bi tek bizden çıkmıyo.. ama tabi bana uymuyo pek öyle eylemli şeyler.. benim adım yatar ramazan ulan.. ben bu oyunu oynarım.. günüm gelince de geberip giderim.. bana ne len tarihi değiştirmekten falan.. zaten sıkıcı bi ders.. ha fırsatım olsa mesela coğrafyayı değiştirebilirdim.. alırım istanbulu biraz ekvatora doğru çekerim.. ne lan bu doğalgaz faturası.. iki derece ısınıcaz diye yaktığımız paraya bak.. evet.. ne diyodum ben.. öyle işte.. anladınız siz.. peki.. şimdi.. çıkarın pastel boyalarınızı.. bu konuyu anlatan resim yapıyoruz..

Çarşamba, Ekim 5

bir varmış.. bir yokmuş..

bundan tam 33 yıl önce sonradan pişman olacağım çok büyük bi hata yaptım.. doğdum amına koyim.. tabi bebek aklıyla verilen bazı kararlar çok isabetli olmayabiliyor.. gerçi bi takım olaylar benim dışımda gelişti.. şimdi o olayların ayrıntısına girmek istemiyorum.. neticede yıllardır ana baba dediğim insanlar.. hoş olmaz.. aslında biliyo musunuz.. ilk zamanlar o kadar da kötü değildi.. acıkınca ağzına memeyi tıkıyolar.. çiğnemene bile gerek yok.. hop midende.. olum sıçmak için bile zahmete girmiyosun.. var mı ötesi.. bebeklik sultanıkmış.. en acı tarafı da hayatının bu en tatlı dönemlerine dair hiç bişey hatırlamıyosun.. sonra mı.. sonrası boka sarıyor.. ergenlik gençlik.. zart zurt.. hele yaşlılık nedir abi.. önlere iyileri koyuyorlar.. arkadan çürük çarık ne varsa iteliyorlar.. şu hayatı tersten yaşayan adamın filmini bilirsiniz.. benjamin buton mı ne.. şanslı piç.. hiç olmazsa kötüden başlayıp iyiye doğru gidiyor.. belki de olası tek mutlu son onunki.. ve ne kadar acı ki olanaksız..

her neyse.. olmayasılıkları bi tarafa bırakalım da.. aranızda burada ne yaptığınızı bilen var mı.. burada derken hayattan bahsediyorum.. o kadar temel sorular cevapsız ki insanın başka soru sorası gelmiyor.. varoluş gibi soru cevapsızken kahvene krema isteyip istemediğinin ne önemi var.. fakat hayat bize istediğimiz sorudan başlama şansını vermiyor.. gerçekten ne bok yemeye geldik lan dünyaya.. bi anlam bi amaç bi açıklama yok mu.. vardı.. söylemesi ayıp ben önceden baya dindar bi insandım.. bazen boynunuzdaki ipi hissedebilmek için ayağınızın altındaki tabureyi devirmeniz gerekiyor.. fazla kurcalamadığınız sürece din şahane bişey.. her soruya bi cevap var.. kurcalarsanız fecaat.. bi süre yamalarla idare ettim.. sonra yamalardan kumaşı göremez oldum.. sonra bi süre aklımın sınırlı ve fakat anlamaya çalıştığım şeylerin sınırsız olmasıyla avuttum kendisimi.. fakat anlamaya çalışmadan da duramadım.. bu elimde olan bişey değil.. düşüncenin dizginlenmesi mümkün değil.. durmadan düşündüğümüz için düşünmeden duramayız.. atomu parçalamayı geç.. parçalanmış atomu japonla yapıştırmaya çalışmaktan bile zor.. beni tanıyanlar bilir.. zora gelmem.. gelmedim de.. aklıma ne geliyorsa onu düşündüm.. bazılarını yazıyorum.. kalıyor.. bi çoğu nerden geldiyse oraya uçup gidiyor.. yani diyorum ki yazmadığım zamanlarda bi bakıma yokum..

siz hiç yok olmayı düşlediniz mi.. ben düşledim.. ilk aklıma gelen şey karanlıktı.. ışık yok.. sonra ses.. o da yok.. üzerimdeki kıyafetler ve bana temas eden ne varsa.. onlar da yok.. yerçekimi ve sıcaklık.. yok.. ciğerlerime çektiğim hava.. kalp atışım.. yoklar.. ve ben.. ben yokum.. orada bi kafa durması var işte.. haliyle insan önce bi tırsıyor.. götün üç buçuktan dört atıyor.. bilinmedik taş öd patlatır.. dur bi..

hemen şimdi yok olman teklif edildi.. kabul mü.. yok olana kadar bin türlü endişe duyabilirsin.. korkabilirsin.. geride bırakacakların için üzülebilirsin.. ama evet dedikten sonrası yok.. korku endişe üzüntü.. hiçbiri yok.. yok olma kararın için pişman olacaksın desen.. o da yok.. hepsi seninle birlikte yok oldu.. hatta bi de benden sana bonus.. var olmaya devam eden insanların hafızalarından da silineceksin.. sana ve mazideki varlığına dair bütün deliller karartılacak.. hem bişey diyim mi.. bi kere yok oldun mu.. bi dönem var olduğun gerçeğinin de bi anlamı yok.. şimdi iyi düşün ve kararını ver.. var mısın.. yok musun..

Pazartesi, Eylül 26

içim döküldü.. bi bez alıp geliyorum..

bitkileri sevmeyen insanları sevemez.. ben bitkileri severim.. hayvanları da yerim.. yerim onları ben.. zaten bi insanın hakkıyla doyabilmesi için et yemesi şart.. insan derken erkeklerden bahsediyorum.. kadınlar insan değil çünkü.. onlar melek..

vejetaryenleri sevmeyen insanları sevebilir.. ben öyle yapıyorum.. vejetaryenleri sevmiyorum.. vegetarian.. ermeni soyadı gibi.. ermenilerle alıp veremediğim bi şey yok.. ama demiştim.. vejetaryenleri sevmem.. çünkü hayvan yemiyorlar.. şayet bi şeyin yenmemesi gerekiyorsa bence o şey bitki olmalı.. hayvan dediğimiz hayvan oğlu hayvanlar insanlardan sonra gelen en adi en şerefsiz yaratıklar.. halbuki bitkiler.. onlar masum.. kessen doğrasan gık demez.. o kadar da ağırbaşlı yavrucak.. bazen bir bitki olmayı çok istediğim zamanlar oluyor sık sık.. ama şimdiki zaman o zamanlardan biri değil..

bu evlatlık edindiğim ikinci bitki.. ilki bir öeaa.. adını unuttum.. beyazlı yeşilli yapraklı zehirli bişeydi.. o sıralar öğrenciydim.. öğrenci evinde bi gurup bedevi ile yaşıyordum.. bi gün kapıyı açtım ve ordaydı.. kapıma bırakılmış öksüz yetim bir bitki..nereden ve nasıl geldiğine dair hala en ufak bi fikrim yok.. topraksız ama canlı.. orada öylece yatıyor.. aldım.. önce suda beklettim.. yaşadı.. sonra çiçekçiden toprak alıp ektim.. adımımızı bastığımız yer toprakken çiçekçiden toprak almayı hala bir yere koyamıyorum.. ama sevgi emektir.. sevgi düşünmeden hareket çekmektir.. sevgi kredi kartı patlatmaktır.. ben de sevdim.. çok sevdim.. o bitkiyi evladım gibi sevdim.. evdeki bedeviler saksısında sigara söndürdüklerinde bi bebeğin totoşunu temizler gibi temizledim altını.. sigara dumanında boğulmasın diye balkonda havalandırdım.. üşütmesin diye içeri aldım.. yapraklarına hohladım.. sonra.. büyüdü işte bu.. baya büyüdü ama.. ben de daha büyük saksı aldım.. o daha da büyüdü.. benim kadar oldu kerata.. sonra işte ben taşındım.. o orda kaldı.. çünkü çok büyümüştü.. o kadar çok büyümese şimdi hala birlikte olabilirdik.. olamadık.. ne diyeyim.. hakkımızda hayırlısı..

bu seferki evlatlığım bir menekşe.. yeni taşındığım yerde benden önceki kiracı unutmuş.. ben de taşındıktan bi kaç hafta sonra buldum.. minicik bi saksıda.. solgun.. bitkin.. çok susamıştı.. su verdim.. kendime de bi soda açtım.. karşılıklı içtik.. pek konuşmadık.. biraz içine kapanık bişey.. belli ki bana susması gereken önemli şeyleri vardı.. ben de üstelemedim.. sonra kendine geldi bu.. eski sararmış yapraklarını kopardım.. geçmişe bi şerit çektik.. sünger de olabilir.. geçmiş gün.. ne çektiğimizi hatırlamıyorum.. önümüzdeki güzel gölgeli günlere baktık.. sonra bi gün iki tane minik mor çiçek açtı.. meğer konuşamıyormuş.. derdini polenlerle anlatıyormuş evladım.. beni sevdiğini o gün anladım.. o gün baba oldum.. fakat bu yük tek başıma taşıyamayacağım kadar ağırdı.. miniğimi aldım ve sevdiğimin evine götürdüm.. baba otoritesi kadar ana sevgisi de şart.. gel zaman git zaman.. sevdiğimin kedisi.. ki o da üvey oğlum olur.. yeni evlatlığımızı dişledi.. en taze yapraklarını ve çiçeğini kopardı.. olabilir.. aile içinde olağan şeyler bunlar.. ben de ne yapayım.. hasarlı yaprakları dibinden kırdım.. çünkü benim büyüdüğüm coğrafyada yere düşen çocuklar elinden tutup kaldırılır ve üstüne neden düştün diye bi güzel dövülür.. babalığın kitabını baştan yazamam ya.. ben de evvelce ne okuduysam onu yapıyorum.. iyi de yapmışım.. bi vakit sonra yepyeni yapraklar çıktı.. bi tane minik ve bi tane de daha minik.. sevdiğimden yapraklara isim bulmasını istedim.. büyük olanın adını yaprak koyduk.. ufağı da yeşim.. ikisi de birbirinden nazlı.. kız babası olmak çok zor..

özetlemek gerekirse.. ıspanak güzel bir yemektir.. ama döner daha güzeldir.. bitkiden evlatlık olur.. benden baba olmaz.. bi sevgilim var.. kendisi de en az benim kadar salak.. buradan kendisine selam sallayıp el göndermek istiyorum.. lütfen akşama bişey pişirme.. bazılarının akşama ne pişirsem derdi oluyo.. benim yok.. onun yerine eyvah akşama ne yemek zorunda kalıcam derdim var.. ama olsun.. aile içinde olağan şeyler bunlar.. yazmayı da özlemişim uzattıkça uzatıyorum.. daha fazla uzatmıyorum.. bitti..

Pazar, Ağustos 21

sıradan gel..

daha minicikken her sabah bahçede sıraya diziliyoruz.. inci gibi.. kolları uzat.. arkadaşının ensesini gör.. sırayı bozmadan içeri.. şimdi herkes sırasına.. öğrenci olup oturuyoruz sıralara.. alttan alttan mesajı da alıyoruz.. durun diyor.. daha değil.. siz sıradasınız.. durun.. daha beklemeniz gerek.. sahnede başkaları var.. sıranızı bilin.. sonra sıra sınavlara geliyor.. her sınavın bir sıralaması var.. hiç kimse doğru sıralama üzerine bahis oynamıyor.. bu sınavda kazananlar bi sonrakinde kaybedebiliyor.. sonra vatanı bekleme sırası bize geliyor.. erkek olanlar gidiyor.. bi kısmı geri dönmüyor.. kez göz arpacık.. askerden de döndüğüne göre artık elin iş tutmalı.. türk öğün çalış güven.. ve şimdi de sırada hökümet onaylı üreme etkinliği.. söz nişan düğün.. ne zaman başını kaldırmaya yeltensen.. şimdi sırası değil..

onlarca orta ve binlerce küçük çaplı sıra deneyiminden sonra sırasıyla önce iş sonra eş sonra çocuk sonra da torun ediniliyor.. sırayı bozmama geleneği bir sonraki kuşağa aktarılıyor.. asla ocaktan önce mart.. tatlıdan sonra çorba.. hatadan önce pişmanlık gelmiyor.. nihayetinde sırası gelen tahta kutulara konup omuzlar üstünde gezdiriliyor..

binlerce yıldır sıradışı tek bir vaka kaydedilmiyor..

Çarşamba, Ağustos 10

tık tık tık eyi günler..

reklam yapmak gibi olmasın ama toyota gibi herifim.. dişinize de bakarım falınıza da.. kirden lekeden eser bırakmam.. güveninizin eseriyim.. önem taşırım.. her eve lazımım.. evinizin havasını değiştiririm.. yuvanıza ulaştırırım.. hayatın değerini bilirim.. bal gibi biliyorsunuz.. a kalite lezzetim.. fark yaratan tasarımım.. çişimi yapsam da popom kuru kalır.. güneşin meyveleriyle tazelenirim.. önce hüpletir sonra gümletirim.. medyadaki gözünüzüm.. 12 saat tam koruma sağlarım.. sütün en tatlı haliyim.. dört mevsim dostunuzum.. dünyayı evinize getiririm.. içinizdeki baştan çıkarıcılığı harakete geçiririm.. dünyada eşim yok.. saçlarımın güzelliği gözlerime yansır.. başınıza gelen en güzel şeyim.. hayatın bir tık önündeyim.. sevgi kadar yararlıyım.. on yüz bin milyon baloncuk yutar açlığınızı yatıştırırım.. sana göre süt bi başkasına göre çukulatayım.. bi bakıma evinizin her şeyiyim.. anne dokunuşu kadar yumuşakım.. bir sevgi dokunuşuyum.. ateşte açan çiçeğim.. otomobilin geleceği makyaj uzmanlarının tercihiyim.. delikanlı kızlar beni kullanır.. zor işleri bana bırakın.. tüm zamanların en iyisiyim.. peopleları connecting yaparım.. her zaman her yerde yanınızdayım.. sağlıktan gelen güzelliğim.. türkçe müziğin keyfiyim.. dokunulası saçlar ve otomobiller yaratırım.. şok şekerim.. saraylara layıkım.. kışkırtırım.. horlayama doğal çözümüm.. gol yemem.. sörf tabiki yerim.. çakar çakmaz çakarım.. ben varsam sorun yok.. tereyağının lezzet ikiziyim.. her zaman en iyi teklifleri sunarım.. en iyisi en hesaplısıyım.. her genç kızın rüyasıyım.. size düşen keyfini sürmek.. isteyin yeter.. size bir telefon kadar yakınım.. siz de deneyin farkı hissedin.. çünkü hissetmek her şeydir.. mutlu et kendini.. ne varsa sende var.. kim tutar sizi..

Cuma, Temmuz 8

meditasyon yapın..

lan elin oğlu kızı ve hatta gayi bilem yapıyo benim neyim eksik ve dahi fazlam bile var söylenmeleri eşliğinde ben bugün bunu yaptım..

önce bi güneşi selamlama faslı geçeyim dedim.. lakin vakit akşam olunca güneş de mesaisini bitirmiş.. çoktan evinde aile saadetini yaşamaya gitmişti.. selam kısmını geçtim..
bu meditasyon zımbırtısı müzikli aha bi güzel olur dediydiler.. eşe dosta sordum.. sizde bi fincan kadar meditasyon müziği var mı.. bizim eş dost taifesinin ne kadar cahil cühela kısmısından olduğunu anladım.. ibo var diyen mi ararsın.. müslüm olmaz mı diye direten mi..
hal böyle olunca sinirim zıpladı.. meditasyon ihtiyacı tavan yaptı.. tutamaz oldum.. son bi gayretle youtube un şefkatli kollarına attım kendimi.. şarıltılı kavallı bi müzik vidyosu buldum. kılip eşliğinde leyladan geçme faslına doğru yol alırken.. işte tam o sırada.. çok çok garip bişey oldu.. akan su seslerinden çişim geldi abi.. bu kez de mesanemin ihanetini hissettim sırtımda.. aşşa yukarı bi hançer ebatlarında.. ucu da sipssivri.. neyse bi işe girdik sonuna kadar gidecez gazıyla tutmaya başladım çişimi.. ama ne mümkün.. şarıl şarıl su sesleri bitmek bilmiyo.. basınç arttıkça artıyo..

eeeaahh eyterah beaa.. nidasını atmamla tuvalete koşmam bir oldu.. ve dostlar diyebilirim ki.. meditasyon gerçekten işe yarıyor.. o nasıl bi rahatlama.. o nasıl bir gevşeme.. hiç bitmesin denilecek anların önde gideni bi an.. huzur buldum şerefsizim.. hem ayıptır söylemesi.. kendi meditasyon müziğimi kendim yaptım.. şorşorşor.. sonlara doğru bi titreme bile geldi..

Çarşamba, Haziran 29

bişe söylicem..

perişandım.. ne anlattığını geçin.. ne kadar zamandır konuşmakta olduğunu bile kestirebilecek durumda değildim.. ağzı hiç durmadan oynuyor.. bir büzüşüyor bir genişliyor bir açılıyor bir kapanıyor.. boynundaki damarlar bir şişiyor bir iniyor.. ara sıra yutkunuyor.. sonra o yutkunma esnasındaki anlık sessizliği telafi edebilmek için daha da hızlı konuşmaya başlıyor.. nefesi tükense de cümleleri tükenmiyor.. saniyenin dokuzda biri kadar bir pit stop ile hızlıca nefes alıyor ve nerde kaldığını hiç düşünmeden konuşmaya devam ediyordu.. sanırım bir ara sesten hızlı konuşmaya başladı ve dudak haraketleri ile kulağıma ulaşan ses arasındaki senkron bozuldu.. anlamsız bir konuşma rekoru denemesinin içinde gibiydik.. tek başına ve kişisel gayretleri ile türkçeyi en azından o gün için dünyanın en çok konuşulan dili yapmaya azmetmişti..

çoktan soğumuş olan çayımdan bir yudum aldım.. sigaramı söndürmek için kül tablasında boş bir yer bulmaya çalıştım.. bulamadım.. küllüğü boşaltmasını söylemek için gözlerimle garsonu aradım.. bulamadım.. içinde bulunduğum cehennem azabından kurtulmak içn bir yol düşündüm.. bulamadım.. ateşi filtresine kadar ulaşmış olan sigaramı çay bardağının içine attım.. cıss..

-ayrılalım..
-ozan da işte burcunun eski sevgilisinin okuldan arkadaşı .. ne.. bi şey mi dedin..
-ayrılalım dedim..
- ...
-seninle çok farklıyız..
-...
-hayata farklı pencerelerden bakıyoruz..
-...
-hiç ortak noktamız yok.. mesela sen erkeklerden hoşlanıyosun.. ben kadınlardan.. en temel tercihlerimizde bile birbirimizin zıttıyız.. birlikte olmamız hataydı.. yapamayız..
-saçmalama.. dur bak şunu dinle.. işte ozan burcudan nazanın telefonunu almış.. gecenin köründe mesaj atmış kıza.. nazanınbabasıçöcügübiyordenhaotrlayoramobütirlüaeıcıss..

Cumartesi, Haziran 18

saat kaç..

bazı sorular var ki.. zamanla cevabı değişebiliyor.. misal.. saat kaç..

saatin kaç olduğunu merak edip başımı kaldırıyorum.. duvarda tıktıklayan saate bakıyorum.. ortam loş.. ama saati net bi şekilde görebiliyorum.. sonra aradan bir kaç dakika geçiyor.. ve saatin kaç olduğunu merak ediyorum.. başımı kaldırıyorum.. bakıyorum.. saati görüyorum.. bu böyle bi kaç kere tekrarlanıyor.. ve nihayet.. saate bakmamın amacının saati okumak olduğunu akıl edebiliyorum.. salaklığıma gülerken o arada saati okumayı yine unutuyorum..

bazı sorular var ki.. zamanla cevabı anlamsızlaşabiliyor.. misal.. saat kaç..

Çarşamba, Nisan 27

hayal > hayat..

kulaklarımı çırpabilirsem mesela.. uçabileceğime inanıyorum.. ama bazen.. henüz beceremedim.. ama ayna karşısında provalarım devam ediyor.. uçarsam haber veririm.. ya da iyisi mi.. sizin gözünüz gökyüzünde olsun.. ama arada bir.. uçmak dediysem kuş gibi değil.. ama kelebek gibi.. hani uçmak için kanat çırpmıyor da.. kanat çırptığı için tesadüfen uçuyor gibi.. ama pişman da değil.. henüz uçamıyorum.. ama belki de kulaklarım yeterince rengarenk olmadığı için.. tabi bir de çırpamıyorum.. ama o küçük bi ayrıntı.. asıl mevzu renk.. ama siyah beyaz bi film olsaydı mesela.. belki o zaman uçabilirdim.. hızlı çekim bi sessiz film de iş görebilir.. keşke olsaymış.. gerçek gerçekten çok sıkıcı.. sanırım kelebek etkisi dedikleri şey bu.. ama ne demiş herif.. hayal büyüktür hayat.. doğru demiş onu..

Salı, Nisan 26

bugün..

annem aradı..
dedi nabıyon..
dedim nabıyım..
dedi abin nabıyo..
dedim naapsn..
dedim babam nabıyo..
dedi naapsın..
dedi neden hiç aramıyon..
dedim kendimi kaynanama saklıyom..
dedi iyi hadi kapatıyom..
dedim hadi iyi kapat..
kapattı..
helal olsun..
hakikatli kadınmış..
kapatıcam dedi kapadı..

Pazar, Nisan 24

öp beni embesil..

abstract..
bu yazının konusu kadın erkek ilişkilerinde ve hususiyetle ağızdan öpmeli yakınlaşmalarda üstünlük mücadelesi güçlü ve zayıf yönler ve sık rastlanan sonuçlardır.. araştırmanın evreni ve örneklemi araştıracının keyfiyle sınırlıdır.. araştırmanın sonuçları araştırmayla ilgili olmayabilir.. araştırmacı canı ne istiyosa onu yazmıştır..

introduction and literature review..
kadın ve erkek arasındaki üstünlük mücadelesi kadın ve erkek var olduğundan beri var.. fizik kanunları gereği biri üstteyken diğerinin altta olması gerekiyor.. hakeza öpüşme.. nasıl ki beş parmağın beşi bir değil.. iki dudağın ikisi de bir değil.. alt dudak umumiyetle üst dudaktan daha etli daha dolgun ve daha emiklenesi.. gel gör ki öpüşme esnasında sadece bir alt dudak tam verimlilikte kullanılabiliyor.. hal böyle olunca da çiftler arasında bi alt dudak kapma mücadelesi hasıl oluyor..

problem statement..
öpüşmenin ayakta olduğu durumlarda erkek kadından uzun olduğundan kelli kadının alt dudağına yeltense bile konumsal üstünlüğünden faydalanan kadın kolay bir hamleyle herifin alt dudağını yakalıyor.. al sana görsel.. ama sokakta denemeyin.. evde serbest..


çilekeş adam da kadının alt dudağından sıkılmasını beklemek ve bu zaman zarfı içinde zayıf çelimsiz üvey evlat kılıklı üst dudakla oyalanmak zorunda kalıyor.. nerde eşitlik nerde insan hakları.. duyun bu feryatları..

conclusion and suggestion..
işte ben bu feryatları ta ciğerimin köşesinde duydum ve olayı çözdüm.. ters dönücez.. yanisi çiftler göz göze bakmayacak.. göz çeneye bakıcak.. lan olum bildiğin 69 gibi işte.. lafı anlamıyosunuz kötü kötü konuşturuyosunuz beni.. mis gibi bilimsel makalenin de amına sıçırttınız.. al hadi bi de görsel..

hele bunu ayakta bile denemeyin.. yatarken serbest..
yannız çok büyük bi problemi çözdüm lan galiba.. kesin oscar falan kazanırım..

Cumartesi, Şubat 26

pis şişko..

zekasına hayran olduğum biri vaktiyle çok taşaklı bi laf etmişti.. şudur ki.. moderen kadının hayatındaki en önemli değişken kilosudur.. belki de kadın olmadığım için hiç bi zaman fazla kilolarımla derdim olmadı.. daha ziyade eksik kilolarım ve fazla santimlerimle anıldım.. anıldım diyosam kibarlığımdan.. oricinali itin götüne sokuldum.. ay çok kuru götlüsün.. rüzgar esse uçucan.. kolların kürdan gibi.. bacakların kopucak.. senin yemek diye yediğini ben gözüme damlatırım.. ve türlü eziklemelerle geçen yarı ömrümün neticesinde tahmin edebileceğiniz gibi bir miktar kinlendim.. az müsade ederseniz kinimi kusucam..

tanıdığım hiç bi şişman obur olduğunu kabul etmiyor ve bu benim çok canımı sıkıyor.. yemeden kilo alınıyo da ben mi beceremiyorum diye kendimi sorguluyorum.. yok öyle bişey.. senin içtiğin suyun üç mislisini ben içiyorum ama nedense bana yaramıyo.. ha bi de suçu günahı hastalığa ya da ilaca atanlar var.. külliyen yalan.. ama ispatlıyamıyoruz ya.. konu orda kapanıyo.. hayır efendin kapanmıyor.. pandoranın konusunu açtırdınız bana bi kere.. burdan dönüş yok.. sen o ilacı içerken tok karnına alınması gerekiyo diye yarım öküzü yersen.. yutmakta zorlanıyorum diye damacanayla kolayı yuvarlarsan.. bi de üstüne ağzının tadı düzelsin diye kaymaklı ekmek kadayıfını devirirsen her hap kilo yapar.. her su yağa dönüşür.. şu saatten sonra kimse bana cücük kadar hapı ya da masum ve doğal kaynak suyunu kötülemesin.. bozuşuruz..

sonra bi de kilolarımla barışığım muhabbeti yapıyolar.. lan barışık olmayıp napıcaksın.. küssen misal.. çıkarıp bi yere bırakabilecek misin.. sike sike sırtında götünde göbeende taşımaya devam ediceksin işte.. bırak yeaa.. barışıkmış.. fırsatını bulsan dakkasına satarsın.. nası barışıksa.. bak mesela şeyler de var.. kilo almamak için sigaraya başlayanlar.. ya da bırakmayanlar.. onlar da çok fena.. açken içilmiyo diye günde 13 öğün bişeyler atışırıyolar ama o hiç hesapta yok.. sigara içiyo ya.. tamam..

diğer bi mevzu.. zayıf gösteren kıyafet.. kusura bakmayın ama şişman olduğunuz kadar salaksınız.. hayır o kadar da kalori alıyosunuz.. bi kıdımı bile beyninize gitmiyo mu nedir anlamadım.. lan bi kıyafetten böyle bi kıyağı nasıl beklersiniz.. hadi beklediniz.. o kıyafet bu beklentinizi ne ölçüde karşılayabilir.. iki parça çaputa sihirli değnek muamelesi yapmanın mana ve ehemmiyeti nedir.. tamam göz yanılması diye şey var ama göt ve göbek diye bişey de var.. hangisi daha somut ve elle tutulur.. kararı size bırakıyorum..

aranızda en şişko olanlarınızdan bazıları bu yazıyı neden yazdığımı merak edebilir.. ona da bi açıklık getireyim hemen.. siz bu kadar şişman olmasınız benim zayıf olduğum göze batmayacak.. çan eğrisinin ortalama zirvesini yükseltip sinirimi oynatmaya ne hakkınız var lan.. tutun şu gırtlağınızı biraz.. gidin oruç tutun.. sıhhat bulun.. yağlarınızı emdirin.. ağzınızı diktirin.. midenize pranga taktırın.. ne biliyim.. zayıflamadan gelmeyin..

not 1.. o zekasına hayran olduğum kişi var ya.. o benim la..
not 2.. fazla kilolarıyla bu yazıya ilham kaynağı olan gizli şişmanıma teşekkür ediyorum..
not 3.. yazıyı yemeyip okuduğunuz için teşekkürler..

Salı, Şubat 8

eşeyli salaklık..

giriş..
günümüzün küreselleşmiş bir köyü andıran dünyasında en mühim bi şey çiftleşmektir.. özellikle yaşadığımız coğrafyanın toplumsal ardalanında çiftleşmek askere gitmekle eşdeğer ölçüde önemsenegelen bir unsur olarak nesilden nesile aktarılagelmiştir.. yeri geldiğinde çiftleşmeyen adama kız vermezler.. bugün bir kağnı arabası ya da karasaban kullanayım deseniz mesela.. bir çift öküze ihtiyaç duyarsınız.. diğer bi deyişle öküz bile olsan çift olucaksın arkadaş.. dikkatli gözlerden kaçamayacağını düşündüğüm bir ayrıntı şudur ki.. çiftçi bir çift öküzü olan kişiye denir.. ayrıca düğünlerde çiftetelli oynuyorsa ve bir tane de çiftesi varsa ve hatta av sporuyla haşır neşirse tadından yenmez.. ve giriş bölümü hasta ziyareti gibidir.. fazla uzatılmaz..

gelişme..
aslında hiçbişey anlatmadığım giriş bölümde de değinmediğim gibi çift olmak harika bi şeydir.. çünkü çift olduğunuzda önceden mahalle baskısı ötürüsüylen sadece tek başınızayken yaptığınız türden salaklıları artık bir başkasının yanında yapabilirsiniz.. dahası bu salaklıklara yenilerini ekleyebilirsiniz.. yetmezse bunu bi salaklık yarışına dönüştürebilir ve kazananı olmayan bir salaklık manzumesinin kısır döngüsünde baş dönderen turlar atmaya hemen şimdi başlayabilirsiniz.. yazının buraya kadar olan kısmını "örnek ver artık ulan allahsız" diye yalvaran gözlerle okuduğunuzu görebiliyorum ve ilişkinizi monotonluktan kurtarmak için parlak fikirler gibisinden bi ara başlıkla cosmo staylaya geçiyorum..

parlak fikir bir..
sevdicekle birbirinize garip tabirler kullanarak hitab etmek.. bebişenkoviçim.. cancitomskim.. otum.. bokum.. püsürüm.. falanım.. filanım.. çekinmeyin.. en akla hayale uğramaz.. en sike sürülmeyecek hitap şelini bulun ve kullanın.. bu sadece salaklığınıza salaklık katmayacak batolso ilişkinizi eşsiz yapacaktır..

parlak fikir iki..
aslında ikinizin de asla ve kata yapmaya yeltenmeyeceği bişeyi bulun ve bunu rutin haline getirin.. misal.. bi milyonla çalışan masaj koltuklarına oturup masaj yaptırmak.. hatta sırf bunu yapmak için nefret etseniz bile avm lere gidin.. yan yana iki koltuk bulun.. ele tutuşun ve titreyerek kendinizden geçin.. aşkınızı pekiştirin..

parlak fikir üç..
bu salaklıklar yeterli gelmedi mi.. anlaşılan siz de benim gibi az buz salaklıkla doymayacak oburluktasınız.. peki.. şunu deneyin.. sevdiceğinizle öpüşürken ani bi haraketle burnunu tıkayın ve ciğerlerinzdeki bütün havayı onun ciğerlerine höfleyin.. sonra işte o da size yapsın aynısını.. hayat öpücüğü kardeşi olun.. hemi de çok hayati bi beceri kazanmış olun.. süper lan bu.. yani başka hangi durumda suni tenefüs pratiği yapma imkanınız olabilir ki.. anca biri boğulacak da öyle.. ölme eşşeğim ölme.. suni tenefüs yapayım da hayata dön..

parlak fikir dört..
evvelce sıralanan türden salaklıkların hepsini ve benzerlerini yaptınız.. ama kesmedi.. öyleyse son olarak bi de şunu deneyin.. sevdicekle smack down oyunu.. vuuuuu. olleeey.. üstünüzü çıkarın.. donlarınızı paçası sıvanmış pantullarınızın üstüne giyinin.. yüzünüze gözünüze kızılderili gibisinden korkunçluklu makyajlar yapın.. evet hazırsınız.. artık birbirinize vuruyo gibi yapıp fuo fuo fuo puaaaağ sesleri eşliğinde salaklığın zirvesine çıkabilirsiniz.. zirveden bana da el sallamayı unutmayın.. sizleri çok seviyorm.. salaklarım benim yeaa..

sonuç..
valla öle kayda değer bi sonuç yok.. akımdı bokumdu derken kol gibi yazıyı okudunuz işte.. hepsi o.. geçmiş olsun.. allah daha büyük dert vermesin..

Cumartesi, Ocak 22

pardon..

pardon.. bakar mısınız..
hiçbir şeyinizi düşürmediniz.. ama düşürseydiniz ben görüp size geri verirdim..
bu hususta bana güvenebilirsiniz..
merhaba..
sizinle tanışmak istiyorum fakat bunu nasıl yapacağım konusunda teredütler yaşıyorum..
malum zor bi iş bu..
tanımadığın biriyle tanışmak yani..
hani az biraz tanışıyo olsak daha kolay olurdu.. hay allah ne kadar salağım.. o zaman da tanışmamıza gerek kalmazdı..
ama belki bi ihtimal ikimiz de hafızamızı kaybetmiş ve daha önce tanışıyor olduğumuz halde artık birbirimizi hatırlamıyor olabilirdik..
aslında bu olasılık hala geçerli..
ama hayır.. hiç sanmıyorum..
sizi daha önce görmüş olsam asla unutmazdım..
allah hafızamı muhafaza etsin..
bundan sonra da unutacağımı sanmıyorum..
tabi izniniz olursa..
ilelebet hafızmda hapsolmak ister miydiniz..
bu çok iddialı oldu sanırım.. çünkü söz veremem.. çünkü neyi unutacağımı ya da hatırlacağımı ben belirleyemiyorum..
aklımın sözü hafızama geçmiyor..
aralarında şiddetli bir geçimsizlik hüküm sürüyor..
ama her gün tekrarladığım şeyleri çok zor unuturum..
onu diyordum işte..
sizi her gün tekrarlasam acaba.. sizce bi mahsuru olur mu..
özür dilerim..
nasıl da çenem düştü.. siz kusuruma bakmayın..
bu sıralar bi takım varoluşsal sorunlar yaşıyorum.. bütün lafazanlığım ondan..
son bir şey sorabilir miyim..
gerçekten var mısınız..

Cumartesi, Ocak 8

kestane yiyin..

şiir yazamam.. insanları ya da nesneleri methedemem.. abartmaya karşı abartılı düşkünlüğüme rağmen beğenilerimi anlatırken mübalağa etmem.. iyimiş.. güzelmiş.. başarılı.. gibi tırtımsı ifadelerle geçiştiririm.. belki size öyle gelecek ama bu sefer de abartmıyorum..

kestane şahane bişeydir.. kestane çok şahane bişeydir.. en şahane bişey kestanedir.. kestaneden daha güzel bişey varsa o da kestane şekeridir.. kestanesiz bir dünya düşünemiyorum.. bugün hala hayattaysam ve kısa ve orta vadeli planlarım arasında intihar etmek yoksa bunun yegane sebebi biraz daha kestane yiyebileceğime olan inancımdır.. evlenmek ve bu lanet olası dünyaya bir çocuk getirmeyi düşünüyosam bu sadece çocuklarımın da kestane yiyebileceğini ümit ediyor olmamdandır..

günümüz toplumu kestaneye gereken değeri vermiyor.. sıradan bir yiyecek muamelesi yapıyor.. ve bu benim içimi parçalıyor.. örneğin bi kestane şekeri gerçeği var.. en mendebur.. en bunalımlı.. en depresif zamanlarda bile tüketildiğinde fizyolociye kudret piskolociye destek sağlıyor.. ama gel gör ki kilosunun fiyatı neredeyse slav kökenli bi seks emekçisinin bir seansıyla aynı.. olmaz.. devletimizin buna bişey yapması lazım.. dünyanın en pahalı kestanesini ben yiyorum eylemleri yapabiliriz.. mesela fakir ailelere kömür yardımı yerine kestane şekeri yardımı yapılabilir.. ya da doktorların yazdıkları kestane şekeri reçetelirin ücretini sosyal güvenlik kurumları karşılayabilir.. ilkokullarda öğrencilere kestane mamülleri bilaücret dağıtılabilir..

tabi her şeyi devletten bekleyemeyiz.. misal bi tema vakfı var.. her buldukları yere meşe palamudu dikiyor bu gerkezler.. lan sincap mıyız olum biz.. napıcan palamudu.. dik oraya mis gibi kestane.. ne güzel yiriz.. gölgesinde salıncak sallanırız.. renkli istop oynarız.. manita ayıklarız.. yaparız yani bişeyler.. ama en mühümü kestanesini yeriz.. şekerini yaparız.. pastaya dondurmaya koruz.. onları da yeriz.. lütfen ama.. aaaa ama.. sinirleniyorum ama.. kaldırmayın beni yerimden fena yaparım ama..

ama işte birey olarak yapabileceklerimiz de var.. bugün herkes kapısının önünü süpüreceğine mesela.. bi tane kestane ağacı dikse.. hayat bayram olabilir.. bayram demişken.. yılda bir günün kestane bayramı olarak kutlanması da hiç fena olmaz.. şeker ve et bayramları varsa kestane bayramı da olmalı..

sanırım yeteri kadar bilinçlendiniz.. umarım abuk sabuk yorumlar yapıp sizleri kestane odunuyla dövmeme sebebiyet vermezsiniz.. kestaneyi çizdirmek gibisinden komiklik yapacakları şimdiden tehdit ediyorum.. yapmayın çoğcuğum.. satırlarıma burada son verirken hepsinize sağlık mutluluk ve bol kestaneli günler diliyorum.. canlarım benim yeaa..

Perşembe, Ocak 6

köprünün üstünde ilk çıkış..

-pardon.. giriş ne tarafta..
-şu döner kapıdan girebilirsiniz..

döndöndön..
anamızın karnından bi çıktık.. sonrası hep bi yerlere girmek çabası.. okula gir.. sınava gir.. sıraya gir.. hizaya gir.. ergenliğe gir.. insan içine gir.. misafirlerin yanına gir.. basket takımına gir.. manitanın koluna gir.. tekrar sınava gir.. ilk yüze gir.. üniversiteye gir.. yaşın tutsun kıraathaneye gir.. gaza gel mektebe gir.. arkadaş grubuna gir.. bi daha sınava gir.. ilk ona gir.. işe gir.. müdürün gözüne gir.. mülakata gir.. mastıra gir.. doktoraya gir.. jüriye gir.. birinin kalbine gir.. sonra onun koynuna gir.. yedi kişi birleş danaya gir.. eş dost düğünlerinde halaya gir.. sıra sana gelince gerdeğe gir.. yannız kal depresyona gir.. kooperatife gir.. takside gir.. avro gününe gir.. bireysel emekliliğe gir.. kırmızı donunu giy yeni yıla gir.. mumlara üf de yeni bi yaşa gir.. andropoza gir.. sinir krizine gir.. ama gir.. göte gir.. gir gir gir.. bu ne ırzını sikiyim la.. bitti mi hayır.. mezara gir.. şimdi bitti mi.. yine hayır.. bi de en son olaraktan cennete gir.. girmiyorum lan.. girmiyorum.. biri bana çıkışı göstersin.. taam lüzum yok.. kendim bulurum.. çıkçıkçık..
döndöndön..

-pardon.. çıkış ne tarafta..
-zaten dışarıdasınız beyfendi..