Çarşamba, Haziran 29

bişe söylicem..

perişandım.. ne anlattığını geçin.. ne kadar zamandır konuşmakta olduğunu bile kestirebilecek durumda değildim.. ağzı hiç durmadan oynuyor.. bir büzüşüyor bir genişliyor bir açılıyor bir kapanıyor.. boynundaki damarlar bir şişiyor bir iniyor.. ara sıra yutkunuyor.. sonra o yutkunma esnasındaki anlık sessizliği telafi edebilmek için daha da hızlı konuşmaya başlıyor.. nefesi tükense de cümleleri tükenmiyor.. saniyenin dokuzda biri kadar bir pit stop ile hızlıca nefes alıyor ve nerde kaldığını hiç düşünmeden konuşmaya devam ediyordu.. sanırım bir ara sesten hızlı konuşmaya başladı ve dudak haraketleri ile kulağıma ulaşan ses arasındaki senkron bozuldu.. anlamsız bir konuşma rekoru denemesinin içinde gibiydik.. tek başına ve kişisel gayretleri ile türkçeyi en azından o gün için dünyanın en çok konuşulan dili yapmaya azmetmişti..

çoktan soğumuş olan çayımdan bir yudum aldım.. sigaramı söndürmek için kül tablasında boş bir yer bulmaya çalıştım.. bulamadım.. küllüğü boşaltmasını söylemek için gözlerimle garsonu aradım.. bulamadım.. içinde bulunduğum cehennem azabından kurtulmak içn bir yol düşündüm.. bulamadım.. ateşi filtresine kadar ulaşmış olan sigaramı çay bardağının içine attım.. cıss..

-ayrılalım..
-ozan da işte burcunun eski sevgilisinin okuldan arkadaşı .. ne.. bi şey mi dedin..
-ayrılalım dedim..
- ...
-seninle çok farklıyız..
-...
-hayata farklı pencerelerden bakıyoruz..
-...
-hiç ortak noktamız yok.. mesela sen erkeklerden hoşlanıyosun.. ben kadınlardan.. en temel tercihlerimizde bile birbirimizin zıttıyız.. birlikte olmamız hataydı.. yapamayız..
-saçmalama.. dur bak şunu dinle.. işte ozan burcudan nazanın telefonunu almış.. gecenin köründe mesaj atmış kıza.. nazanınbabasıçöcügübiyordenhaotrlayoramobütirlüaeıcıss..

Cumartesi, Haziran 18

saat kaç..

bazı sorular var ki.. zamanla cevabı değişebiliyor.. misal.. saat kaç..

saatin kaç olduğunu merak edip başımı kaldırıyorum.. duvarda tıktıklayan saate bakıyorum.. ortam loş.. ama saati net bi şekilde görebiliyorum.. sonra aradan bir kaç dakika geçiyor.. ve saatin kaç olduğunu merak ediyorum.. başımı kaldırıyorum.. bakıyorum.. saati görüyorum.. bu böyle bi kaç kere tekrarlanıyor.. ve nihayet.. saate bakmamın amacının saati okumak olduğunu akıl edebiliyorum.. salaklığıma gülerken o arada saati okumayı yine unutuyorum..

bazı sorular var ki.. zamanla cevabı anlamsızlaşabiliyor.. misal.. saat kaç..