Perşembe, Şubat 16

tesadüf bu ya..

Geçen gün bankada oktayla karşılaştım.. o beni hatırlamasa yemin ederim benim onu tanıyacağım yoktu.. nasıl hatırlayabilirim.. ilkokuldan beri görmedim.. çok değişmiş.. ama gözleri aynı.. aynı felfecir bakışlar.. çocukken yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi.. gel desem gelir öl desem ölürdü.. en çok onunla konuşurdum.. geçmiş gün.. hatırlamadığım bi sebepten ayrı düştük.. bir daha da ne gördüm ne de haber aldım..

Bankadan çıkıp hemen yandaki kafeye oturduk.. sigara ikram ettim.. geri çevirdi.. önceden içermiş.. tam on sene içip bırakmış.. bir daha ağzına sürmemiş.. ee.. Dedim.. anlat bakalım.. anlatmaya başladı.. kaptan olmuş.. yıllarca kuru sulu türlü çeşit yük ve yolcu gemilerinde çalışmış.. gitmediği görmediği memleket kalmamış.. moğolistanda ava çıkmış.. zanzibarda dalış yapmış.. Chicago müzikalini Chicagoda izlemiş.. anlattı da anlattı.. cüzdanındaki bi foftoğrağı gösterip karım dedi.. sandra bullockun speed te oynadığı halinin tıpkısı bir hatun.. bilmemnere orkestrasında keman çalıyormuş.. yedi sene önce bir otobüste tanışıp bir vapurda ilanı aşk edip bir uçakta dünya evine girmişler.. toplu taşımadan yana yüzü gülen bir çift insan.. bir de kızları olmuş.. bir görsem öyle sevimliymiş ki.. gözleri aynı annesiymiş.. babasından bir tek inatçılığını almışmış.. kızının fotoğrafını da gösterdi.. adam hazırlıklı gelmişti.. belgesiz tek laf etmiyordu..

Sohbet iyiydi hoştu fakat benim hemen eve gitmem gerekiyordu.. kaçanın anası ağlamaz.. yarım ağızla oktayı da davet ettim.. şans bu ya.. adamın bütün öğleden sonrası boşmuş.. o da yapacak bir şeyler arıyormuş.. zaten bi kaç günlüğüne gelmiş.. avşadaki bağ evine dönecekmiş.. altı ay gemide altı ay da avşadaki bu evde yaşıyormuş.. mutlaka ziyaretine gitmeliymişim.. hem teknesiyle balığa çıkarmışız.. öyle çok büyük bir şey değilmiş ama ayağını sudan kesiyormuş işte.. gitmezsem çok darılırmış..

Birlikte kalktık.. arabası hemen şurdaki otoparktaymış.. yürüdük.. aynı boyda olmamıza rağmen benden daha uzun durduğu yetmezmiş gibi aynı yaşta olmamıza rağmen benden daha genç duruyordu.. ne yalan söyleyeyim.. bu duruşuyla sinirimi bozuyordu.. arabasına bindiğimizde kıskançlığım bir kat daha arttı.. bir ford mustang.. kontağı çevirdiğinde fesatlıktan tansiyonum düştü.. gözlerim karardı..

Oktay anlatmaya devam ediyordu.. gemide okumak için bol bol vakti oluyormuş.. sonraları kendisi de yazmaya başlamış.. ilk öykü kitabı iki yıl önce basılmış.. hayret nasıl duymazmışım.. halbuki eleştirilerde adı umut vaat eden genç yazarlar arasında anılıyormuş.. sözünü yol tarifiyle kestim.. buradan sola döneceksin..

Yolculuk bitti.. ama oktayın pek de öz olmayan geçmişi bitmedi.. fotoğrafçılığa da ilgisi varmış.. haliyle o kadar farklı coğrafya görünce fotoğraf çekmeden olmazmış.. zamanla on binerce fotoğraflık bir albümü olmuş.. ne içersin.. çay alıyım.. şekersiz lütfen.. çaylarımız hazır.. albüm demişken.. koleksiyonerliğe de merak salmış.. yatak odasının bir duvarı eski yeni yerli yabancı kibrit kutularıyla kaplıymış.. bütün Sadri alışık filmlerini bir araya getirmeyi başarmış.. haftada bir maaile oturup bi tanesini izlemeden rahat edemezlermiş.. kızlarının adı müjganmış.. bi oğulları olursa adını Sadri koyacaklarmış.. bir çay daha.. hayır teşekkürler.. ziyaretin kısa olanı makbulmüş.. sonra gene gelirmiş.. yıllar sonra birbirimizi bulmuşuz ya.. bir daha bırakmazmışız.. hadi görüşürüzmüş.. kendime çok iyi bakacakmışım.. ben ona lazımmışım.. bütün gücümü toplayıp gülümsedim.. tabi tabi.. mutlaka.. inşallah.. öyle ya.. hayhaylar eşliğinde misafirimin ardından kapıyı kapattım..

Sefil hayatımla baş baş başaydım.. oktayın yanında küçülmüş.. çocukluğuma geri dönmüştüm.. sanırım söylemeyi unuttum.. Oktay benim çocukluktaki hayali arkadaşım.. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi.. gel desem gelir öl desem ölürdü.. geçmiş gün.. hatırlamadığım bi sebepten ayrı düştük.. giderken hayallerimi de çalmış alçak.. bir daha görmesem iyiydi..

Perşembe, Şubat 2

yaparım dersem yaparım..

"bıyığımı keserim" ifadesi "çocuğumu keserim" kadar olmasa da tehdittir blöftür vesairedir.. tanımımızı yaptığımıza göre gelelim bu cümlenin kişisel gündemimdeki mana ve ehemmiyetine.. efem.. bi vakit önce ocak ayı içinde sigarayı bırakacağıma dair kendisime bi söz verdim.. verdiğim sözleri tutmak konusunda hassasım.. hem sigarayı bırakmak sanıldığından çok daha kolay bişey aslında.. misal ben defalarca bıraktım.. ama daha kolay olanı yeniden başlamak.. ki tahmin edebileceğiniz gibi bunu da defalarca yaptım.. lakin bu kez farklı oldu.. hayır yeniden başlamadım.. cünkü lanet sigarayı bırakamadım.. tabi kendime olan saygımdan dolayı başka bi şey yaptım.. verdiğim sözün en azından bi kısmını tutmalıydım.. ve tuttum da.. bıyık bıraktım.. şimdi hepinizin huzurunda bi söz daha veriyorum.. üç gün içinde sigarayı bırakamazsam bıyığımı keserim.. bu kadar da kararlı bu kadar da işgüzarım..
şimdi onlar düşünsün..